1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. İdlib'de neler oluyor?
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İdlib'de neler oluyor?

A+A-

Kazaklar, bir atasözlerinde; "Rus'tan yoldaşın olursa ay baltan belinde olsun!" derler. Çerkezler ise; "Ruslar size cennetin anahtarını verirse, siz cehennemi tercih edin!.." sözüyle bunu pekişştirirler.

Durup dururken, 'Bu sözler de nereden çıktı?' şimdi demeyin. Malum İdlib'de yedi Mehmetçiğimiz ile bir sivil görevlimiz, Suriye Rejim Güçleri'nin saldırısı sonrasında şehit edildikler. Bu durum bizleri çok üzdü. Türkiye İdlib'de, Astana Süreci ve Soçi Mutabakatı sonucunda Rusya ile birlikte hareket ediyordu. Suriye rejimi de Moskova'nın verdiği talimatlara harfiyen uyuyordu. Pekiyi; nasıl oldu da oldu, Surriye rejimi, böyle bir dönemde İdlib'deki Türk askerini hedef aldı?

Bunun pekçok nedenini saymak mümkün. Bir kere Orta Doğu, adeta bir satranç tahtası. Bu satranç tahtasında; süper güçleri temsil eden ABD ve Rusya başta olmak üzere Türkiye, İran, İsrail... yerlerini almış durumda. Bu ülkeler yeri geldiğinde birbiriyle dost, yeri geldiğinde de düşman oluyorlar. Önce bunu kafamızın bir köşesine işleyelim. Sonra da sorumuzun cevabını arayalım. Türk askerine saldırı haberi geldiğinde ilk soru; 'Rusya ile koordinasyon sağlandı mı?' oldu. Olur ya; koordinasyonda bir kopukluk olur, bu da Mehmetçik'lerin şehadetine neden olabilirdi.

Rusya da bunu savunuyor, askeri birliklerin bilgi verilmeden hareket ettirildiği iddia ediliyordu. Rusya'nın bu yöndeki açıklamasının gerçeği yansıtmadığı çok çabuk ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, üstüne basa basa 2 Şubat Pazar günü saat 16.13'te ve 22.27'de Rusya'nın bu konuda bilgilendirildiğini açıklayacaktı. Yani Rusya destekli Şam rejimi, bu saldırıyı, Türkiye'nin İdlib'deki 12 gözlem noktasından çekilmesi için yapmıştı. Türkiye'nin bu gözlem noktalarından çekilmesi demek; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtları ile kontrol edilen alanların istikrarının bozulması demek, bir yerde Türk sınırının tehlikeye düşmesi demekti. Böyle bir duruma da Ankara'nın tahammülü yoktu.

Aslında bu olaya geniş bir açıdan bakmak gerekiyor. Sadece Şam - Moskova açısından değil, Washington - Tel Aviv açısından da olayları irdelemek gerekiyor.

Şimdiki Dışişleri Bakanı Mike Pompeo o zaman CIA Başkanı'ydı. Rus istihbaratının önemli üç ismi ABD'ye gitti. Özel izinle ABD'ye giren heyetin başında Rusya Dış İstihbarat Servis Başkanı Sergei Naryshkin vardı. Federal Güvenlik Servisi Direktörü Aleksandr Bortnikov ve Rus Askeri İstihbarat Başkanı General İgor Korobov da kendisine eşlik ediyordu. ABD ve Rus istihbaratının tepe yöneticileri Suriye'nin durumunu, Suriye'nin gelecekte nereye doğru yol aldığını görüştüler.

ABD ve Rus istihbaratçıları başbaşa vermiş; Suriye'nin geleceğini dizayn ederlerken, Türkiye ve Mısır'da da iki ilginç görüşme yapılacaktı. İlk görüşmede; o dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye'ye gelmişti. Suriye'nin geleceği konuşulurken, "Esad gittikten sonra kim gelecek?" diye sordu. "Suriye halkı kimi seçerse o gelecek" cevabı üzerine, "Seçim olduğu takdirde Müslüman Kardeşler gelir. Oysa Suriye'de Nusayriler, Hıristiyan Araplar, Dürziler var" diyecekti (Dikkat edin; Sadece Hıristiyan azınlıklardan söz ediliyor, Türkmenler yok sayılıyor).

Yine aynı tarihlerde, Suriye'deki içsavaşın başlarında, Esad'ın akıbetinin tartışıldığı bir dönemde MİT ve MOSSAD yöneticileri Mısır'da bir araya gelmişti. MOSSAD Başkanı Tamir Pardo, MİT yöneticilerine dönerek "Esad gittikten sonra kim gelecek? Bana bir isim verin" diye sordu.

MİT yöneticileri, "Suriye halkı kimi ister ve seçerse o gelir" dediler. Tamir Pardo, "Esad giderse; Mısır'daki gibi Müslüman Kardeşler gelir. Biz bunu istemeyiz" karşılığını verdi.

Sonunda Suriye halkının seçimi değil, dış güçlerin seçimi ağır basmış, Rusya'nın da desteğini alan Esad ayakta kalmıştı. Bütün bu gelişmeler; "2016 yılından beri ABD ile Rusya arasında gizli bir Suriye anlaşması var" görüşünü destekler durumdaydı. Ancak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Viktoroviç Lavrov, Burundi Dışişleri Bakanı Ezechiel Nibigira ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında bir ilginç diyalog yaşanacaktı. 

Anadolu Ajansı muhabiri Lavrov'a Rusya ile ABD arasında Suriye'nin kuzeydoğusuyla ilgili gizli bir anlaşma olduğu yönündeki iddiaları soracaktı. Herhangi bir gizli anlaşmanın bulunmadığını belirten Lavrov, "ABD ile bugün herhangi bir anlaşmanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Türkiye ile Rusya arasında Soçi'de varılan mutabakat muhtırası dışında gizli anlaşmalara bakmak için herhangi bir neden görmüyorum" diyecekti.

Gerçek acaba Lavrov'un dediği gibi miydi? Gelin onu da bir sonraki yazımda sizlere aktarayım.

Bu yazı toplam 589 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar