Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kara Gömlekliler

A+A-

Benito Mussolini anılarında; 'Bu profesyonel politikacıların öyle az pratik anlayışları var ki, benim Kara Gömlekliler'e vereceğim en ufak bir emirle bütün rüyalarının ve hayallerinin sonsuza dek alt üst olabileceğini anlamıyorlardı' diyerek ordusu "Kara Gömlekliler"in Mussolini siyasetinin kırıcı eylem unsuru olarak varlığının ne derecede olduğunu ortaya koyuyordu.

Kasımpaşa-Malatyaspor maçında orta hakemin Sergen Yalçın'a gösterdiği agresif tavır ve söylem bize bir dönemin İtalya'sını hatırlattı.

Bu hatırlatma anlaşılan sonuncu olmayacak, hatta agresifliği ve kullanılan kelimelerin ağırlığıyla artarak devam edecek.

Futbol denilen basit oyunu, çileden çıkaran bir kavram haline getirip, adına kendimizce anladığımız ve algıladığımız "Endüstriyel futbol" dediğimiz, futbolun taş devri çağında, yeşil saha üzerindeki ince bilek hareketlerinin, Allah vergisi kabiliyetlerin futbol temaşasına kattığı değerleri konuşamama zaman diliminde dün, bugün ve böyle giderse yarın birilerinin yeşil saha üzerindeki kendi düzenini koruyan "Kara Gömleklileri" tarafından işgal altında tutulması, bizleri gelecek adına bir adım ileri götüremeyecektir.

Hakem, yaptığı işin tanımı itibariyle keyfidir. Bu keyfiyet bir teknik adama hakaret içerme hakkını verir mi? Ya da VAR denilen içinden çıkılmaz unsurun başındaki, senin saha içindeki olası hatalı kararında eşit adaleti sağlamak için VAR olan hakem arkadaşına hakaret etme hakkını verir mi?

Sanırım ki, saha içindeki hakem varlığı, nereden aldığı belli olmadığı güç ile onu hiçbir muhalefete imkân vermeyen dikta rejimini sürdüren aşağılık bir tirana çeviriyor.

O güç ile saldırmaya, yıkmaya, asimile etmeye elindeki kartlar ve iki dudağının arasına yerleştirip yeri geldiğinde "Sur"u üfler gibi üfleyerek ortalığı kıyamet gününe çeviriyor.

Hakemlerin, saha içindeki varlığının yansıması böyle sürecek sistem ile devam edecek ise MHK tarafından hakemlerin gelişim sürecine etki edecek tüm organizasyonlar boşunadır.

Hakemlerin böyle hırçın davranışlarının, saha içindeki sergiledikleri karakterin ana sebebi, futboldaki tek ortak nokta gerçeği olan, herkesin onlardan nefret etmesi midir?

Futbol tiyatrosunun içinde kaç tiyatro vardır sizce?

Tiyatroda sahneye konulan tüm futbol oyunlarında, oyunların yalnızca ayaklarla oynadığını düşünmek saflık olur, çünkü sahnedeki oyunu bozan unsur hakemin varlığıdır, oyunun her dakikasında düdük sesiyle, kulaklarımızı ve vicdanlarımızı yaralar.

Hakemler, adalet dağıtıcı olmak yerine tercih haklarını güçten yana kullanmaya devam ettikleri müddetçe, sahadaki oyun keyifsizlik manzumesi olarak uzar gider.

Hakemler, kendilerini zurnanın zırt dediği yerden kurtarırlarsa ki(!) bunun için var olan sisteme karşı tavır koyma erdemini göstermeleri gerekir ama bu en zor olanıdır çünkü o zırt denilen yere gelmelerini sağlayanlara karşı böyle bir tavrı gösteremezler o zaman iş sahada mücadele eden futbolculara kalıyor.

Vedat Okyar abinin dediği gibi; "Hakem golünü mü vermedi? Bir daha atacaksın. Ofsayt mı çaldı? 30 metreden atacaksın, gerekirse hakemi de kaleye sokacaksın."

Bu yazı toplam 467 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar