1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Hala idrak edemedik!
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Hala idrak edemedik!

A+A-

  Tüm dünya gibi Türkiye'de bir Korona virüs belası ile uğraşıyor. 2019 Aralık ayında Çin'in Vuhan kentinde başlayan ve çok kısa sürede tüm dünyaya yayılarak pandemiye dönüşen Covit-19 salgını 11 Mart 2020 dan itibaren ülkemizde de görülmeye başlandı. Türkiye salgında şanslı bir konumda oldu. Zira 2.5 aylık bir bilgi birikimi süreci imkanı bulmuştu. Nitekim bu bilgi birikimi ile Sağlık Bakanlığımız işin başından itibaren süreci doğru götürdü. Sahada filyasyon çalışmaları başlatıldı ve halen devam ediyor. Hastane, yatak ve solunum cihazı kapasitemiz hemen hemen tüm dünyada örnek konumda oldu. İtalya, Fransa, İspanya gibi ülkeler faciayı yaşarken şükürler olsun Türkiye böylesi facialar yaşamadı.

Süreçte her ne kadar sıkılsak da devletin sağlığımızı korumak amacı ile aldığı tedbirler çok doğru ve isabetli oldu. Özellikle izolasyon açısından getirilen yasaklar ile pek çok insanın Covit-19 a yakalanması engellendi. Tabii bu süreçte tüm sağlık çalışanlarımızın verdiği insanüstü mücadele ve gayret her türlü takdirin üzerinde olup ayakta alkışlanacak bir davranıştır. Tüm sağlık çalışanlarımıza minnettarız. Bu büyük mücadelede hastalarını iyileştirmek uğruna kendi hayatlarını feda eden değerli sağlık çalışanlarımıza da Allahtan rahmet diliyoruz. Mekânları cennet olsun. Bu ülke onları hiç unutmayacaktır. Korona virüs süreci devam ederken bir yandan da hayatın devam ettiği gerçeği var. 31 Mayıs 2020 ye kadar süren önemli kısıtlamalar ekonomiyi önemli ölçüde sarstı. AVM'ler, restoranlar, kafeler, kıraathaneler, gece kulüpleri, sinemalar, tiyatrolar, konser salonları, berberler, kuaförler, oteller, turistik işletmeler, turizm şirketleri, düğün salonları vb. birçok işyeri aylarca kapalı kalmak zorunda kaldı.

Bu işyerlerinde çalışan milyonlarca vatandaş gelir elde edemedi ve günlük yaşamını döndürmede sıkıntıya düştü. Allahtan bizim tarihsel genlerimizde yardımlaşmak, paylaşmak duygusu olduğundan Türk Milleti birbirine destek olarak bu zorlu süreci az sıkıntı ile atlattı. Günlük gıda ihtiyaçlarını karşılayan market, manav, fırın gibi iş yerleri dışında hemen her alanda ekonomik hayat durdu. Açık olan bu iş yerleri de mahdut saatlerde ihtiyaçları karşıladılar. E, doğal olarak insanlar günlük yaşamlarını döndürecek geliri elde edemediler, para kazanamadılar.

Söz konusu durum giderek toplumsal bir sıkıntı oluşturabileceğinden ve insanların çalışarak evlerine ekmek götürmek zorunluluğu olduğundan 1 Haziran 2020 den itibaren birçok kısıtlama kaldırıldı. Örneğin şehirlerarası seyahat yasağından tutun da kapalı işyerlerinin açılmasına kadar. Çünkü devam etmesi gereken bir yaşam süreci vardı. 31 Mayıs itibariyle Türkiye Covit-19 salgını karşısında iyi bir yere gelmişti. Lakin yasaklar kalkınca süreçteki hasta sayısındaki, vefat sayısındaki azalarak süren gidiş azalmasını bir anlamda durdurdu ya da azalma hızı düştü. Sağlık Bakanı Koca bu konuda sık sık açıklamalar yaparak halkımızı uyardı, uyarmaya da devam ediyor.

Covit-19 toplu bulunulan yerlerdeki sosyal mesafe kuralının ihmal edilmesi ile yayılma gösteren bir salgın. Salgın henüz geçmiş değil. Ama ne yazık ki halkımızın önemli bir kısmı bunu tam idrak edemediğinden asker uğurlamaları yaptılar, taziye çadırları kurarak taziye ziyaretleri yaptılar, yasak olmasına rağmen evlerde partiler verdiler hatta yasak olmasına rağmen kaçak oyun salonları bile işlettiler. O koşullarda bir kişinin Korona virüs taşıyor olması çok kısa bir sürede geometrik dizinle binlerce, on binlerce insana Covit-19 bulaştırılmasına sebep olmadı mı? Bizce oldu. E, peki hiç mi düşünmediler yahu bunca sıkıntı eziyet çektik, pandeminin yayılma hızını ciddi ölçüde yavaşlattık şimdi biz bu yaptığımızla yeniden yayılmasına sebep olacağız diye. Devlet bu tür faaliyetleri de yasakladı ve kontrol altına aldı. Ama bir gerçek var; devlet her vatandaşının başına yirmi dört saat polis, jandarma dikemez ki! Başta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olmak üzere tüm hekimler, bilim insanları bas bas bağırıyorlar, her koşulda maskeni tak, sosyal mesafeyi koru, el hijyeni başta olmak üzere temizliğe dikkat et. Geçen gün tanık olduğum bir olay çok ilginçti. Yani tam düz cehalet. Bir caddede karşıdan karşıya geçmek için yaya geçidindeki ışıklara yürüyordum. Beş- altı metre önümde de kanaatimce anne- kız olduklarını değerlendirdiğim iki hanım yürüyorlardı. Işıklara geldiler ve tam durduklarında öğrenci olduğunu düşündüğüm 18-19 yaşlarındaki kızımız hapşurdu. Çok ilginç olanı ise hapşururken yüzündeki maskeyi çıkardı ve hapşurduktan sonra maskeyi yeniden taktı. İnanılır gibi değil. İyi de kızım o zaman o maskeyi neden takıyorsun? Maske hem senden çıkabilecek virüs ihtimali bulunan zerreciklerin dışarıya yayılmasını önleyecek hem de sana gelebilecek virüslü zerrecikleri önleyecek. Yani bir bariyer olacak o maske. İşte sevgili okurlar devlet olarak ne yaparsak yapalım sonucu almak sadece ve sadece vatandaşımızın davranışları ile mümkün olabilecek. Kendi sağlığımız için, sevdiklerimizi kaybetmemek için, çocuklarımız, anamız, babamız, eşimiz, kardeşimiz için tedbirlere harfiyen uymak zorundayız. Maske takmak, sosyal mesafemizi korumak, hijyene özen göstermekten başka da çare yok. Ta ki aşı vs. bulunana kadar. Yaz mevsimi nedeniyle sahillere bakıyoruz yine maske yok, yine sosyal mesafe yok. Yahu kardeşim artık şunu idrak edelim; virüsün şakası yok geldi mi götürüyor. ABD'ni, Brezilya'nın hali ortada. Allah korusun biz de onlar gibi mi olalım? Senin kuralsızlığının bedelini neden kurallara uyanlar ödesin? Kurallara uyanların günahı ne? Kurallara uyalım, en az hasarla bu işi atlatalım. İdrak, idrak, idrak! Aksi halde bu iş hayata veda ile sonuçlanabilir. 

Bu yazı toplam 770 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar