1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. İDLİB'DE OYUNA GELMEMEK
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

İDLİB'DE OYUNA GELMEMEK

A+A-

İdlib'de yedi Mehmetçiğimiz ile bir sivil görevlimiz Suriye Rejim Güçleri'nin saldırısı sonrasında şehit oldular. Aziz Şehitlerimiz'e Allah'tan rahmet dizleriz. Türkiye de ateş destek silahlarımızla rejim güçlerine gerekli cevabı verdi ve Rejim Ordusu'nun 40 civarında zaiyat verdiğini açıkladı. Bu olayda Türk askeri ile Suriye rejim askerleri bir anlamda Suriye'de ilk defa karşı karşıya gelmiş oldular. Rusya'nın bilgisi ve onayı olmadan Suriye rejim askerlerinin kendi inisiyatifleri ile böyle bir saldırıya kalkışmaları mümkün değildir. İyi de epeyce uzun bir süredir biz Rusya ile çok iyi ilişkiler içinde değil miyiz? Ne oldu da bir haftada böyle bir tablo ile karşılaştık? Anlatalım. Suriye'de daha doğrusu Ortadoğu'da iki emperyal başat aktör var; ABD ve Rusya. Ama meselelerin çözülmesi aşamasına gelindiğinde üç aktör esas oyuncudur; ABD, Rusya ve Türkiye. Türkiye, Astana ve Soçi Mutabakatları ile İran ve Rusya'yı yanına aldı. Bu durum ABD'nin hiç istemediği bir durumdu. Sürekli bu süreci sabote etmeye çalıştı. Zira Türkiye bölgede etkin güçtü ve her iki emperyal güç de Türkiye'yi yanında tutmak istiyordu. Ancak ABD'nin halen devam ettiği biçimde PKK/PYD terör örgütünü kendi gücü olarak görmesi ve "sözde garnizon Kürt devleti"ni kurma sürecini devam ettirmesi, bunun da Türkiye'nin bekasını doğrudan tehdit ettiğinin artık dünya âlemce bilinmesi sonucunda ABD ile bölgede olan ilişkiler uzun yıllardır hasmane durumdadır. Bu koşullarda Türkiye'nin kendisini Rusya ile birlikte hareket eder bulması doğal sonuçtur. Astana ve Soçi süreçleri bu doğal sonucun hayata geçmiş halidir. Türkiye'nin Suriye'de bulunmasının asli sebebi sözde Kürt devletinin hayata geçmesine mani olmaktır. Astana süreci çerçevesinde Türkiye İdlib'e de 12 gözlem noktasında asker konuşlandırmış, Suriye'nin başka bölgelerinden İdlib'e gelen cihatçı teröristleri temizlemeye, Halep'ten Şam'a ve Lazkiye'ye uzanan kara yollarının güvenliğini sağlamaya söz vermişti. Geçen uzun zaman sürecine rağmen Türkiye, İdlib'deki cihatçı teröristleri temizleme, M4 ve M5 karayollarının güvenliğini sağlama sözünü yerine getiremediği iddia ediliyor. Bu durum Astana sürecinde Rusya açısından bir sıkıntı yarattı. Şimdi Rusya desteğindeki Suriye Rejim Ordusu, İdlib'in içine doğru ilerliyor. 12 gözlem noktamız tehdit altındadır. Öncelikle bu 12 gözlem noktamızı kendi sınırlarımızın 15 kilometre mesafesine çekmek doğru bir hal tarzıdır. Bu hal tarzı ile gözlem noktalarımıza hem lojistik destek kolayca sağlanır, hem de Suriye'den Türkiye'ye akmakta olan 1 milyona yakın mülteciyi Suriye içinde sınır bölgesinde oluşturulacak tampon bölgede kolayca tutulmasına imkân verir. 12 gözlem noktamızı mevcut durumuyla tutmaya devam etmekle Türkiye'nin İdlib bölgesini kendi nüfuz alanına dönüştürme gibi bir amacı olduğunu da düşünmüyoruz. Çünkü böylesi bir durumda İdlib nedeniyle Rusya ile bozulması muhtemel ilişkilerimizin jeopolitik maliyeti çok fazla olabilir. Astana süreci gereği radikal örgütleri buradan çıkartma görevini Türkiye üstlenmişken vekâleten bu görevi yüklenmiş olan ÖSO bunu yapamadı ve radikal HŞT güçleri ÖSO'yu ezdi geçti. Bu durumda Suriye Rejim Ordusu, Rusya'nın desteği ile radikalleri İdlib bölgesinden temizlemeye çalışıyor. (Kaçan radikallerin kuzeye doğru ilerleyerek Türkiye'ye sızmaları ve önemli bir tehdit oluşturmaları mümkündür.) Lakin bu süpürme nereye kadar devam edecek?

Bu yazı toplam 401 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar