1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. İstanbul seçimi üzerine analiz -1-
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul seçimi üzerine analiz -1-

A+A-

İstanbul seçimleri yapıldı, bitti ve halkımız çok büyük bir oy farkı ile Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu'nu 31 Mart'ta olduğu gibi yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. 31 Mart'ta 13 bin küsur oy farkı ile seçilen İmamoğlu bu defa birçok kimsenin beklemediği kadar büyük, 800 bine yakın oy farkı ile seçildi. Biz de Sayın Ekrem İmamoğlu'nu tebrik eder yeni görevinde başarılar dileriz.

İstanbul seçimleri her şeyden önce siyasette çok önemli bazı realiteleri tekrar ortaya koymaya sebep olmuştur. Bu realiteleri şöyle sıralayabiliriz. Bir defa Türkiye öyle %50-%50 bölünerek yönetilebilinecek bir ülke değil. Bu millet hangi siyasi düşünceden olursa olsun bir diğerini, komşusunu, hemşerisini, arkadaşını düşman gibi görmek istemiyor. (Her siyasi görüşün içinde karşısında olanı düşmanı gibi gören bazı kimseler olabilir. Ama onlar ciddiye alınacak bireyler değildirler ve sayıları da öyle ciddi bir ölçüde değildir. Sadece kişisel çıkarları bu düşmanlıklardan beslendiği için öyle davranırlar.) Bu büyük millet hangi görüşten olursa olsun sağduyu, feraset ve merhamet duyguları yüksek insanlardan oluşmuştur. Milletimiz özellikle Türkiye'mizin etrafı tam bir ateş çemberi haline gelmişken tek yumruk olmanın Türkiye'yi ayakta tutacak yegâne güç olduğunun farkındadır. Bu nedenle kavga, dövüş, hakaret, kötü söz istemediğini göstermiştir. Halkımız çatışma siyaseti istemiyor, aş istiyor, iş istiyor, huzur, sevgi, güvenlik, mutluluk istiyor. Çok uzun yıllar devletin önemli görevlerinde bulunmanın onurunu yaşadık. Sonrasında 21 yıllık medya yaşantımızda binlerce canlı televizyon yayınında ülkeyi yöneten birçok devlet adamını konuk etmekten mutlu olduk. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 2003'te Türkiye'de ilk canlı yayını yapmaktan onur duyduk.

Milletle kavga edilmez

9. Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel ile yaptığımız bir canlı yayın sonrasındaki sohbette söylediği şu sözleri hiç unutamayız; "Milletle kavga edilmez. Halka rağmen siyaset olmaz."

Cumhur İttifakı'nın seçimde bu denli büyük bir yenilgiye uğramasının başında "milletle kavga etmek" geliyor. Örneğin bir "Pontus", bir "Yunanlı" sözcükleri Cumhur İttifakı'na on binlerce oy kaybettirmiştir. Tüm Karadenizlileri son derece kızdırmış ve yaralamıştır. Beykoz'da, Sarıyer'de ne kadar Karadenizli varsa İmamoğlu'na oy vermiştir. Bu ifadeleri kullanmak, milletle kavga etmek nasıl bir düşüncedir anlamak mümkün değil. Yine rahmetli Demirel Güniz Sokak'taki evinde bize şunu söylemişti; "Bir siyasetçi ne söyleyeceğini değil, ne söylemeyeceğini bilen adamdır."

İmamoğlu'nun başarısının anahtarı ise kullandığı sevgi dili ile birleştirici ve bütünleştirici söylemleri olmuştur. Öte yandan Türk Milletini iyi tanımak lazımdır; çünkü Türk Milleti vicdanı ve adalet duygusu çok yüksek bir millettir. Bu seçimde de açık ara mağdurun yanında olmuştur. Ben yaptım oldu, benim dediğim olur düşünce yapısı Türk Milletine işlememektedir. 5 bin yıllık Türk tarihinde hep böyle olmuştur.

Bir diğer büyük hata da "Bebek katili terörist başı Öcalan'ın mektubu" ve yine halen aranan terörist başlarından "Osman Öcalan"ın devletin televizyonuna çıkartılması ve Kürt kökenli vatandaşlarımızın oylarını Cumhur İttifakı lehine kullanmaları yönünde mesaj vermeleri olmuştur. Akademisyen olduğu söylenen bir adam "Öcalan, Kürt isyan hareketinin lideridir, yerli ve millî bir şahsiyettir." demiş ve 40 bin şehidimizin aşağılık katilini kutsamıştır. Peki, kimse düşünmedi mi, Kürt kökenli vatandaşlarımız, "Yahu biz PKK teröristi miyiz ki cani Öcalan'ın ve onun dağdaki terörist kardeşi Osman'ın emrine göre hareket edelim? Bizi PKK teröristleri ile nasıl bir tutarlar?" dememişler midirler? Bu Öcalan mektubu ve Osman röportajı büyük fiyaskolar hangi deha(!) aklın ürünüdür? Biz Sayın Cumhurbaşkanının yerinde olsak bunları yapanları bir dakika olsun tutmaz, kapının önüne koyarız. AK Parti'nin tüm kurmay karargâhı burada iflas etmiştir. Kurmay aklı asla bunları yaptırmazdı. Tabii TRT'deki -varsa- hain FETÖ'cüler bilerek bu sabotajı yaptılarsa orasını bilemeyiz. Yine cani Apo'yu kutsayan akademisyeni önerenler de FETÖ'cü müydüler bilemeyiz. Hiçbir akıl hesaplayamadı mı, ne cani Apo'nun ne de terörist Osman'ın seçmen üzerindeki etkisinin sıfır, hatta eksi olacağını. Bu durum AK Parti'ye oy veren tüm Ülkücü oyları da İmamoğlu tarafına çevirmiştir.(Devam edecek)

Bu yazı toplam 455 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar