1. YAZARLAR

  2. İzzet Doğan

  3. Kadın cinayetleri ve savunma etiği   
İzzet Doğan

İzzet Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kadın cinayetleri ve savunma etiği   

A+A-

Son on yılın rekorunu 2019 yılında gördük. Çeşitli bahanelerle 474 kadın öldürüldü. Öldürülme nedenleri arasında, kadının boşanmak istemesi, barışma veya arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi yaşamına ilişkin aldığı kararlar da yer aldı. Öldürülen kadınların 155 çocuğu yetim kaldı.

Hatırlar mısınız daha önceki yıllarda da Ayşe Paşalı, Güldünya, Emine Bulut, Güleda Cankel, Ceren Özdemir'in öldürülmeleri toplum belleğinde iz bıraktı ve unutulmadı.

Öldürülen kadınların bir kısmı gerek adli ve gerekse idari makamlara birkaç kez başvurmalarına, öldürüleceklerini bildirmelerine ve hatta koruma kararı almalarına rağmen göz göre göre öldürüldüler ve öldürülmelerini önleyemedik.

ÖLÜME KURTULUŞ DEMİŞTİ.

Nurtaç Canan da 23 yıllık evliliğinde eşinden şiddet gören kadınlardan biriydi. Ayrılmaya karar verdiği kurşun yağmuruna tutuldu. Kurşunlarla yaralanıp öleceğini düşünen Canan, acılar içinde kıvranırken, ölümle yaşam arasında can çekişirken, can havliyle kanıyla yere "Annem babam hakkınızı helal edin. Beni Ragıp vurdu. Üzülmeyin. Kurtuldum" diye yazmıştı.

Nurtaç Canan kim bilir yaşamı boyunca ne kadar acı çekmişti ki kanlar içinde çırpınınken "ölmeyi kurtuluş" olarak değerlendirmişti. Demek ki "yaşamak" onun için dayanılmaz acılar çekmekti, işkenceydi, korkuydu, tehditti, her gün ölmekti. Ölümden son anda döndü. Yaşadıklarını şöyle özetliyordu:

"Korktuğum için şikâyette bulunamadım hiç. Genç kızları taciz etti. Müşterimle beni aldattı. Beni vurduktan sonra babamı arayıp 'Git kızını öldürdüm, cenazesini kaldır' diyor.  Bana hayatı boyunca 'Benden ayrılamazsın seni sakat bırakırım' deyip durdu. Öldüremediği için benden vazgeçmiyor. Yarım bıraktığı işi tamamlayacak. Lütfen beni kurtarın."

KAN DONDURAN SAVUNMA

Nurtaç Canan'ın şüpheli eşi Ragıp yakalandığında hepimiz sevinmiştik. Ancak bu şüphelinin avukatı hiç beklenmedik şekilde bir savunma yaparak:

 "Müvekkilim, karısını çok sevdiği için duygularına hâkim olamadı" dedi. Bu savunmasını Kanal D'deki Neler Oluyor Hayatta programına telefon bağlantısıyla katılıp tekrarladı.

Daha önce de Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Ceren Damar'ı 17 yerinden bıçaklanarak canavarca öldürüldüğü için şüpheli olan öğrencisi Hasan İsmail Hikmet'in avukatı da duruşmada: "Sanık maktulenin cinsel taleplerine boyun eğmek zorunda kalmıştır. Sanık cinsel saldırı suçunun mağduru olmuştur. Maktulenin doymak bilmeyen arzu ve hırslarına karşı sanık, psikolojik bunalıma girmiş, tedavi görmüştür. Ceren Damar şu an hayatta olsaydı cinsel saldırıdan yargılanacaktı" demişti.

Yukarıda yaşanan gerçek örneklerde tanık olduğumuz biri öldürülmek istenen, diğeri canavarca öldürülen bu kadınlar için avukatların savunma için ileri sürdükleri savunla sözleri hukuka uygun ve etik sayılır mı? Bana kalırsa hayır hukuka uygun ve etik değildir. Çünkü savunma hakkı insan onuruna zarar vermemeli ve avukat vicdan sahibi olup dürüst davranmalıdır. Bir avukatın bir davayı kazanması için her yola başvurması etik değildir.

NE OLMUŞTU

2006 yılında benzer bir olaya tanık olmuştuk.

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde "berdel" usulüyle evlendirilen ve "erkek çocuk doğuramadığı" gerekçesiyle eşinin ailesinden gördüğü baskılara dayanamayıp İstanbul'a yerleşen Gümüş, "berdel" bozulur düşüncesiyle köyüne geri dönmüştü.

Gümüş 22 Temmuz 2006'da uzun namlulu silahla tarandı. Avukat Z.Y'nin, öldürülen kadının masum olmadığını ve cinayetin "töre gereği" işlendiğini söylemesi tepkilere yol açmıştı.

Avukat Z.Y, savunmasında "Sadece bizim bölgede değil, dünyanın neresine gidilirse gidilsin, bu durumlar vardır. Burada bazı kesimler namuslarını candan öte görür. Bu kadının öldürülmesi de basit bir namus cinayeti değildir" demiş ve 5 Nisan 2007'de görülen duruşmada da "Namus, vatan aşkı Allah aşkı gibidir. Öldürülen Gülistan Gümüş masum değildir" diye uygunsuz ve etik olmayan bir savunma yapmıştı.

2009 yılında şikâyet konusu olan bu savunma için aşamalardan Baro kararını şöyle açıklamıştı:

"1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 158 maddesi esas alınarak şikayetli avukatın TBB meslek kurallarının 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri ile Avukatlık Kanunu'nun 34'üncü maddesi göz önünde bulundurulduğunda yapılan savunmanın ilgili maddeleri ihlal ettiği kanaatine varılmış ve kullanılan sözlerin savunma hakkı kapsamında düşünülmesine olanak görülmemiştir."

* Kararda geçen TBB meslek Kurallarının 3, 4, 5 ve 6'ncı maddeleri ve Avukatlık Kanunu'nun 34. Maddesi şöyledir:

3- Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.

4- Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat özel yaşantısında da buna özen göstermekle yükümlüdür.

5- Avukat yazarken de konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.

6- Avukat iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir.

Özetle avukatlar da görevlerini onur, doğruluk içinde yerine getirmek ve savunma yaparken karşı tarafın haklarına zarar vermemeye özen göstermek zorundadırlar.

Bu yazı toplam 1122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar