1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Komşu, komşunun külüne muhtaçtır
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Komşu, komşunun külüne muhtaçtır

A+A-

Cumartesi - Pazar günleri uygulanan sokağa çıkma yasağı; uzun zamandır unuttuğumuz "komşu"larımızı bize hatırlattı. Yasakla birlikte pencereden, kapı aralığından veya balkondan "komşu"larımızla, selamlaşmak, uzaktan da olsa sohbet etmek imkânını bulduk. Oysa ki, bu duyguları uzun zamandır unutmuştuk.

Bilindiği gibi; "komşu" tabiri, birbirine bitişik veya yakın yerlerde yaşayanlar için kullanılır. Komşu olmanın

doğurduğu birtakım hak ve görevleri vardır. Bu hak ve görevlerin yanı sıra bunların sağlandığı bir ilişkiler düzeni de

bulunmaktadır. Bunlara genel olarak komşuluk veya komşuluk ilişkileri denilir. Bu ilişkilerde,

Komşuluk ilişkileri özellikle köy, kasaba, mahalle veya apartman gibi küçük yerleşim yerlerinde sosyal dayanışma

açısından önemli olduğu gibi, ailelerin huzur ve güven içinde yaşamaları açısından da önemlidir. İşte tam burada da

"komşu hakkı" ve "komşuluk hukuku" devreye girer.

İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahiptir. Böyle olduğu için fert ve ailelere toplum içinde destek olur. Dolayısıyla sosyal bünyeyi güçlendirir. Kötü komşuluk ilişkileri de sürekli rahatsızlık, güvensizlik ve yalnızlık hissi uyandırır. Kültürümüzdeki süzülmüş bir anlayışın ifadesi olan, "Ev alma, komşu al" veya "Kötü komşu insanı ev sahibi yapar" özdeyişleri, komşuluk ilişkilerinin her iki yönü açısından da son derece isabetli bir tesbiti dile getirmektedir.

Yine dilimizdeki "Komşu komşunun külüne muhtaçtır", "Komşuda pişer, bize de düşer" gibi özdeyişler ve sık gelip gitmeleri anlatmak üzere, "Komşu kapısına çevirmek" ve benzeri deyimler, komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından çok önemlidir.

"Komşu"luk ilişkilerine dinimiz de büyük önem verir. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından insana aileden sonra en yakın sosyal çevreyi komşular teşkil ettiği içindir ki, gerek Kur'an ve gerekse hadislerde komşuluk ilişkilerine titizlikle

değinilmiştir. En-Nisâ âyetinin 4/36 surelerinde ana-baba ve yakın akrabalardan sonra, yakın ve uzak komşuya iyilik etmek, iyi davranmak tavsiye edilmektedir. Peygamberimiz komşuluk hakları konusunda kendisine yapılan sıkı tavsiyeleri anlatmak ve komşuluk hukukuna dikkat çekmek amacıyla, "Cebrâil bana komşu hakları konusunda öyle hükümler getirdi ki, bu gidişle her halde komşu komşuya vâris kılınır diye düşündüm" demiştir. Peygamberimiz'in, "Komşusu elinden, dilinden emin olmayan kişi mümin sayılmaz" sözü, komşuluk ilişkisinin ne kadar önemli ve ne kadar hassas bir konu olduğunun açık bir delilidir. Yine Peygamberimizin, "Allah'a ve âhiret gününe inanan kimse komşusuna ikramda bulunsun" sözü de bu en az yukarıdaki sözler kadar değerlidir.

Günümüzde hızlı şekilde kentleşmenin, şehir yapılaşmasının ve değişen iş hayatının komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Aynı apartmanda yaşadıkları halde yardımlaşma, dayanışma bir tarafa birbirini tanımayan, birbirlerini gördükleri halde bırakın konuşmayı, selam dahi vermeyen kapı komşuları bulunmaktadır. Apartman

hayatına, değişen iş hayatına uygun ilişki biçimlerinin oluşması, bunun sağlanabilmesi için çözümlerin araştırılması gerekir.

Komşuluk ilişkilerinin olumlu yönleri hakkıyla gerçekleştirilemese de, hiç değilse olumsuz yönlerinden kaçınmak mümkündür. Bunun için komşuları rahatsız edecek davranışlardan, evin içinde bile olsa yüksek sesle konuşmaktan,

televizyon, teyp gibi cihazların sesini yükseltmekten ve ne türlü olursa olsun gürültü yapmaktan kaçınmak gerekir. Böylece töreye, yasalara ve de dinimizin kurallarına uyarak; Allah katında da kul katında da komşularının hakkınızda iyi şahitlik yaptığı bir kişi olmaya çalışmak yeterlidir.

Bu yazı toplam 182 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar