1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Karakuşi Kadısı'nın hükmü tartışılmaz! -1-
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Karakuşi Kadısı'nın hükmü tartışılmaz! -1-

A+A-

Karakuşi Kadısı'nı hemen hemen duymayanınız yoktur. "Karakuşi" kelime anlamıyla; "yasaya", "belli bir kurala" ya da "normal mantık ölçülerine dayanmayan", "çok keyfi" kararlara, hükümlere denir. Verilen bu keyfi kararlara ise; "hükm-i karakuşi" denir.

Saçmasapan karar verenlere "Karakuşi Kadısı" veya "Hâkimi Karakuş" diye iki kelimelik kısa bir yorum yapılır. Ancak bu iki kelimelik yorum, çok şeyi ifade etmektedir. "Karakuşi Kadısı" mefhumu, bir kadı için söylenmiştir. Gerçekte hayatta yaşamış böyle bir kadı yoktur. Gelin birlikte "Karakuşi Kadısı"nın kim olduğuna bir bakalım:

Bilindiği gibi Mısır ve Suriye sultanı, Eyyubi hanedanının kurucusu Selahaddin Eyyubi, ünlü bir Türk hükümdarıdır. Hıttin Muharebesi ile 2 Ekim 1187'de Kudüs'ü Haçlıların elinden alarak kentte 88 yıl süren Hıristiyan egemenliğine son veren ardından Hıristiyanların düzenledikleri III. Haçlı Seferi'ni etkisiz hale getiren, Selahaddin Eyyubi'nin güçlü bir Veziri vardı. Adı Bahaeddin Karakuş'tu. Karakuş da Türk asıllı bir Kölemen'di

Karakuş ile Kadı Ziyaeddin İsa el-Hakkari, Selahaddin Eyyubi'nin Başkumandan ve Vezirlik makamına getirilmesinde ayaklandılar. Selahaddin, Suriyeli askerlerin isyanını bastırmasının ardından Bahâeddin Karakuş'u Üstâdüddâr tayin etti. Bu tarihten itibaren Fâtımî sarayında bütün işler Karakuş tarafından yürütülmeye başlandı. Karakuş bu dönemde Selahaddin Eyyubi'ye Mısır'da bir müddet vekâlet etti.

Karakuş, 1172-1186 yılları arasında Kuzey Afrika'da başında bulunduğu bir Türk birliğiyle çeşitli fetih hareketlerine katıldı. Trablusgarp'ın da içinde yer aldığı çeşitli beldeleri fethetti. Bu arada birçok Arap kabilesi ona katıldı.

Selahaddin Eyyubi, 583 (1187) yılında Akkâ şehrini Haçlılar'dan geri alınca onu buraya vali tayin etti. Ancak şehir iki yıla yakın bir kuşatmadan sonra 587'de (1191) yeniden Haçlılar'ın eline geçince Karakuş esir düştü. Selahaddin Eyyubi'yle Haçlılar arasında yapılan görüşmeler sonunda Karakuş fidyesi verilerek kurtarıldı ve Mısır'a gönderildi.

Al-Melikü'l-Aziz, ölümünden önce oğlu el-Melikü'l-Mansur Muhammed'i veliaht ve Karakuş'u da ona nâib tayin etti. el-Melikü'l-Mansûr da onu atabeyliğe getirdi. Fakat Karakuş yaşı epey ilerlediği için bu görevde çok kısa bir süre kalabildi. 1 Receb 597'de (7 Nisan 1201) Kahire'de vefat etti, Mukattam'da kendisinin yaptırdığı kuyunun ve havuzun yakınındaki türbesine defnedildi.

Selahaddin Eyyubi'nin bu başarılı vezirinin düşmanları da vardı. Bahaeddin Karakuş'u yıpratmak için rakibi Esad bin Memmati tarafından "Kitabel Faşuş fi Ahkâmi Karakuş" kitabı yazıldı. Bu kitap, uydurma mahkeme kararlarıyla doludur.

Sizlere Karakuş'i hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra, "Kitabel Faşuş fi Ahkâmi Karakuş" kitabındaki uydurma hükümlerinden bir kaç örnek vermek istiyorum:

İlk olarak Kadı Karakuş'un ilginç bir kararını vermek istiyorum. Gelin bunu da hep birlikte belirtelim:

Bir terzi ile bir avcı arkadaş olur. Her ikisi de av meraklısıdır. Birlikte ava giderler. Avda avcı, attığı bir okla yanlışlıkla terzinin gözünü kör eder. Bunun üzerine terzi, avcıyı dava eder. Dava Kadı Karakuş'un önüne gelir. Karakuş, terziye sorar; "Ne istiyorsun? Derdini anlat bakalım."

Terzi derdini anlatmaya başlar; "Efendim bu avcı benim gözümü çıkardı. Mesleğim terzilik. Tek gözümle yapamıyorum. Hem cezalandırılsın, hem de gözümün bedeli ödensin." Karakuş, fazla beklemeden hemen kararını verir: "Avcının bir gözü çıkarıla..." Ancak avcı bu karara itiraz eder; "Efendim ben avcılıkla geçiniyorum. Tek gözüm çıkarılırsa ok atamam. Dolayısıyla da nafakamı kazanamam." Karakuş bunun üzerine kesin hükmünü verir: "Kapıdaki bekçilerden birini getirip bir gözünü derhal çıkarın, o tek gözle de idare edebilir. Böylece hak yerini bulur" (Devam edecek.)

Bu yazı toplam 1100 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar