Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kral Lear

A+A-

Kral Lear, yaşının ilerlemesi itibariyle krallığını korumak için üç kızı arasında krallığı bölüştürmeyi sonrasında ise onların koruması altında kalan hayatının tadını çıkarmayı planlamaktadır. Fikrini kızlarına anlatır ve iki büyük kızı yalakalığın dibine vurur adeta, kralın küçük kızı Cordelia ise bu olayı saçma bularak reddeder tabi kralda kızını…

Olaylara şahit olan Fransa kralı ise Cordelia'nın karakterine, güzelliğine hayran olup evlenmeye karar verir. Kral Lear ise kısa zaman sonrasında sahip olduğu gücü dağıtınca elinde hiçbir şey kalmayacağını öğrenecek ve kendisini sonu delilikle biten korkunç olayları yaşayacaktır.

Futbolun beşiği İngiltere kendi futbol rüzgarında yol almaya devam ederken, ülkemizdeki futbol anlayışı saha mücadelesinden masa başına, oradan da hakemler eliyle tekrar sahaya yansıtılmaya başladığından bu yana her şeyin tadı tuzu kaçtı.

Ülkemizdeki futbol anlayışı, Eric Cantona'nın 53 yaşında iken futbola sağladığı üstün katkılardan dolayı UEFA Başkanlık Ödülü'ne layık görüldüğü törende, başlangıç sözleri olarak; William Shakespeare'in ünlü 'Kral Lear' oyununda yer alan "Sinekler neyse yaramaz çocuklara, biz de oyuz Tanrılara. Öldürüyorlar bizi zevkleri için" cümlesinin adeta iz düşümüdür.

Beşiktaş başkanı sayın Ahmet Nur Çebi, hakemlerin adeletsizliği üzerinden sözü yabancı hakem çağrısına getirince ortalık şöyle bir hareketlendi ve Hakemler Derneği "Yabancı hakeme karşıyız" açıklaması getirdi.

Ülkemizde futbol serüveni ve hakemlik deyince, sürekli olarak hakemlik yapan ilk kişiler olarak; İngiliz James Lafontaine'dir. Sonrasında ise Kadıköy takımının eski sağ açığı olan Kinon ile Rum Elpis takımının kalecisi Vasiliadis ismini görmekteyiz. Futbol hakemi olarak tespit edilen ilk Türk ise 1907 yılında Kadıköy ile Moda takımları arasındaki maçı yönetmiş olan Fuad Hüsnü Kayacan'dır.

Fuad Hüsnü Kayacan'ı takip eden diğer isimler Galatasaraylı Ali Sami Yen, Altınordulu Raşit Aydınoğlu, Fenerbahçeli Nasuhi Esat Baydar, Said Selahaddin Cihanoğlu ve Galip Kulaksızoğlu'dur.

1920 yıllarda İngiliz Edward Allen ve Çek Antony Kratky isimleri futbol tarihimize isimlerini yazdırmışlardır.

Türkiye İdman Cemiyetleri İttfakı ve sonrasında kurulan Türk Futbol Federasyonu futbolumuzda hakemlik olayını ciddiyetle ele almış ve bu alanda değerli isimleri görevlendirmişlerdir.

Bu isimler; Vefalı Necmi Çakar, Darüşşafakalı Cemal Faris, Galatasaraylı Adil Giray, Altınordulu Abdullah Güz, Vefalı Saim Turgut Aktansel, İstanbulsporlu Emin Ayla yine İstanbulsporlu Kemal Halim Gürgen ve Harbiyeli Niyazi Taşdelen beyefendilerdir.

 

1932 yılında İstanbul Cağaloğlu'nda Eminönü Halkevi binasında açılan, Fenerbahçeli eski futbolcu ve hakem Nüzhet Abbas Baba tarafından yönetilen ilk "Futbol Hakem Kursu"nu bitirenlere diplomaları verilerek önemli adım atılmıştır.

 

1940 yılında ise Türk hakemliği adına devrim gerçekleşerek, hakemlerimiz lisanslara bağlanmış, ilk hakem lisansları 1 Ekim 1940 günü sahiplerine dağıtılmış ve 1 numaralı lisans sahibi "Beynelminel Hakem" lisans sahibi Nuri Bosut olurken, 1 numaralı "Milli Hakem" lisansı Şazi Tezcan beyefendiler olmuştur. Şazi Tezcan beyefendi 1946 yılında Şam'da oynanan Suriye - Lübnan arasındaki ilk iki yabancı maçı yönetmiştir.

 

Futbolumuz Şazi Tezcan beyefendiden, 2010 yılına geldiğimizde yayımcı kuruluşta her türlü eyyama açık açıklamalarıyla damga vuran Markus Merk ismine rast geliyoruz.

 

Markus Merk ismini bugün Beşiktaş ve Kulüpler Birliği başkanlığı görevini icra eden ve "Yabancı hakem" isteyen sayın Ahmet Nur Çebi ile 2014 yılında kesiştiğini görmekteyiz.

 

2014 yılında yayımcı kuruluşta yaptığı açıklamalar ile dönemin Beşiktaş teknik direktörü Bilic'in tepkisini çeken Markus Merk için sayın Ahmet Nur Çebi "Merk'i Beşiktaş maçlarında istemiyoruz" demişti.

 

Yıl 2021 ve bugün sayın Ahmet Nur Çebi "Yabancı hakem" istemektedir.

 

Bu ülke hayatın her alanında dürüst, adil, eğitimli insanlar yetiştirmek yerine bugünkü zihniyeti önce inşa edip sonrasında üzerine temelsiz, her an yıkılmaya aday bina dikerse dün öyle, bugün böyle olur ya da rahmetli Süleyman Demirel'in dediği gibi hayat "Dün dündür, bugün bugündür" den ibaret hale gelir.

Bu yazı toplam 910 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar