1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. "Kelle Koltuk"ta vatan savunmasına
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

"Kelle Koltuk"ta vatan savunmasına

A+A-

Daha önce de bir-iki defa yazıldı, ama ben hazır S-400 ve F-35 tartışmaları yaşanırken bir daha gözü kara Türk pilotu Binbaşı  Şener Koltuk'tan sizlere söz edeceğim. O dönemde Türk Hava Kuvvetleri'nde görev yapan arkadaşları Binbaşı Şener Koltuk'a "Kelle Koltuk" lakabını takmıştı.

Bu lakabın ona takılmasında büyük bir anlam vardı. Binbaşı Şener Koltuk, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı'nda görev almıştı. Altında F-100 vardı. O dönem F-100 dedikleri, avcı bombardıman uçakları aslında soba borusu gibi bi şeydi... ABD'nin "İşe yaramaz" diyerek ıskartaya ayırıp, bize sattığı uçaklardandı. Ancak bu gözü kara, mangal yürekli Türk pilotu, arkadaşları gibi 1953 model bu uçakla Yunan mevzilerini darma duman etmeyi bilmişti. Büyük bir ustalıkla, sokak aralarındaki Yunan hedeflerini eliyle koymuş gibi buluyor, sivillere zarar vermeden onları imha ediyordu.

Bir de F-104 uçağı ile macerası vardı... Rutin uçuşlarından birini yapmıştı. Bandırma'daki hava üssüne dönüşe geçmişti. Alanı gördüğünde iniş takımlarını açmak için önündeki düğmeye bastı. "Hay aksi şeytan!.." F-104'ün sol iniş takımı, sıkışmış açılmıyordu...

Kuleyle aralarında kısa bir konuşma geçti. O dönem 4'üncü Ana Jet Üs filo Komutanı Vekili sonradan Paşa olacak Cumhur Asparuk'tu. Telsizi kaptığı gibi devreye girdi. "Vakit kaybetmeden atla!.." talimatını verdi. Ardından da; "Vakit kaybetmeden kabini terk et!.. Uçağın canı cehenneme!.. Hiçbir şey pilotumdan kıymetli değil... Çabuk atla!.." diyordu. Öyle ya; Şener Koltuk gibi bir pilot nasıl yetişiyordu...

Şener Koltuk, Asparuk'un komutunu bir an düşündü. Bu mesafeden kurtulma şansı bir hayli fazlaydı. Ancak uçaktan atlasa, rutin kontrol için hastaneye gidecekti. 28 gün de uçuştan men edilecekti. Pilotlar için konulan kural buydu... Uçak arızalıydı, Ancak pilot daha arızalı çıkmıştı. "Çorbayı akşam evde içeceğim komutanım!.." diye seslendi. Bir süre sonra iniş takımları bozuk olduğu için gövde üstü indi. Uçak adeta tereyağından kıl çeker gibi düzgün bir iniş yapmıştı. Gövde üstüne değil de, tekerlekleri üzerine inse bu kadar olurdu...

Başta Cumhur Asparuk olmak üzere, silah arkadaşı ve itfaiye erleri uçağın yanına geldiğinde, Şener Koltuk Binbaşı sakin bir şekilde uçaktan aşağıya iniyordu. Merdivenlerden iner inmez, Asparuk Paşa'nın karşısında hazır ola geçip; "Görev tamamlanmıştır Komutan'ım" diyordu. Asparuk Paşa'nın talimatıyla aynı uçağı, 27 gün sonra "kendisi" test edecek ve yeniden Hava Kuvvetleri'nin envanterine dahil edecekti.

Tarihler, 14 Ekim 1987'yi gösterdiğinde; Ankara Mürted 4'üncü Ana Jet Üssü'nün pistinde pırıl pırıl bir F-16, kendisini kullanacak pilotu bekliyordu. Türkiye'de üretilen 86-0068 kuyruk numaralı ilk savaş uçağı, tarihimizde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyordu. Biraz sonra Şener Koltuk, pilot kıyafetleriyle uzaktan göründü. İlk yerli uçağın test uçuşunu o yapacaktı. Düşme ihtimali yüksekti. Binbaşı Şener Koltuk, merdivenleri bir çırpıda çıkıp, pilot kabinine girdi. Herkesin nefesleri tutulmuştu. Artık F-16, frenlerini bırakmış, kulakları adeta sağır eden bir gümbürtüyle hızlanarak gökyüzünün mavi derinliklerinde kayboldu.

Arkadaşları Şener Koltuk Binbaşı'ya "Kelle Koltuk" diyorlardı.

Haklıydılar da... Çünkü bu işi yapabilmek için hakikaten kelleyi koltuğa almak gerekiyordu. Havalanacak, bütün manevraları deneyecek, kelimenin tam manasıyla "canını çıkaracaktı" hiç uçmamış uçağın... Kalktı, daldı, çıktı, yattı, döndü ve sağ salim Mürted 4'üncü Ana Jet Üssü'nün pistine indi. Ardından da şaşkın bakışlar arasında, "Tamam... Tamam..." deyip uçağın gövdesini okşadı "Evelallah bu uçar..."

521 uçağın test uçuşunu yapacaktı. 521 kez hayatını hiçe sayacak, "maksimum" riskte uçacaktı... Aslında bu bir dünya rekoruydu... Ancak onun gözünde; rekordu, ödüldü hiçbir önemi yoktu. Gerçi; binlerce parça ve milyonlarca hesaptan oluşan "sıfır kilometre" 521 uçağı, düşürmeden indiren başka bir pilot yoktu dünyada!..

Sonunda emekli oldu... ABD'den iş teklifi aldı... Acayip paralar teklif edildi... Ama gitmedi... "Ben bu işi para için yapmadım, Bu vatanın ne toprağını terk edebilirim, ne de masmavi gökyüzünü" diyecekti.

Restoran açtı. "Ticaret yapmak F-16 uçurmaktan zor" diyecekti en yakın arkadaşlarına: "Buzda kayıyorsun, suya yazı yazıyorlar, dürüstlük yok! 'Böyle ortamda uçmak mı kolay, ticaret yapmak mı?' derseniz, ben 'Uçmak kolay' derim" sözleriyle anlatacaktı derdini.

Hesaptı, kitaptı... aldındı, verdindi... Ağır gelmişti bunlar Şener Koltuk'a, ne badireler atlatmıştı da bu kadar sıkılmamıştı. Henüz 57 yaşında kalp krizinden ruhunu çok sevdiği ülkesinde teslim etti. 13 Haziran 2008'de Ankara Kocatepe Camisi'nde musalla taşında ay-yıldızlı tabuta sarılmış yatıyordu. Türkiye, hakkı ödenemez bu kahramanını sessiz sedasız toprağa verdi. Allah rahmet eylesin.

Bu yazı toplam 4102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar