1. YAZARLAR

  2. Sıla Topbaş

  3. Hayattan esintiler...
Sıla Topbaş

Sıla Topbaş

MUNSAP
Yazarın Tüm Yazıları >

Hayattan esintiler...

A+A-

Bugün sizlere değişik bir iki konudan bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri hayat ve hayvanlar üzerine bir diğeri de korku. Önce hayvanlardan başlayalım;

"Yeşil balıkçıl, bir ekmek parçasını suyun üstüne bırakır, kenarda bekler, toplanan balıkları avlar. Ekmeğini alır, bir başka yere bırakır, doyuncaya kadar balık yer."

...

"En kalın göz zarı porsukta bulunur; burnu ile deldiği toprağı ayaklarıyla tahliye ederken gözüne toprak kaçmasın diye..."

...

"Leyleklerin ana yemeklerinden biri yılanlardır. Saniyeler içinde ayaklarıyla çiğneyerek öldürürler. Leylekler, yılan zehrinden etkilenmeyecek şekilde dizayn edilmiştir."

Hayatla ilgili olanlar ise şöyle:

"Ortalama bir internet kullanıcısı 2002 yılında ekran başında 46 dakika harcarken, 2012 yılında bu rakam 4 saate yükselmiştir..."

...

"Birleşmiş Milletler, 2014 sonunda internet kullanan kişi sayısının 3 milyara ulaşacağını açıkladı..."

...

"Her gün yeni doğan bebeklerden en az 12 tanesi yanlış anne babaya verilmektedir..."

...

"Birisinin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız, kendisine hiçbir iyiliği dokunmayan birisine nasıl davrandığına bakın."

...

"İnsanlar sınav sırasında ilham için yukarıya, umutsuzluk için aşağıya, kopya için de yan taraflara bakarlar.

...

"-Yüksek sesli konuşan her insana sinirlenmemeliyiz. Çünkü bazı insanların gırtlağı daha geniştir ve sesleri daha gür çıkar...."

...

"-Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne göre Türkçe'de en fazla anlama sahip sözcük, sahip olduğu 58 farklı anlamıyla 'çıkmak' kelimesidir..."

Korku

Korku belirli bir ağrı veya tehdit olarak algılanan bir olay sonucunda, uyarıcı bir tepki olarak ortaya çıkan yaşamsal bir mekanizmadır. Türk Dil Kurumu'na göre korku; bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü olarak açıklanmakta.

İtalyan bir yazar ise şöyle anlatmakta:

"İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla 'öğretilir'... Hastalıklar 'öğretilir'. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil. Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa. Herkes sizi gösterir. Çünkü herkes sizden dolayı vardır. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz. Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir 'eski geçmiş' yapmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek... Yeni bir eski geçmiş için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız."

Bu satırlar dünyada 500 binin üzerinde satan "Tanrılar Okulu" adlı kitaptan. Yazarı da 2014 yılında hayatını kaybeden bir İtalyan, Stefano D'Anna...

Bu yazı toplam 127 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar