1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. İki Mustafa'nın kesişen hikayesi
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İki Mustafa'nın kesişen hikayesi

A+A-

Koç Ailesi, zengin bir Türk ailesidir. Hayat hikayeleri; kendi çalışmasıyla Türkiye'nin en zengin adamı olan Vehbi Koç ile başlar. Aile, Vehbi Koç'un kurduğu Türkiye'nin en büyük şirketi olan Koç Holding'in yönetimindedir.

Vehbi Koç'tan başlayarak kendi çalışmalarıyla bugünlere gelen Koç Ailesi'nin soyağacına baktığımızda; Fuad Bayramoğlu'nun yayınladığı secereye göre Vehbi Koç ile eşi Sadberk Hanım'ın ataları Hacı Bayram-ı Velî'ye  bağlanır.

Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç'un eşi Sadberk Hanım'dır. Sadberk ve Vehbi Koç'un 4 çocuğu vardır. Bunlar; Semahat Koç Arsel, Sevgi Koç Gönül, Suna Koç Kıraç ve Rahmi Koç'tur.

Rahmi Koç'un çocukları ise sırasıyla Mustafa Vehbi Koç, Ömer Mehmet Koç ve Ali Yıldırım Koç'tur. Koç Holding'in en üst yönetim kurulu noktasında Rahmi Koç'un oğlulları yer almıştır. Mustafa Koç'un yönetim kurulu başkanlığında Koç Holding'de Ömer Mehmet Koç başkan vekilliği yapıyordu. En küçük kardeşleri ise Ali Koç yönetim kurulu üyesiydi.

1984 yılında Koç Holding yönetimini devralan ancak 2003 yılında oğlu Mustafa Koç'a devreden Rahmi Koç, şu an Koç Holding'in Onursal Başkanı'dır.

Koç Ailesi, 1996 yılında 94 yaşındayken ailenin en büyüğü Vehbi Koç'u kaybetti.

Koç Holding'in başına 1984 yılında Rahmi Koç geçmiştir. Rahmi Koç ise bu görevi 2003 yılına kadar devam ettirdi. Sonrasında emekli olarak Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini 3. kuşak aile üyesi olan ve 56 yaşındayken 21 Ocak Perşembe günü kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden Mustafa Koç'a devretmişti.

Koç ailesinde bugünlerde Fenerbahçe Klübü Başkanı Ali Koç'tan medyada çokça söz ediliyor. Ancak rahmetli Mustafa Koç'un yaptığı bir iş vardı ki; bizce bu konuda ondan sıkça söz etmek gerekir:

Londra'daki Madame Tussauds Müzesi'nde Mustafa Kemal Atatürk'ün balmumu heykeli vardı. Ancak, bu heykelin Mustafa Kemal olduğuna bin şahit isterdi.

Raşitik bir vücut, alakasız bir surat, ne saçı benziyordu, ne de göz rengi tutuyordu. Üstelik, müzede sergilendiği yer adeta kıyıda köşede bir yerdi. Malesef büyük devlet adamlarına ayrılan bölümde değildi.

Müzeyi her sene bir milyon kişi ziyaret ediyordu, Türk vatandaşları bu heykeli gördükçe kahroluyor, yabancılar ise Atatürk'ü böyle tanıyorlardı. Londra'ya her gidip, bu müzeyi gören Türk aynı şikayetle geri dönüyordu. Sonunda iş, dönüp - dolaşıp Mustafa Koç'a geldi.

Madame Tussauds Müzesi'ndeki tuhaf heykelden rahatsızlık hissedenleriden biri de duyduğumuz Prof. Yılmaz Büyükerşen geliyordu. "Elaleme bırakıp kendimiz yapmazsak, olacağı bu" diyerek, sırf bu nedenle balmumu heykel çalışmaya başlamıştı. Ancak o dönemlerde Türkiye'de balmumu heykel yapmak için bile malzeme üretilmiyordu. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, Eskişehir'de görev yaptığı sırada, Profesör Büyükerşen'in çabalarına şahit olmuştu. Bir vesileyle biraraya geldiklerinde Mustafa Koç'a durumu anlattı. Fikri ateşleyen oydu. Bunun üzerine Mustafa Koç, Prof. Büyükerşen'i aradı, "Projenin başına geçer misiniz?" diye sordu. Cevap, elbette olumluydu.

Koç Grubu, Madame Tussaud Müzesi'yle hemen temas kurdu, resmi teklifini iletti: "Atatürk heykelini değiştirmek istiyoruz. Profesör Yılmaz Büyükerşen'in kontrolünde olacak. Bu konuda gereken neyse yapmaya hazırız."

Müze tarihinde böyle bir değişikliğin örneği yoktu. Önce mırın kırın ettiler. "Olmaz öyle şey" filan dediler. Koç Grubu ısrarla bastırdı.

Müze yönetimi iki şartla kabul etti: Müzenin Başheykeltıraşı, Profesör Büyükerşen'le birlikte çalışacaktı, Koç Grubu tüm masrafları karşılayacak, üstüne de 70 bin pound ödeyecekti.

İki şarta, iki karşı şartla cevap verildi. Müzenin heykeltıraşı öncelikle Lord Kinross'un Atatürk biyografisini okuyacak, ardından Anıtkabir'i görecek, sonra heykele başlanacaktı. Çünkü Atatürk, sadece vücut ölçülerinden, fotoğraflarından ibaret değildi. Atatürk'ün dehasını, ışıltısını tanımadan, Türk Milleti'nin Atatürk'e sevgisini, saygısını tanımadan, Atatürk'ü Atatürk'e benzetebilmek mümkün değildi.

Atatürk'ün 50 yaşındaki hali yansıtılacaktı. 10 Kasım 1938'de vefatından hemen sonra alınan ve Anıtkabir'de korunan birebir yüz maskı kopyalandı. Vücut ölçülerini ve karizmasını ortaya koyan fotoğraflarını Profesör Büyükerşen verdi. Bir sene birlikte çalışıldı.

Gerçeğe yakışır, muhteşem bir heykel ortaya çıktı.

Koç Grubu'nun sözleşmesi gereğince, heykelin yeri de değiştirildi. 'Ana Salon' tabir edilen, büyük liderlerin sergilendiği bölüme taşındı.

Törenle açılışı yapılacaktı. Gününü Mustafa Koç belirledi: 10 Kasım 2005.

Ölüm yıl dönümünde, yeniden doğacaktı. 2003'te Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Mustafa Koç'un, bu koltukta bizzat gerçekleştirdiği ilk sosyal sorumluluk projesi buydu. İlk imzasını Mustafa Kemal için atmıştı.

Mustafa Koç ''Atamızı aklımızda ve kalbimizde taşıdığımız biçimde, yani gerçek hatlarıyla tanıtmak istedik. Gururluyum, heyecanlıyım. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, fiziken aramızda olmasa da, 20'nci yüzyılın liderleri arasında, peşinden kitleleri sürükleyebilecek karizmaya ve öngörüye sahip… İdealleri halen yaşayan, fikirleri ölümsüz bir başka lider yok. Atatürk Türkiyesi'ni çağdaş uygarlığın ilerisine taşımak, ülkemizi ve tarihimizi uluslararası platforma doğru tanıtmak için, üzerimize düşenleri yapmayı bir borç biliyoruz" dedi...

Mustafa Koç, bir Türk vatandaşı olarak adaşına görevini yapmış olmanın rahatlığını taşıyordu.

İki Mustafa'ya da rahat uyumaları dileğiyle...

Bu yazı toplam 885 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar