1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Kaz Dağları ve Sarıkız Efsanesi
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaz Dağları ve Sarıkız Efsanesi

A+A-

Bir önceki yazımda Kaz Dağları'nın Türkmenler için ne anlama geldiğini anlatmıştım. Kaz Dağları yöresinin bir anlamda Sarıkız Efsanesi'nin doğduğu yerler olduğunu söylemiştim. Gelin şimdi de hep birlikte Sarıkız Efsanesi'ne gözatalım. Bir kere; Türkmenler arasında Sarıkız'ın makamını ziyaret, çok önemli bir yer tutar. Alevîlere göre Sarıkız; Hz. Ali'nin kızıdır. Hz. Ali genç kızını ihtiyar Selmanı Farisî'ye vermiştir. Selmanı Farisî, Sarıkız'ın duvağını açıp, yüzünü görünce bir ak oğlan olmuştur.

Kaz Dağları'nın eteklerinde zeytin ağaçları, biraz yukarısında çam ağaçları vardır. Zirveye doğru çıkıldıkça üst tarafı çıplaktır. Sarıkız'ın makamı da yüksektedir. Bu alan da çıplaktır. Bu makamın Edremit'e uzaklığı 30 kilometredir.

Tahtacı Türkmenlerinin ibadet maksadıyla ziyaret ettikleri birinci derecedeki makam Sarıkız'dır. Burada adak adanır, dua edilir. Çevrede daha birçok yatır bulunmaktadır. Hangi köy nereye yakınsa orayı ziyaret etmektedir. Tahtakuşlar köylüleri Sarıkız'a giderken, Çamcı, Hacı Arlan köylüleri de daha yakın olan Kapanca yatırını tercih ederler.  Bu ziyaretler; 15-25 Ağustos arasıda 10 gün sürer.

Sarıkız'la ilgili efsaneler bu kadarla kalmaz. Yakın tarihlere bağlanan bir efsane de şöyledir: Çanakkale iline bağlı Ayvacık'ın bir köyünde ailesi ile yaşayan sarı saçlı güzel bir kız çocuğu vardır. Küçük yaşta annesi vefat ettiği için babasıyla yaşayan kıza, babası bir gün; "Annenin hatıralarıyla dolu bu yerden başka bir yere göçelim" der.

Kazdağları'nın eteklerindeki Güre Kavurmacılar Köyü'ne yerleşirler. Burada da geçimlerini çobanlık yaparak kazanırlar. Aradan yıllar geçer; sarıkız büyümüş, çok güzel bir kız olmuştur. Babası ise artık yaşlanmıştır. Aynı zamanda kendisinin maneviyatı sağlam birisi olduğu için babasını Hacca gitmesi için teşvik eder. Ama günün şartlarında Hacca gitmek o kadar da kolay değildir. Bu yolculuk bazen altı ay bazen de daha fazla sürmektedir.

Yaşlı adam güzel kızını komşusuna emanet edip gider.

Bunu fırsat bilen köyün delikanlıları Sarıkız'a talip olurlar ama Sarıkız'ın gönlü hiçbirinde değildir. Bunun üzerine kıza iftira atarlar. Derken babası Hac'dan gelir, kendisine ve kızına karşı köyün bir soğukluk içinde olduğunu fark eder. Bunun sebebini komşusuna sorduğunda kızı hakkındaki kötü söylentileri öğrenir.  Köyün örf ve adeti gereği kızını öldürmesi gerekir. Kızına kendisi kıyamayan baba, yanında bir kaç tane kaz'ı da alarak Kaz Dağları'nı zirvesine kızını bırakır…

Aradan yıllar geçer. Dağda yolunu kaybeden yolcuların kendilerine dillere destan güzelikte sarı bir kızın yardım ettiklerini söylerler... Yanında da bir sürü kazın olduğunu hatta bu kazların bir gün Bayramiç Ovası'na inerek çiftliklere zarar verdiğini Sarıkız'a söylediklerinde eteğine doldurduğu taşlarla kazları için avlu oluşturduğunu anlatırlar. "Kaz avlusu" diye anılan bu alanın duvar kalıntıları bugün Kaz Dağları' nın zirvesinde bulunuyor.

Anlatılanların üzerine Sarıkız'ın babası dağın yolunu tutar. Duvarlarla çevrili şimdiki Sarıkız Tepesi alanında kazlarla ilgilenen kızını görür. Onu gören kızı mutlu olur, babasına saygı gösterir, babası namaz için abdest almak istediğinde ona su getirir babası suyun tuzlu olduğunu söylediğinde aceleden denizden aldığını söyler, yönünü vadilere doğru dönüp su aldığını gören babası kızının  ermiş olduğunu anlar. Sarıkız  siyah bir bulutun içinde kaybolmuştur.

Sonrasında kızına iftira edildiğini anlayan baba köylülere beddua eder. İnanışa göre de Sarıkız'ın babasının bedduası nedeniyle bu köyde Kavurmacılar Köyü'nde  bugün kimse yaşamaz….

Sarıkızın babası bu olay sonrası  üzüntüyle daha fazla yaşayamaz ve bugün Baba Tepe olarak bilinen yerde vefat eder. Yöre halkı bu efsaneyi yaşatmak için hem babası, hem kızı için dağın yassı taşlarından mezar yapar. Kazdağlarında Sarıkız'ın babasının bulunduğu tepeye Baba Tepe, Sarıkızın olduğu yere Sarıkız Tepe  denir.

Mehmet Alan Köyü'nden Hasan Akburak, Sarıkız için şu şiiri yazmış. Gelin Akburak'a kulak verelim:

 

Kazdağı üstünde yatan bu yatır,

Hem anamız, hem bacımız Sarıkız

Yolumuza ışık tutan bu yatır

Hem hocamız, hem hacımız Sarıkız

 

Bilmeden bühtanı görmüşler reva

Velâkin erişmiş ilahî nidâ;

Erenlik unvanı lütfetmiş Hudâ,

Hem neşemiz, hem acımız Sarıkız.

 

Derviş Hasan kemter olup süründük

Bin bir yerde, bin bir yerde göründük,

Erenlerin kisvesine büründük,

Hem hırkamız, hem tacımız Sarıkız.

Bu yazı toplam 194 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar