1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Gri Alanlar... 1'inci Bölüm
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gri Alanlar... 1'inci Bölüm

A+A-

Başlık bir roman için uygun oldu galiba. Ama Türkiye'nin PKK ile mücadelesinden kaç roman çıkar siz düşünün. Barış Pınarı Harekâtımız Perşembe günü Sayın Cumhurbaşkanı ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence arasında Ankara'da yapılan uzunca görüşmelerin ardından her iki tarafın birlikte yayınladığı "Suriye'nin Kuzeydoğusuna İlişkin Türkiye-ABD Ortak Açıklaması" ile "şimdilik" durduruldu. 13 maddelik açıklamanın özü "PKK/PYD 120 saat içinde Telabyad-Resulayn arasındaki 120 km. genişliğinde ve 30 km. derinliğindeki alandan çekilecek. Bölgeyi Türk Ordusunun kontrolüne bırakacak. Bu bölgedeki PKK/YPG ağır silahları toplanacak, mevzileri imha edilecek. Suriye'nin toprak bütünlüğüne bağlı kalınacak. PKK/PYD tamamen çekilince Barış Pınarı Harekâtı son bulacak."

Öncelikle Devletimizi, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Kahraman Türk Ordusunu yürekten kutlarız. İşin 1'inci bölümü önemli ölçüde istediğimiz yönde ilerledi. Çatışmaların durması insan hayatının kaybedilmemesi açısından da fevkalade önemlidir. Daha da önemlisi PKK/PYD'nin Suriye sınırımız boyunca en azından bu 120 km.lik alanda "Garnizon Kürt Devleti kurmak" hayali şimdilik suya düşmüştür. Çok defalar yazdık, buraya Türkiye'den gönderilerek yerleştirilen Suriyeliler de bu işin sigortası olacaklarıdır. Lakin şimdi aklımıza gelen gri alanları düşünelim. Askerî harekâtlar politik amaçların gerçekleşmesi için yapılır. Bir askerî harekât yapıldığında bunun bir politik çıktısı olur. Burada yeni bir kompozisyon çıktı ortaya. Bu kompozisyon çok sayıda oyuncuyu nasıl etkileyecek? Zira ABD, Rusya, İran, Suriye, Türkiye hepsi burada masada. Ayrıca ABD'nin yavrusu PKK/PYD de yancı duruyor. Güvenli Bölge iki sebeple kurulur; ya oraya insanları yerleştirmek için ya da bir terminal görevi görmesi için. Bu "Ortak Açıklama" ile ABD, Türkiye'yi Rusya ve İran ile karşı karşıya bırakmak için bir hamle yapmış görünüyor. Zira Türkiye'nin silahlı gücü ile güvenli bölgede uzun süre kalmak durumunda olması Rusya'yı ve İran'ı mutlaka rahatsız eder, Astana Sürecini aşındırır. Öte yandan Rusya ile Suriye ordusunun girdiği yerlerde değişen dengelere karşı nasıl tutum alınacak? Bu da ilerleyen süreçte netleşecek gibi. İkinci önemli nokta; bu harekâtın bir konvansiyonel çatışma olmadığıdır. Yani burada iki düzenli ordu yok ki. Asimetrik bir harekât ve asimetrik bir yapı söz konusu. PKK'nın gövdesi Irak'ta, kolu bacağı Türkiye'de, Avrupa'da, Suriye'de filan. Kısacası merkezden aldığı emirlere itaat edecek hiyerarşik bir yapısı yok. Otonom gruplar var. Bu durumda farklı hareket eden, sessizlik sürecinde çatışan grupların olması da ihtimal dahilindedir. Bir çatışma yine bir kriz yaratabilir. Angajman kuralları nasıl koyuldu bunu bilemeyiz, sahaya nasıl yansıyacak bu da bilinmiyor.

Harekâtın askerî amaçları dikkate alındığında YPG'nin operasyon bölgesinden çıkarılması sonucu elde edilmiş oldu. Asıl askeri hedef, 980 km uzunluğunda 30-35 km. derinliğinde bir güvenlik bölgesi oluşturmaktı. TSK'nın bu amacının henüz gerçekleşmediğini görüyoruz. Harekâtın siyasi amacına bakılacak olursa YPG'nin sınırımızda oluşturduğu kantonları terk etmek zorunda kaldığı gerçekleşti. Ancak nihai hedef olan PKK-YPG'nin tümüyle etkisiz kılınması ve Fırat'ın Doğusu'nda bir devletçik kurmasının önlenmesi hedefinden henüz çok uzağız. Zira bizim asıl düşüncemiz Türkiye'nin toprak bütünlüğü için bölgede asla ve asla bir Kürt Devleti ol-ma-ma-lı-dır. Bu açıdan Barış Pınarları Harekâtının bunu gerçekleştirmesi mümkündü. Ama bizce henüz tamamlanamadı. Geçtiğimiz günlerde Trump, PKK/PYD'ye çağrıda bulunarak bir mesaj yayınladı; "Umarım Kürtler bölgeden çekilirler, Türkiye'nin hava gücüne karşı şansları yok. Uçağınız yoksa uçakları olan bir gücü yenmek çok zor." İşte tüm düğüm bu sözlerde! ABD ve İsrail 40 yıllık yavrularının yok olacağını ve yüz yıllık hayallerinin bir yüzyıl daha erteleneceğini anladılar. Türk Devleti ve Sayın Cumhurbaşkanımız tüm dünyaya karşı kararlılık göstererek Kahraman Türk Ordusuna "PKK/PYD'yi yok et!" diyerek mükemmel bir iş yaptılar. O muhteşem Ordu birkaç günde bir silindir gibi teröristlerin üstünden geçmeye başladı. Harekâtın başlangıçta deklere edilen amacı "güvenli bölge oluşturmak" olsa da nihai amacı PKK/PYD'yi tarihin çöplüğüne gömmekti. Bu durum ABD'nin ve İsrail'in paçalarını tutuşturdu. Harekâtta henüz Tank Birlikleri ve Hava İndirme Birlikleri kullanılmadı. Ama hazırlanmışlardı. Zira PKK/PYD'yi önüne katan Türk Ordusu 35 km. derinlikte Hava İndirme Birlikleri ile teröristlerin arkalarını kesip çember içinde bırakarak ve Zırhlı Birliklerini de kullanarak topyekûn imhaya gidebilecekti. Askerî müdahalede bulunma imkânı olmayan ABD bunu görerek siyasi müdahalede bulundu. Hâlbuki askerî harekâtta nihai amaç hasmın çekilme yollarını da tıkayarak ricat durumuna düşmüş hasmı topyekûn imhaya götürmektir. Tabii bölgedeki 80 bin kişiyi imha etmek mümkün olmazdı ama 800'den çok çok fazla teröristi imha ederek PKK/PYD'nin beli hepten kırılabilir, tarihin çöplüğüne gömmek mümkün olabilirdi. ^

Çekilme aslında bir asker harekât türüdür. Hasım kuvvet kolayca çekilmeyi başarırsa derinlikte yeniden tertiplenme, önceki gücüne kavuşma, lojistik eksiklerini tamamlama imkânına kavuşur. Bu durumda hasmın yeniden tehdit haline gelmesi çok olasıdır. Evet, şimdiki koşullarda Allah korusun ve şükürler olsun zayiatımız çok azdır. Çatışmanın hiçbir zaman olmaması hepimizin en büyük dileğidir. Lakin PYD/PKK'nın bir müddet sonra yeniden Türkiye'nin başına daha büyük çapta bela olmayacağını nasıl garanti edeceğiz, işte onu bilmiyoruz ve bunu ilerleyen süreç içinde gelişen yeni durumlar ortaya koyacaktır. Çünkü bizim Suriye sınırımız 911 km. ve biz sadece120 km. uzunluğunda ve 30 km. derinliğinde bir alanı kontrol edeceğiz. Geri kalan alanlarda ne olacak onu 2'nci bölümde izleyeceğiz. Özetle; tehdit yok edilmemiş sadece ötelenmiş görünmektedir. Bütün bunlara rağmen harekât tüm dünyaya şunu gösterdi; Devletimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu ile Kahraman Türk Ordusu vatan toprakları söz konusu olunca hiçbir güce boyun eğmez. Ayakta alkışlıyoruz. 

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar