1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3.  Koronavirüs-Tarım-Köy Enstitüleri (II)
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

 Koronavirüs-Tarım-Köy Enstitüleri (II)

A+A-

1940-1946 arasında köy enstitülerinde 15.000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirilmiş ve üretim yapılmıştı. Aynı dönemde 750.000 yeni fidan dikilmişti. Oluşturulan bağların miktarı ise 1.200 dönümdü. Ayrıca 150 büyük inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santralı, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 3 balıkhane, 100 km. yol yapılmıştı. Sulama kanalları oluşturularak enstitü öğrencilerinin uygulamalı eğitim gördüğü çiftliklere sulama suyu öğrenciler tarafından getirilmişti. Köy okullarında sanat da önemli bir yer tutmuş müzik, resim gibi alanların dışında terzilik, kunduracılık, nalbantlık gibi zanaatlar da köylülere öğretilmeye çalışılmıştır. Ancak bu durum feodal yapının temeli olan “büyük toprak ağalarının” işine gelmedi. Celal Bayar, Adnan Menderes, Emin Sazak, Cavit Oral, Refik Koraltan gibi 128 muhalif vekilin “Köy Enstitüleri komünist yetiştiriyor, kız erkek beraber okuyor.” vb. gerekçeler ile oluşan sürekli baskısı sonucu İsmet İnönü tarafından 1946 yılında kapatılarak Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülüyor. 1947’de Millî Eğitim Komisyonu kuruluyor, bu komisyonda iki Türk, altı ABD’li uzman var iyi mi? ABD’nin Marshall yardımını vermek için koyduğu şartlardan biri de Köy Öğretmen Okullarının kapatılması oluyor. Köy Öğretmen Okulları da 1954 yılında Menderes Hükümeti tarafından kapatılıyor. Aslında bu okulların kapatılmasının altında yatan gerçeği yıllar sonra o dönemde milletvekili olan Kinyas Kartal şöyle anlatmıştır; “Benim Van ve Hakkâri de 200 köyüm var. Bu köydeki herkes askere gitmekten, iş tutmaya kadar her konuda bana gelirler ve son kararı benden alırlar. Ancak son yıllarda öğretmen gelen 5 köyümden hiç kimse bana gelmez oldu. Adamlar Kaymakama nasıl gidileceğini öğrenmişler. Bana sormadan gidiyorlar. Bu da benim otoritemi sarstı. Gittim Eskişehir’de büyük toprakları olan milletvekili Emin Sazak’a dedim ki bu okulları kapattıralım yine bizim dediğimiz gibi marabaya biz kimi gösterirsek ona oy verir.”  Yani amaç feodal yapıyı korumaktı. Şimdi soru şu; o okullar kapatılmasaydı Türkiye nasıl bir Türkiye olurdu? Kaç tane Aziz Sancar çıkartırdı? Köy Enstitüleri kapatılmamış olsaydı Türkiye bugün sanayide nerede olurdu? En önemlisi bugün Türk tarımı dünyada hangi konumda olurdu, söyleyelim topraklarımız Hollanda’nın 10 katı olduğundan 10 Hollanda olmuştuk. Geliri siz hesaplayın artık. Bugün çiftçilik yapan insanların ortalama yaşı 50 civarında. Peki, çocukları nerede? Büyük şehirlerde AVM’lerde güvenlik görevlisi. Köylerimiz kalkınmış olsaydı şehirlerde bu yoğun birikme ve plansız yapılaşma, betonlaşma da olmazdı, periferdeki varoş kültürü diye bir kültür de olmazdı. Türkiye’de kooperatifleşme emperyal yapının hep hedefinde olmuştur. O nedenle Tarım Bakanı Sayın Pakdemirli’nin projesine sahip çıkılması ve desteklenmesi gerekir. Nitekim 30 yıl önce çok güçlü bir kooperatifleşme örneği olan EGS’de emperyal yapının hedefi olmuştur. Zira İngiliz tekstil sanayini çok zora sokmuştur. Ama aynı EGS bugün Kanada’da İktisat Fakültelerinde EGS Modeli diye ders olarak okutulmaktadır. Sonuçta Koronavirüs çok küçük ama bize çok büyük gerçekleri hatırlattı. Yarın, 1 yıl, 10 yıl, 50 yıl sonra yine böyle veya faklı küresel felaketlerle karşılaşmayacağımızı kim garanti edebilir? Rabbimizden başka hiç kimse bunu bilemez. Öylesi koşullarda dünyada hiçbir ülkenin bir diğerine yardım etmediğini Korona sürecinde gördük, görüyoruz. (Sadece Türkiye birçok ülkeye elini uzattı ama onların ihtiyacımız olduğunda Türkiye’ye ellerini uzatacaklarını hiç sanmıyoruz.) O halde kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Koronavirüs, Neoliberalizmin nasıl büyük bir yalan ve balon olduğunu, bir felakette ülkeleri nasıl yere serdiğini tüm dünyaya gösterdiğinden dolayı yeniden planlı kalkınmaya geçmemizi ve en azından sağlık ve eğitim alanlarında devletin yatırımlarının daha fazla olması gerektiğini ortaya koydu.

Eğitim millî-bilgi evrenseldir

Tarımsal üretimimizi ne pahasına olursa olsun yine en üst seviyelere çıkarmamız (ki bu bize dünyada büyük stratejik avantaj ve imkânlar sağlayacaktır), kendi aşımızı, kendi ilacımızı kendimiz yapmamız, kendi millî eğitimimizi kendimiz yapılandırmamız, 2023 Eğitim Vizyonu kitapçığında yazıldığı gibi “eğitim evrenseldir” türü bir hataya düşmememiz, “eğitim millî-bilgi evrenseldir” dememiz ve tam millî eğitimimizi hayata geçirmemiz, kendi millî silahlarımızı, kendi elektronik sanayimizi kendimiz yapmamız hayati önemdedir. Örneğin değerli kardeşimiz Selçuk Bayraktar, Aselsan, SSM’nın birlikte yaptığı İHA ve SİHA’lar gibi, Milgem projesi gibi, Fırtına obüsleri gibi, Altay tankı gibi. Türkiye’nin tüm bunları yapacak bilgi, beceri ve millî şuur sahibi pek çok kahramanı ve siyasi iradesi vardır. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından açılışının, millî egemenliğin Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği oluşturulduğu tarihtir. Bugün yüzüncü açılış yıldönümünü kutluyoruz. 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı aziz milletimize kutlu olsun. Bu vesile ile Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile bu vatan için şahadete ulaşan tüm aziz şehitlerimize yüce Rabbimizden rahmet dileriz. Kahraman gazilerimize de şükran duygularımızla sağlıklı bir yaşam dileriz. Nice yüzüncü yıllara...

Bu yazı toplam 1134 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar