1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Gündemden kısa kısa
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gündemden kısa kısa

A+A-

Biz gazeteciler için Türkiye haber yönünden zengin bir kaynak. Gündem saat başı değişebiliyor. Ancak bazı konular sürekli devam ediyor. Bunların başında da “kadın cinayetleri” geliyor. Gazetelerin üçüncü sayfaları sürekli kadın cinayetleri haberleri ile dolu. Ya eşini öldüren ya ayrıldığı eşini öldüren ya da birlikte yaşadığı kadını öldüren cani ruhlu insanlar sürekli cinayet işliyorlar. Bu konuda bizim üzerinde durduğumuz iki nokta var; birincisi televizyonlarda sürekli şiddet içeren dizilerin ve şiddet içeren haberlerin verilmesi bu canilerin içindeki cani ruhun ortaya çıkmasında en büyük etken. TV dizilerinde eline silahı alan pat pat adam vuruyor ve çekip gidiyor, genelde de dizilerde ne devlet var ne yargı ne de polis. Adam raconu kesiyor ve gidiyor. Ancak gerçek hayat böyle değil ama diziyi seyreden o cahil cani hayatın öyle olduğunu sanıyor. Algı böyle işliyor. Öte yandan adam çocuklarının gözü önünde çocuklarının annesi olan eski eşini koyun keser gibi kesiyor. O çocukların yaşadıkları travmayı düşünebiliyor musunuz? Bir cahil cani kaç kişinin hayatını karartıyor. Bu işin temelinde tabii ki eğitim yatıyor. Ama eğitim hemen birkaç günde, birkaç yılda verilecek bir olgu olmadığı için o zaman geriye yasal yollar kalıyor.

TERS ORANTI

Hep yazmışızdır, toplumların eğitim düzeyleri arttıkça ters orantılı olarak cezaların şiddeti azalır. Ancak eğitim düzeyi düşük olduğu sürece bu tür canileri durdurmanın tek yolu en şiddetli cezalardır. Biz kişisel olarak bu tür canilerin sadece “canlarını kaybetmekten” korktuklarını düşünürüz. O nedenle kadın cinayetleri için “idam” cezasının olması gerektiğini düşünüyoruz. Bazı kimselerin “efendim işte idam cezası insan haklarına aykırıdır, geri dönüşü yoktur” filan dediklerini duyuyoruz. E, peki kardeşim üç yavrusunun gözü önünde cani bir adam tarafından canavarca katledilen o kadının insan hakkı yok mu? Sen bunu söylediğinde kaş yapacağım derken göz çıkarıyorsun ve o kadının hakkını yok sayıyorsun. Biz her suç işleyen için idam cezası uygulansın demiyoruz ki. Sadece ayan beyan kameraların, sokaktaki insanların, birçok kişinin gözü önünde, hiçbir şüpheye meydan vermeyecek ölçüde, çok aleni olarak, açık seçik biçimde bir kadını öldüreni de asın be kardeşim diyoruz. Bakın bakalım bir daha kolay kolay kadın öldürülüyor mu bu ülkede?

****

 Dış politikada çok önemli bir gelişme yaşandı. Dört yıla yakın bir süredir birbirlerine düşman olan Katar, Suudi Arabistan ve BAE ile barıştı. Öyle ki Arap ülkeleri Katar’a ambargo uyguluyordu ve Katar’ın tek dostu Türkiye idi. Şimdi Katar’a kapalı olan kapılar açıldı ve Körfez’de yeni bir dönem başladı. Bu durum özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarında nasıl yansımalar gösterir? Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Mısır ile ilişkilerinin normal süreçlere girmesinde Katar ne denli etkili olabilecektir? Bu önemlidir, çünkü özellikle Doğu Akdeniz’de Türkiye, Münhasır Ekonomik Bölge konusunda sadece Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile bir anlaşma yapmıştır. Hâlbuki Doğu Akdeniz’de hiç kıyısı bulunmayan “gaspçı” Yunanistan, İsrail, Mısır, GKRY ile MEB anlaşmaları yapmış ve ön almıştır. Öte yandan tüm sonuçları Türkiye’nin aleyhine olabilecek biçimde Suudi Arabistan ve İsrail ile askerî angajmanlara girmiş bulunmaktadır. Örneğin Doğu Akdeniz’de yapılacak ortak tatbikatta dünyada üçüncü büyük F-15 filosuna sahip Suudi Arabistan bir kısım F-15 uçağını Girit’te konuşlandırmış ve bu uçaklarda Yunan pilotların eğitimlerinin yapılmasına izin vermiştir. Öte yandan İsrail Yunanistan’da askerî okul kurarak Yunan Hava Kuvvetleri pilotlarının eğitimlerini üstlenmiştir. Ayrıca Yunanistan’a eğitim uçakları da satacaktır. Şimdi hem askerî hem de ticari bakımdan Yunanistan ile bu denli yakın ilişkiler içine giren Suudi Arabistan, Mısır, İsrail gibi ülkeler Türkiye ile nasıl yakın ilişki içine girebileceklerdir bunu bilemiyoruz. Her ne kadar Katar’ın Türkiye’de ciddi yatırımları ve siyasi iktidar ile çok yakın ilişkileri olsa da kendi çıkarlarını düşünerek bu kesime yanaşması ve Türkiye’ye sırtını dönmesi de ihtimal dışında değerlendirilmemelidir. O halde her türlü olasılığa karşı devletimizin tüm tedbirleri alması ülkemizin çıkarları açısından kaçınılmazdır. Yunanistan’ın İsrail ile kuracağı uçuş okulu ve eğitim üssünün Ege Denizindeki İskiri adasında kurulacağı, Yunanistan’ın Avusturya’dan dört adet Camcopter S-100 insansız hava aracı alacağı da dikkatlerden kaçmamalıdır. Yunanistan hangi hedef için bu kadar silahlanıyor dersiniz sizce?

****

 Biz doğduğumuz günden beri Beşiktaş taraftarıyız. Bunu tüm okurlarımız ve izleyicilerimiz de bilirler. Her ne kadar pandemi süreci nedeniyle maçlar seyircisiz oynanıyor olsa da lig devam ediyor. Tabii ki efsane başkanımız rahmetli Süleyman Seba’nın dediği biçimde “şerefimizle ve hakkımızla” şampiyon olmak istememiz doğaldır. Sevgili Başkan Ahmet Nur Çebi’nin bugün gelinen başarılı noktada ciddi özverisi ve katkısı büyüktür. Sergen Yalçın böylesi bir süreç sonunda Beşiktaş tarihine büyük başarı yazdıracak gibi görünüyor. Taraftar ve camia artık birbirine kenetlendi. Takım her geçen gün daha iyi futbol oynuyor ve futbolcuların arasındaki mükemmel uyum gözle görülüyor. Son Rizespor maçında oynayan her oyuncu sanki şampiyon bir takımın oyuncusu gibi tüm özverisi ile oynadı. Bu durum sevgili Sergen Yalçın’ın kişisel yeteneğinin sonucudur. Sergen tüm oyuncularının tamamını istim üstünde hazır tutmak istiyor ve bunu da başarıyor. Öte yandan oyuna zamanında müdahale ediyor, katı defans uygulayan takımlara karşı da bir biçimde kilidi açabiliyor. Sergen’in başarısının altında yatan bir husus da takıma akıllı bir hücum futbolu oynatmasıdır. (Sevgili Sergen’i 15 yaşından beri yakından tanıdığımız için bir ağabeyi olarak ismi ile anmakta bir beis görmüyoruz.) Bir de şu geriye pas verme oranını azaltırsak çok daha seyir zevki yüksek bir futbolun ortaya çıkacağına kuşku yok. Tıpkı 6-0’lık son Rizespor maçında olduğu gibi. Dileriz sezon sonunda şampiyonluğu da birlikte kutlarız.

Bu yazı toplam 932 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar