Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gündemden...

A+A-

Ülke gündeminin iki başlığını yazalım istedik bu yazımızda. Birinci başlığımız tüm vatandaşları ilgilendiren temel konu olan ekonomik durum. Ekonomik durumumuz iyi sinyaller veriyorsa da henüz istenilen seviyeye gelmesi için epey bir gayret istiyor. Tabii bu kırılganlık ve durağanlık sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil. Tüm dünyada da aynı sorun mevcut. Ama bir biçimde bu olumsuzlukları kırmak zorundayız. Geçen gün uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings yayınladığı raporda gelişen Avrupa ülkelerinin görünümüne ilişkin değerlendirmede bulundu. Fitch Ratings'in gelişen Avrupa ülkeleri için 2020 yılına ilişkin not görünümünün negatif olduğu belirtilen raporda, zayıf dış ortamın görece destekleyici iç talebi dengeleyeceği ve Merkez ile Doğu Avrupa'da (CEE) görülen son iyileşmeyi test edeceği ifade ediliyor. Raporda "Çoğu gelişen Avrupa ülkesinde büyümenin zayıf küresel büyümeye bağlı olarak 2020'de yavaşlayacağını tahmin ediyoruz. CEE büyümesi 2019'un ikinci yarısında yavaşlama sinyalleri vermeye başladı ancak Batı Avrupa'daki yavaşlamaya karşı genellikle güçlü kaldı. Bölgenin en büyük ekonomileri Rusya ve Türkiye, yavaşlamanın dışındalar. Rusya için bunun nedeni ulusal projeler yavaş bir başlangıcın ardından hız kazanırken artan sermaye harcamaları olacak. Türkiye'de ise 2018 ortasında yaşanan kur krizi sonrasında gelen toparlanma hız kazanmayı sürdürecek." deniliyordu. 

Öte yandan Türkiye'nin 2020 yılında daha fazla istikrar kazanabileceği belirtilen Fitch raporunda, ekonomideki toparlanma ve yeniden dengelenmenin süreceği, büyümenin güçleneceği, enflasyonun düşeceği ve cari açığın kontrol altında kalacağı beklentisine yer veriliyordu. Fitch raporu ile Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıklamaları bir hayli örtüşüyor. Ancak ekonomideki iyileşmeler bazı ekonomik koşulların da varlığına bağlıdır. Şöyle ki; ekonomik faaliyetler birtakım ilişkiler ağının içinde tezahür eder. Öncelikle piyasaya sıcak para girmesi gerekir. Sıcak para girdiğinde hem enflasyon düşer hem de kişi başı millî gelir artar. Bu durum üretim olanaklarını harekete geçirir. Ekonomik hamlenin temeli üretimdir. Üretemeyen ülkelerin zenginleşmesi mümkün olamaz. Türkiye üretim açısından önemli potansiyel kaynaklara sahiptir. Bunların başında "tarımsal üretim" gelmektedir. Katma değeri yüksek ve ileri teknoloji ile üretilen tarım ürünlerinin ihracatı büyük girdi sağlayabilir. Lakin bizde eksik olan konulardan biri de standardizasyon konusudur. Örneğin aynı yerde aynı gün üretilen iki teneke beyaz peynirin ikisinin de tadı ve kalitesi farklı olabiliyor. Bu olmamalıdır. Tekstil üretiminde özellikle de fason üretimde en ünlü markalarla dünyanın bütün ülkelerine ürün gönderiyoruz. Sanayide yedek parça imalatında önde gelen bir yerimiz var. Bu ve benzeri avantajlarımızı yabancı sermeye girişini ve üretime dönük yabancı yatırımı arttırabilirsek ekonomik durumun hızla artıya geçeceği kuşkusuzdur. Üretimin arttırılması da tek başına yeterli olmaz. Bir ürünü satacak pazarınız olmazsa üretim elinizde kalır. O zaman yeni pazarlar bulmak şarttır. Bu konuda Türk iş âleminin Afrika pazarına açılması çok isabetli bir hareket tarzı olmuştur. İşte söz konusu pazarları elde edebilmek ve oralarda kalabilmek için bir de lobi faaliyeti yapacak kurumlarınız devrede olmalıdır. Bu kurumlar pazar sahasında sürekli Türkiye'nin mallarının kabul göreceği ortamları hazırlamalıdır.

Türkiye artık inşaat, kum, çakıl ekonomisine doymuştur. Kum, çakıl ve AVM ekonomik çizgisi artık Türkiye'yi refaha taşımaktan çok uzaktır. Türk ekonomisinin orta vadede yüksek düzeye geleceğini değerlendiriyoruz. Çünkü ülkenin doğal zenginlikleri de artık devreye girme yolundadır. Akdeniz'deki ekonomik münhasır alanımızda olan hidrokarbon yataklarından çıkaracağımız enerji kaynakları ile ülke içinde (örneğin Malkara'da olduğu gibi) bulunan enerji kaynaklarının ülkemizin ekonomisini orta vadede yüksek düzeye çıkaracağını değerlendiriyoruz. Servetin tabana yayılması ile de müreffeh Türkiye'ye ulaşmak zor olmayacaktır.

***

             EURO 2020 Futbol Şampiyonası kurları çekildi. Türkiye A grubunda ve rakipleri İtalya, Galler, İsviçre oldu. Türkiye turnuvanın açılış maçını İtalya ile Roma Olimpiyat Stadında oynayacak. Açılış maçı önemlidir. Açılış maçlarında sürprizler çok olmuştur. İtalya çok güçlü bir takım. Ama onlar da bizim gibi genç oyunculardan oluşuyor. Öte yandan tüm otoritelerin kabul ettiği üzere şampiyonanın en güçlü defansı Türkiye'de. Türkiye'nin sıkıntısı forvetlerinin yeterince gol üretememesi. Tabii daha 6 ay zaman var ve çok formda bir Burak, Cenk Tosun, Enes Ünal ile bu sorun da kolayca aşılabilir. Türkiye İtalya karşısında zorlanabilir. Üç ihtimalli bir maç olacaktır. Ama Türkiye'nin diğer iki maçı evimizde oynanacak. İki maç Azerbaycan'da Bakü'de. Yani bir millet iki devlet. 69 bin kişilik Bakü stadının Türkiye sesleri ile inleyeceğini şimdiden görür gibiyiz. Türkiye grup ikincisi olarak çıkarsa sonraki maçını yine Bakü'de oynayacak. Şenol Hoca şanslı bir insan. 2003'te Türkiye'yi "Dünya Üçüncüsü" yapabilme başarısını göstermişti. Türkiye 2008 Avrupa Şampiyonası'nda da yarı final oynamıştı. Bu şampiyonada neden final oynamasın? Roma'da açılış maçını oynayacak olan Millilerimizin Londra'da da kapanış maçını oynayacaklarını düşünüyoruz. Kuralar, şehirler, sanki ilahi bir el Türkiye'nin Londra yolunu çiziyor gibi. Ay Yıldızlılarımıza sonsuz başarılar diliyoruz. Yolları açık olsun.

Bu yazı toplam 381 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar