1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Koronavirüs-ekonomik sistemler
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Koronavirüs-ekonomik sistemler

A+A-

 Bundan sonra dünya tarihi Koronavirüs'den önce ve Koronavirüs'den sonra (K.Ö-K.S) diye yazılacaktır. Covid-19 dünya tarihinde öngörülmemiş değişiklikleri gerçekleştirecek. Zira dünya böyle bir pandemiyi 1918-1920'de İspanyol gribinde yaşadı ve ardından 1929 derin ekonomik krizi ortaya çıktı, süreç İkinci Dünya Savaşı ile tamamlandı. Covid 19 da dünyada hem ekonomik sistemlerde hem de siyasal sistemlerde büyük değişiklikler yaşatacak. Birçok ülkede siyasi irade yapılarının değişmesine sebep olacak. Bütün bunları uzun uzun yazacağız.

Yeni bir dünya düzeni

Bu yazımızda ekonomi alanındaki muhtemel değişiklikleri paylaşalım. Aslında bir "stratejik öngörü" çalışması diyelim buna. Zira masanın üstünü herkes görebilir, önemli olan masanın arkasını doğru görebilmek ve geleceğe yönelik tedbirleri önceden alabilmek, kısacası proaktif bir yönetim sürecini işletebilmektir.  Koronavirüs "yeni bir dünya düzeni" kuruyor. Tüm dünyada hem insanlar hem de devlet yöneticileri öncelikle "ne varsa milletin kendi ülkesinde var." olduğunu gördüler. Yani İtalya, İspanya acı içinde kıvranırken Almanya'nın "önce Almanya" demesi nedeniyle yalnız kaldıklarını gördüler. AB'nin böylesi ulusal felaketlerde bir hikâye olduğunu gördüler. Bu durum "ulus devlet" kavramının ne denli hayati önemde olduğunu ispatladı. 1970'lerde Milton Freidman ile ortaya koyulan "Küresel ekonomi-Neoliberalizm"in ne denli büyük bir balon olduğunu, içine bir virüs girdiğinde nasıl patladığını gördüler. Kapitalizmin ABD, İtalya, İspanya, İngiltere gibi "neoliberalizm"in babası olan ülkelerde nasıl çöktüğünü gördüler. Dünyada yaşayan insanlar Küreselciler ile Korumacılar arasındaki mücadelede Korumacıların haklı olduğunu gördüler. Küreselcilerin kapitalist sömürü sistemi olan "neoliberalizmi" neden istediklerini anladılar. Zenginler ile yoksullar arasındaki makasın ne kadar açık olduğunu ve bunun yürümediğini gördüler. ABD ve İngiltere gibi ekonomi devi ülkelerin bile popülist politikalar uyguladığında virüs karşısında kumdan kaleler gibi nasıl çöktüklerini gördüler. Dünyanın en güçlü ülkesi kabul edilen ABD'nin bütün üretim faktörlerini ucuz işçilik ile daha çok kâr etmek amacıyla Çin'e göndermesi sonucunda böylesi bir felaket anında ülke içinde "solunum cihazı" dahi üretecek bir fabrikayı bulamadığını ve bunun vahim sonuçlarını gördüler. Kriz süresinde destek paketlerinin "mal üreten" şirketlere verildiğini, paradan para kazananların ise buna karşı çıktıklarını ve insanları düşünmediklerini gördüler. Küreselcilerin çok büyük paralar kaybettiklerini gördüler.

İki kutuplu sisteme geçiş

ABD başta olmak üzere şimdi birçok ülke "kamusal üretim mekanizmalarını" piyasa mekanizmalarına terk etmenin acılarını yaşıyor. Tüm dünyaya entegre olmuş bir sistemin küçücük bir virüs karşısında nasıl çöktüğünü görüyor ve aslında "tarihe tanıklık" ediyoruz. 1989 dünya için önemli bir tarih, bir köşe taşı idi çünkü "Berlin Duvarı" çöktü ve dünya iki kutuplu sistemden tek kutuplu ABD'nin hegemon olduğu bir sisteme geçti. Lakin bu geçiş yavaş ve kontrollü bir geçişti. Şimdi tekrar Çin'in ve ABD'nin etkin olacağı ama ulus devletlerin de öne çıkacağı iki kutuplu bir sisteme geçiyoruz. Ama kontrolsüz, çok hızlı bir geçiş bu ve beraberinde dünyada kesinlikle ekonomik bir çöküşü belki de ardından Allah korusun konvansiyonel bir savaşı getirebilecek. Dünya ekonomisi bir anda durdu. Tüm dünyada olduğu gibi yaşadığımız ülkede, şehirde, mahallede bile ekonomik hayat büyük ölçüde durmuş durumda değil mi? Berber, kafeterya, giyim mağazası, spor salonu, kahvehane vs. hep kapalı değil mi? Bank of America'nın ve Michelle Meyer yönetimindeki ekonomistlerin ifadesi şöyle "Tarihin en derin resesyonuna hazırlanın." Yani tüm dünya ekonomisi uzun bir süre büyük bir durgunluğa girecek ve devamında çökecek diyorlar. Virüs fırtınası geçtikten sonra iş yerleri yeniden açılacak ama oyun da oyunun kuralları da değişmiş olacak. Küresel sistem yeniden kurulurken yeni güç yapıları, yeni sistemler oluşacak. Bu süreç tüm dünyada doğru yönetilmez ise çatışma ve savaşlar kaçınılmaz olur. Gelecek ekonomik kriz dünyada belki de 1929 krizinden daha ağır şartları içeren bir kriz olacak kuşkusuz. Bu krizde hem arz hem de talep şoku yaşanıyor. Çünkü krizin görünen yüzündeki sebep ekonomik değil sağlık sorunu.

Masanın iki bacağı kırık kaldı

2008 krizi sonrasında merkez bankaları çok hızlı hareket etmeyi öğrenerek devreye girebiliyorlardı. Ama burada sorun sağlık olduğu için çözüm de ilaç ve aşıda. Bunlar bulunsa bile sağlık sebebi ile ekonomide gelinen koşullar büyük bir resesyonun yaşanmasını kaçınılmaz kılıyor. Bu kriz dünyanın sosyal barışını tehdit edebilir ve dünyada sosyal patlamalara sebep olabilir. Bunu minimum seviyede önlemenin en etkin yolu "ulus devlet" modelini hızla işlevsel kılmak olacaktır. ABD'de Trump ve ekibi de ulus devlet yanlısı olarak kadraja girdiler ve ulus devlet ayakta kalsın diyorlar. Çünkü bir solunum cihazını bile anında üretemediler. Ancak karşılarındaki güç "para bende, ben hangi düzeni kurarsam orada olacaksınız." diyor. Çatışma burada. Bugün var olan "neoliberal" ekonomik sistem kârın maksimizasyonu üzerine kuruludur. Hâlbuki kârı var edecek olan üretimi gerçekleştirmek için kullanılan faktörler; Doğal Kaynaklar (Hammadde ve Toprak), Emek (İşgücü), Sermaye (Millî Servet) ve Girişim (Teşebbüs)den oluşan üretim faktörleridir. (Bazı görüşlere göre "Bilgi" kavramı da faktörlere ilave ediliyor.) Neoliberal sistem kârı maksimize edeceğim derken üretim faktörlerinin doğal kaynaklar ve iş gücü gibi iki ögesine gerekli önemi vermemiş yani dört bacaklı masanın iki bacağı kırık kalmış, masa devrilmiştir. Neoliberal sistem siyanürle altın aramış, ormanları yok etmiş, dereleri kurutmuş, denizleri talan etmiş, solunacak havayı bile zehirlemiş, milyonlarca insanı güvenceden yoksun çalıştırabilmiştir. Sonuç; bir virüs gelmiş ve "hadi değişin bakalım artık" demiş, dünyanın belirsiz bir geleceğe doğru yol almasına sebep olmuştur. Şimdi soru; kabahat bizde mi yoksa virüste mi? Bu yazdıklarımız ileride daha çok moralimizi bozabilecek muhtemel gelişmelere karşı önceden tedbir almayı uyarma amaçlı stratejik öngörüleridir.

Bu yazı toplam 513 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar