1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Korona - Dayak - Turizm
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Korona - Dayak - Turizm

A+A-

     Koronavirüs tehdidi altında yaşadığımız şu süreçte Sağlık Bakanlığı açıklamalarına göre Covit-19 hasta sayımız Haziran ayına göre artış göstermiş durumda. 900 olan hasta sayımızın bu günkü sayısı 1178 idi. Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'a göre artıştan daha önemli sorun hasta sayısını düşüremeyişimiz. Özellikle daha önce kapalı olan kahvehane, bar, gece kulübü, beach klüpler, AVM'ler gibi yerlerin 1 Haziran itibariyle açılmış olması, toplu ulaşım araçlarındaki sosyal mesafe ile yolcu taşıma yasağındaki gevşemeler, maske takmanın kontrolünün gevşemesi gibi nedenler vatandaşta da sanki Korona salgını artık kalmamış psikolojisine sebep oldu. Zaten yeterince bilinçli davranmayan sokaktaki insanımız büyük bir kısmı maske takmayı da sosyal mesafeyi de unuttu gitti. Bu sürecin üstüne düğün mevsiminin düğünleri, halayları, tebrikleri eklendi. Asker uğurlamaları önemli bir süre devam etti. Hepsinin üstüne de Kurban Bayramı, bayram tatili ve deniz mevsimi eklendi. Dileriz Koronavirüs tablomuz uçmaz. Kurban Bayramında kurban pazarlıkları ile başlayan süreç, bayramlaşmalarla, el öpmelerle devam etti. Namazlarımızda bile sosyal mesafe oluşturulmadı. Yazlık yerlerinde bizzat görüyoruz, beach-club denilen yerlerde masalarda oturan insanlarda ne sosyal mesafe var ne de maske takma kuralı. On kişinin sekizinde maske yok.

Plaj kısmına bakıyorsunuz insanlar karıncalar gibi topluca bir arada oturuyorlar. Denize bakıyorsunuz 1m2 alanda beş-altı kişi bir arada, yakın temas da oluyor tabii. E, ondan sonra eyvah pandemi yayılıyor, ne yapacağız diyoruz. Ceyhan Hoca diyor ki kontrol içeren ekstra tedbirleri almazsak sayıyı düşüremeyiz. Bize göre söz konusu toplu bulunulan alanlar tekrar kapatılmalı, toplu taşıma araçlarına sıkı kontrol getirilip cezalar kesinlikle uygulanmalı, maske ve sosyal mesafe kontrolü ceza uygulamalı olarak sıkıca denetlenmeli, düğünler, nişanlar gibi toplu törenler yasaklanmalıdır.  Şimdi okullar da açılacak, bu da büyük etki gösterecek. Bir de Türkiye Futbol Federasyonu önümüzdeki sezon maçlar seyircili oynanacak diye düşünüyoruz dedi. Eh, bir de bu olursa Allah korusun İtalya, İspanya, Fransa olmamız kaçınılmaz olur.

 Koronavirüs belasından kurtulmak için özellikle maddi sonuçları olan birçok şeyden fedakârlık edilmesi şarttır. Zira insan hayatından değerli bir şey yoktur. Tüm dünya gibi Türkiye'de koronavirüs belası ile uğraşırken bütün sektörler gibi turizm sektörü de bu süreçten olumsuz etkilendi. Örneğin Almanya gibi birçok ülke kamu sağlığını korumak gerekçesi ile vatandaşlarına seyahat yasağı koydu. Ülkemize gelen yabancı turist sayısında çok ciddi düşüşler yaşandı. Buna rağmen az da olsa bir miktar turist ülkemize geldi. Turizm sektörünü pazarlamak çok zor bir iştir. Turizm acentesi sahibi bir dostum şöyle demişti; "Bizim işimiz çok zor, çünkü insanlara gözle görüp elle tutamadıkları bir şeyi, bir hayali satıyoruz." Doğrudur, insanlara nasıl bir tatil geçireceklerini sözlerle anlatıyorsunuz, onları ikna ediyorsunuz ve bir tatil satıyorsunuz. İnsanlar da size güvenerek tatili satın alıyorlar. Bu koşullarda en önemli gücünüz sizin yurt dışındaki imajınız, nasıl algılandığınızdır. Özellikle dünyaca tanınmış sanatçılar, pop yıldızları, futbolcular, top modeller bu konuda en etkin algı yaratıcı unsurlardır. Bu tür kişilerin ülkenizde yaptığı tatil ile ilgili olarak dünya medyasına verecekleri mesajlar, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar olumlu ve övgü dolu olursa turizm alanındaki satış güvenilirliğiniz ve inandırıcılığınız da o oranda artar.

Ya tersi olursa işte o zaman eyvah eyvah. Zira turizm dünyada çok büyük bir pasta ve özellikle de Akdeniz coğrafyasında İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan bu pastadan büyük paylar kapmak peşinde olup her zaman Türkiye'nin en büyük rakipleri olmuşlardır. Özellikle Fransa ve Yunanistan her fırsatı değerlendirerek küçük bir olumsuzlukta dahi Türkiye'yi karalamaktan geri durmamışlardır. Geçtiğimiz günlerde tam da bu anlattıklarımıza örnek bir hadise yaşandı. Ülkemizde bulunan dünyaca ünlü top model Ukraynalı Daria Kyryliuk, tatil için geldiği İzmir Çeşme'deki "The Beach of Momo" isimli plajın güvenliği tarafından darp edildiğini iddia etti. Instagram'dan üç dilde açıklama yayınlayan top model "Sessiz kalmak istemiyorum ve hikâyemi bana, erkek arkadaşım ve grubumuza ne olduğunu anlatmak istiyorum. Momo Plajı'nın (Çeşme Türkiye) güvenliği bize saldırdı. Dört kız (ben dâhil) yüzüne yumruk atıldı ve çocuklar kötü yaralandı. Polise ayrıntılı raporlar verdik. Olanlara kör bir göz çevirip durmamalıyız." diyor. Dünyaca ünlü top model açıklamalarına bir de yüzü gözü kan içinde fotoğrafını koymuş, bakanın içi sızlar. Hadi buyurun bakalım. Şimdi İspanya, Fransa, İtalya özellikle de Yunanistan gibi ülkeler bire bin katarak bunu her türlü medya mecrasında kullanmazlar mı? Üstelik de söz konusu işletme medyada çıkan haberlere göre daha önceden de müşterilere darp iddiası ile ceza almış yani yazılanlara göre bu konuda sabıkalı bir işletme. Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bu durumun cezasız kalmayacağını vurguladı ama neye yarar. İş işten geçti ve mesele en başta da dünya sosyal medyasına düştü. Bu güvenlikçi ve koruma terörüne devletin önleyici bir çözüm bulması şarttır. Cezaları mı yükseltirler, yaptırımları mı ağırlaştırırlar bilemeyiz. Ama bir çözüm şart. Adamlar her şeyi kaba kuvvetle çözeriz sanıyorlar, sonra duvara tosluyorlar. Ama bu olayda da görüldüğü gibi Türk turizmine verdikleri zarar para ile ölçülemez. Genç kuşaklar bilmez ama söyleyelim; 1970 lerde çekilen bir film vardı "Midnight Express"  Yönetmeni geçen gün ölen Alan Parker idi. ABD- İngiliz ortak yapımı bir filmdi. Türkiye aleyhine öyle büyük yalan ve karalamalarla doluydu ki. Ama ne yazık ki dünyada birçok insan buna inandı ve biz bu yalan dolu filmin yarattığı olumsuz etkileri silmek için yıllar yılı büyük çabalar harcadık. Daria olayında da şimdi dünyada birçok insanın zihnine Türkiye'ye gitmeyelim orada insanları böyle dövüyorlar algısı yerleşmeyecek mi? Hangi dangılın Türkiye'yi böyle hiç hak etmediği algı ile karşı karşıya bırakmaya hakkı var? Korona bir yandan, dangıllar bir yandan turizme can çekiştiriyorlar.

Bu yazı toplam 2059 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar