1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Kör Kadı'nın marifetleri
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kör Kadı'nın marifetleri

A+A-

Karakuş Kadı'yı sizlere anlatmıştım. Şimdi de size "Kör Kadı"yı anlatmak isterim: Eski zamanlarda, kötü mü kötü, acımasız mı acımasız bir kadı varmış... Gelen suçlu mu değil mi fazla araştırmaz, hele suçlu bulduklarına hiç acımaz, verilecek cezaların en ağırını verir, eline düşeni inim inim inletirmiş.

Aslında bu kadının bütün bunları yapmasının bir nedeni varmış. Bir gün bu kadıya bir davacı gelmiş. Kadı; "Şikayetin ne?" diye sormuş. Davacı, "Efendim komşumdan çok şikayetçiyim" diye cevaplamış. Kadı bu sefer de, "Komşundan ne diye şikayetçisin?" diyerek soruyu yinelemiş. Davacı; "Efendim komşum çok iyi bir insan. Ancak tek bir kusuru var; o da konuştuğu zaman çok doğru söylüyor. Bu da beni haddinden fazla rahatsız ediyor" diye yanıtlamış. Kadı sesini biraz da yükselterek, "İyi ya be adam, herkes doğru söyleyeni arar. Sen de doğru söyleyen komşundan yakınıyorsun? Bu ne biçim iş" diye çıkışmış. Davacı da, "Efendim inanın çok doğru söylüyor. O kadar doğru söylüyor ki, sözleri insanı rahatsız ediyor. Duysanız siz bile kızarsınız!.." diye karşılık vermiş.

"Pekâlâ" diyen kadı, biraz da merak ederek, "Şu adamın komşusunu bana bi getirin bakalım" diyerek talimat vermiş.

Fazla zaman geçmemiş, çok doğru söyleyen davalı kadının karşısına çıkmış. Kadının bir gözünde ak varmış. Bu yüzden o gözü yarı yarıya körmüş. İçeriye adım atar atmaz kadının gözünü gören davalı, "Esselamu aleyküm kör kadı" diye selam vermiş.

Bunu duyan kadı; "Vallahi ben doğru söyleyeni severim de, bu kadarı da fazla. Yatırın şu herifi falakaya!.." diye gürlemiş. İşte o gün, bu gündür kadının lakabı "Kör Kadı" olarak ünlenmiş. Kadı da "Kör" lakabını duyunca çileden çıkmış. Ters ters, acımasız kararlar verir olmuş.

Yine o devirde oğlundan eziyet gören bir kadıncağız varmış. Hayırsız evlat, yaşlı kadıncağıza yaptığı şiddeti, eziyeti öylesine artırmış ki artık kadın, bu kadarına dayanamaz olmuş. Sonunda soluğu Kör Kadı'nın karşısında almakta bulmuş. Can havliyle Kadı'nın huzuruna çıkıp, "Bana şunları, şunları yaptı. Artık dayanamaz oldum Kadı Efendi, ne olur benim derdime bir çare..." diyerek derdini bir bir anlatmış.

Bu sırada, bir önceki şikayetçinin davasında Kadı'nın verdiği ceza uygulanmaya konmuş. Kör Kadı'nın verdiği cezaya göre, görevliler suçluyu öldüresiye dövmektelermiş. Bir anda ortalık ana-baba gibi olmuş. Görevlilerin hiddetle vurduğu sopanın sesleri, suçlunun canhıraş feryatlarına karışıyormuş.

Bunu gören ana yüreği dayanamamış, oğlunu şikayetten vazgeçmek istemiş. Kör Kadı'ya dönerek; "Ben şikayetimi geri almak istiyorum" diyerek gitmek istemiş. Suçlu da olsa oğlunun zarar görmesine bir türlü gönlü razı gelmez...

Ancak Kör Kadı onu bırakmaz. Dinleyiciler arasındakilere dönerek; "Hanım göster bakalım oğlunu!.. Bunlardan hangisi senin oğlun? Haydi bakalım göstermezsen karışmam ha!.." diyerek kadını sıkıştırır. Yaşlı kadının gözü iyice korkmuştur.

Kurtulmak için, çaresiz bir şekilde oradaki seyircilerden birini gelişigüzel işaret eder: "İşte Kadı Efendi, oğlum bu!" der.

Bunu sen misin diyen... Kör Kadı hemen kükrer: "Demek annesine eziyet eden oğul sensin ha?"

Delikanlı "O benim annem değil. Ben hayatımda bu kadını hiç görmedim!.." diye itiraz edecek olur, dinleyen kim. İtirazlar havada kalır. Kör Kadı, hemen oğlanı bir güzel falakaya yatırtır... Bir posta sopa attırır. O falakada inim inim inlerken; Kör Kadı; "Hem ananı inkâr ediyorsun, hem de ona evde utanmadan eziyet ediyorsun!.. Görürsün gününü, pis serkeş!" diye bağırır.

Bekçiler vurmaktan yorulmuştur. Sopaya biraz ara verilir. Bu sırada yarı baygın oğlana Kör Kadı; "Doğruyu söyle bakalım, bu senin anan mı, değil mi?" diye sorar. Delikanlı sayıklar gibi inkâr eder: "O benim anam değil!.. O benim anam değil!.."

Haydi... Gelsin bir posta daha dayak... Kör Kadı yine sorar: "Söyle, bakalım bu kadın kim?"

Oğlan, artık dayanamaz bir haldedir. Sonunda dayaktan kurtulmak için; "Evet, o benim anam!" demek zorunda kalır...

Bunun üzerine Kör Kadı da; "Hah işte böyle... Şimdi ananı sırtla, eve kadar taşı... Evde de bir daha elini sıcak sudan soğuk suya soktuğunu duyarsam... Bilmiş ol anandan emdiğin sütü burnundan getiririm" diyerek oğlanı serbest bırakır...

Anayı sırtlayan oğlan, yolda giderken, bir anda ağabeyi ile karşılaşır.

Ağabeyi, kardeşini per perişan, üstü başı yırtılmış, eli ayağı mosmor, sırtında da bir yabancı kadınla topallayarak giderken görünce şaşırır, sorar: "Kardeşim, bu ne hâl? Sırtındaki bu kadın da neyin nesi?" Oğlan ıkına sıkına cevap verir: "Kim olacak, anamız!" Ağabeyi şaşkın şaşkın sorar: "Oğlum, sen kafayı mı yedin!.. Nerden anamız oluyor bu kadın?" Oğlan ağabeyini uyarır: "Demin Kör Kadı, bu kadının anamız olduğunu bana öyle bir Öğretti ki... Sen de inkâr etme, yoksa acımaz, sana da bir güzel öğretir..."

Aman siz, siz olun bu Kör Kadı'nın eline düşmeyin!..

 

Bu yazı toplam 539 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar