1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. KAZ DAĞLARI'nın tarihi de yok oluyor
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KAZ DAĞLARI'nın tarihi de yok oluyor

A+A-

Kaz Dağı'nın yeşilliği yok ediliyor, dağ siyanürle zehirleniyor.  Kaz Dağı'nın Türkmen Alevîleri için ayrı bir "değer"i var. Dağ, Sarıkız Efsanesi'nin doğduğu mekân. Kaz Dağları ve Sarı Kız için pekçok efsane yazılmış, şiirler söylenmiş.

Bir kere önce şu "Kaz" adı nereden geliyor? Bir ona bakalım:

Bilindiği gibi; "Kaz", iri ve beyaz veya boz tüylü, ayakları perdeli kuş türlerine verilen bir addır. Erkek ve dişisi aynı büyüklüktedir. Genellikle kuğulardan küçük, ördekten büyüktür. Beslenme şekli kuğu ve ördeklerden farklıdır. Genellikle Batı ve Doğu Anadolu bölgesinde yaşar. Özellikle de Kars yöresinde bolca yetiştirilir. Yumurtasından ve etinden faydalanır. Genellikle de insanlardan kaçmadığı için; kolayca avlanır. Bu yüzden insanlar kendi aralarında bu sevecen, cana yakın ve faydalı hayvanı küçümsemek için; birbirlerine; saflıklarını dile getirmek için; "Kaz gibi herşeye inanır" derler.

Aslında bu, biraz da kötü propagandanın eseridir. Çünkü özellikle eski Türkler'de "Kaz"ın ayrı bir önemi vardır. Şaman inancına göre kaz bir "töz"dür. Töz ise, "kök", "temel", "asıl", "cevher" anlamında kullanılan bir kelimedir. Eski Türkler yabani kazı uğurlu saymışlardır. Türkler, Anadolu'ya geldiklerinde;  İde Dağı olan ismi değiştirerek, buraya Kaz Dağı demişlerdir. Bu yüzden Alevî Türkmenler bu dağlara yerleşmiş, bir tepeden bir tepeye konup göçüp durmuşlardır. 

Türkmen Tahtacılar, 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar konar göçerdi. Dağlarda yaşarlardı. Rivayete göre Tahtacılar önce Toros Dağları'nda yaşıyordu. Sultan II. Mehmet, İstanbul'u almak için hazırlık yaptığında Edremit yöresinde, sonra Kaz Dağları adını alacak olan İde Dağları'nda kerestelik ağaç araştırır. Amacı,

Gemi yapıacak ve İstanbul'u kuşatmaktı. Tahta işinden anlayan aşiretler de Toroslar'da yaşamaktadı. Padişah bunların bir kısmını İde Dağları'na getirdi. İde Dağları'na gelen Türkmenler, gemi yapımı için kereste biçmeye başladılar.

Padişah II. Mehmet, 1453'te İstanbul'u alınca Edremit Körfezi'ne üç tersane kurdu. Bu tersanelerde 67 parça gemi yapıldı. Bu gemilerle Venediklilerin elindeki Midilli Adası'na hücum edildi. Ada kısa sürede ele geçirildi.

Fatih Sultan Mehmet, Edremit'teyken Tahtacılar huzuruna çıkıp: "Midilli Adası'nın fetih işleri bittiğine göre bize de iş düşmüyor. Toroslara dönelim mi yoksa kalalım mı?" diye sorarlar.

Sultan Fatih, Midilli'nin fethi için canla başla çalışan Türkmenlerden memnundur: "Rahatınız iyi ise, kalın" der.

***

Kendisi de Edremitli olan 1908-1972 yıllarında yaşamış bulunan Mustafa Seyit Sütüven (1908-1972,) Kaz Dağı üzerine güzel bir şiir yazmıştır. Sütüven  soyadını da Sütüven çağlayanından almış bulunan bu şairimiz "Kazdağı" dizelerine kulak verelim:

 

Kazdağı âşık dağıdır

Sevgi bu dağlarda yaşar

Kazdağı âşık dağıdır

Eski Yunan devri kadar

 

Göğe dolan çam kokusu

Gösterir orman yolunu

Her yana sırtındaki su

Atmış, uzatmış kolunu

Akdeniz'in sahiline

Yaslı bir aşk ejderidir

Mor suya dalmış diline

Dalga nasiplerle gelir

 

Burda gömülmüş "Sarıkız"

Bin taşa, binbir pınara

Burda "Venüs"ler sayısız

Burda dudaklara yara

 

Kazdağı şâir dağıdır

Korkulu yalçın kayalar

Kazdağı şâir dağıdır

Fırtına, sığınak, bora, kar!

 

Her tepenin üstüne yük

Tâc gibi bir kar tomarı

Her tepe sırtında köpük

Mavi deniz dalgaları

 

Taktı bu dağlarda kanat

Şanlı şiirler Homer'e

Burda Aşil sürdü de at

Erdi Zaferden zafere

 

İşte bu dağ, dağ olalı

Vurdu deniz kahpeliğe

Başladı fuhşun masalı

Doldu eserlerle "Ege"

 

Kazdağı âşık dağıdır

Eski Yunan devri kadar

Kazdağı şâir dağıdır

Fırtına, sağnak, bora, kar

Bu yazı toplam 749 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar