1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Her yol Yeni İpek Yolu'na çıkıyor
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Her yol Yeni İpek Yolu'na çıkıyor

A+A-

İnsanlık tarihi boyunca bütün savaşların temeline baktığınızda ana sebebin ekonomik imkânların paylaşılmasındaki taleplerin çatışması olduğunu görürüz. Günümüz dünyasında da bu ana sebep hiç değişmemiştir. Özellikle vahşi kapitalizmin olanca hızı ile saldırdığı günümüzde söz konusu temel neden daha belirgin halde görülmektedir. Bugün önümüze çıkan tabloda kavganın "Yeni İpek Yolu" temelli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hani hep söylenir ya "her yol Roma'ya çıkar" diye, günümüzde de "her yol Yeni İpek Yolu'na çıkıyor." Yeni İpek Yolu projesi; Çin'in bir kuşak bir yol girişimi aslında. Modern Çin'in 20. yüzyıldaki üçüncü değişim projesi. Birincisi 1949'da Mao önderliğindeki Çin Sosyalist Ulusal Devrimi ve bağımsızlığı ile başlayan ve bugünkü Modern Çin'i yaratan değişim sürecinin bir başlangıcı, ikincisi ise 1978'de Deng Xiaoping ile devam eden dışa açılımı ve dünya ekonomisine entegre olmasını sağlayan, küresel kapitalizm ile bütünleştiren ikinci aşama ki bu da Xi Jinping'in iktidara gelmesi ile başlayan son aşama ise İpek yolunun yeniden canlandırılmasını sağlamayı amaçlayan bir sosyo-politik ekonomi girişimidir. Esasen bu girişim Çin'de 1978'den sonra yükselen ve bugün 350 milyona ulaşan orta sınıfa yeni bir refah ve yaşam standardı oluşturmak için başlatılmış bir proje olmakla birlikte Güney Asya ve Orta Doğu ülkelerinin kalkınması açısından çok önem taşımaktadır.

Yeni İpek Yolu projesini "Bir Kuşak Bir Yol" olarak da tanımlamak mümkündür. Çünkü Çin bu yaklaşımla ticaretin akışkanlığını sağlayacak bir yolu ortaya koyarken sahip olduğu soft-power ile yeni bir kuşak da yaratmaktadır. Örneğin çok sayıda Afrikalı öğrenciye burs vererek Afrika pazarında başat güç olabilmenin kapılarını açmaktadır. Aynı durum Orta Doğu için de geçerlidir. Afrika ve Orta Doğu genç nüfusu ile eğer istikrarlı bir kalkınma sağlayabilirlerse, Çin için çok önemli bir pazar konumuna gelebilir. Bütün bunlara ilaveten en önemli neden ise güvenliktir. Çünkü enerji ve pazarın en önemli alt yapısı güvenlikten geçer. Güvenliğin olmadığı yerde ne enerji fiyatları sabit kalır ne de pazarda istikrar sağlanır. Projede iki önemli öğe var; biri kuşak diğeri yol. Kuşak karadan yolun geçtiği ülkeleri, yol ise denizden bu ülkelerin bağlantısını vurguluyor. Projeyle ilgili bu denli açıklamadan sonra Türkiye ile olan ilişkisine ve Türkiye açısından önemine bakalım. Geçtiğimiz gün Almanya Başbakanı Merkel adeta itiraf niteliğinde olan açıklamasında şöyle dedi; "Türkiye bir NATO üyesi olarak dışlandı. Bölgemizde olaylar alevlendiğinde ABD artık otomatik olarak sorumluluk almıyor. Jeostratejik öneme sahip Türkiye, partnerleriyle olan farklılıklarına rağmen NATO üyesi olarak kalmalı." Küresel sermayenin temsilcisi konumunda olan ABD, bir NATO müttefiki olmasına rağmen Türkiye'yi dışlamış, Türkiye'nin ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü 35 yıldır tehdit eden PKK/PYD terör örgütü ile Suriye'de (geçmişten beri de Irak'ta) kol kola girerek "müttefiki" olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Bu durum NATO'nun ruhuna da, yasal mevzuatına da tamamen aykırı bir durumdur. Çünkü gerçekte ABD, Türkiye'nin sürekli dostu da değil, sürekli düşmanı da değil. Başından beri de böyleydi zaten. ABD bir ulus devlet, Türkiye de bir ulus devlet. ABD'nin kendi ulusal çıkarları var, Türkiye'nin de var. Bu bağlamda ABD'nin hedefi belki doğrudan Türkiye değil gibi görünüyor ama temeldeki hedefe ulaşabilmesi için kullandığı maşaları ile Türkiye'nin bütünlüğünü hedef haline getiriyor. ABD'nin NATO'da Türkiye için oluşturduğu yaklaşımın sebebi ise kendi ulusal çıkarları için oluşturduğu ulusal güvenlik stratejisinde Türkiye'ye artık eskisi kadar ihtiyacı olmamasıdır. Çünkü şartlar ve öncelikler değişmiştir. Türk devlet aklı da bu durumun farkına varmıştır ve o nedenle Avrasya açılımı gerçekleşmeye başlamıştır.

Türkiye, Çin'in Kuşak ve Yol girişiminde bugün orta koridor olarak tanımlanan eski İpek yolu güzergâhında anahtar ülke konumundadır. Bu durum Türkiye'ye büyük avantajlar sağlayacaktır. Çünkü en az 2 trilyon dolarlık Çin yatırımı hedefleniyor. Şimdiye kadar 350 milyar dolardan fazla taahhüt mevcut durumdadır. İpek Yolu Ekonomi Kuşağı Çin, Orta Asya, Rusya, Avrupa ve Afrika'yı bir araya getirmeyi, Çin'i Orta Asya ve Batı Asya boyunca Basra Körfezi ve Akdeniz'e bağlamaya ve Çin'i Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Hint Okyanusu ile birleştirmeyi hedefliyor. Yeni İpek Yolu, ortaklaşa yeni bir Avrasya kara köprüsü inşa etmeye ve Çin-Moğolistan-Rusya, Çin-Orta Asya-İran-Türkiye ve Çin-Hindiçin Yarımadası ekonomi koridorlarını geliştirmeye odaklanıyor. Denizde ise, Kuşak ve Yol üzerindeki en büyük limanları bağlayarak sorunsuz, güvenli ve verimli ulaşım güzergâhlarını ortaklaşa inşa etmeye yöneliyor. Çin'in yatırım projelerinin %80inden fazlası az gelişmiş fakir ülkelerde konuşlanıyor. Türkiye de gelişmekte olan bir ülke olarak Çin yatırım alanındadır. Lakin ABD'nin en büyük korkusu bu yatırımların oluşturulması sürecinde Çin'in uyguladığı metottan kaynaklanıyor.

Batı'nın sömürgeci geçmişinin üzerine bina ettiği yağmacı ve zorba küreselleşme yönteminin tersine Çin, karşılıklı çıkara ve gelişmeye dayalı bir kalkınma iş birliği öneriyor. Batı emperyalizminin en temel yöntemi zor durumda kalan fakir ülkeyi yüksek faizle borçlandırıp elinde olanları yağmalama esasına dayalıdır. Emperyal güç için esas olan, kâr her şeyin üzerindedir yargısıdır. Osmanlı'ya ve son dönemdeki Türkiye'ye yaptıkları da budur. Afrika'yı sömürge olarak tutmak için de aynı şeyi yapıyorlar. Çin ise yatırımlarında uyguladığı kredi politikasını uzun vadeli ve düşük faizli bir politika olarak tercih etti. Bu durum bütün ekonomik dengeleri değiştireceğinden ABD'nin kâbusu oldu. Çatışmanın odak noktası da burasıdır. ABD geçmişte George Kennan'in Sovyetleri izole siyasetini bugün Çin'e karşı uygulamaya çalışıyor. En önemli sorun, Çin'in buna ne ölçüde ve nasıl yanıt vereceğidir. Dünya, kaçınılmaz olarak Asya binyılına girmiştir ve Türkiye de Asya'nın yükselen yıldızı olacaktır. Türkiye'nin yıldızının ise "Yeni İpek Yolu"nun en uç liman noktası olan İzmir olması kaçınılmazdır.

 Stratejik öngörü sahibi yatırımcılara bizden hatırlatması!

Bu yazı toplam 560 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar