1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Gölcük'teki "Dilek Ağacı"
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gölcük'teki "Dilek Ağacı"

A+A-

Anadolu'mun hemen hemen her karışı "efsane"lerle doludur. Hele hele "efeler diyarı" Ege Bölgesi'nde bunun pekçoğunu bulmanız mümkündür. Bunlardan biri de Kütahya'nın bir ilçesi olan Simav'da bulunmaktadır. Simav'ın Gölcük Yaylası'ndaki 624 yaşındaki çam ağacının hikayesi bir hayli ilginçtir.

Simav'daki Termal Tesisleri bilmeyenimiz veya duymayanımız yok gibidir. İşte o kaplıcanın üzerinde bir heykel gibi yükseliveren bin 450 metre yükseklikteki Gölcük Yaylası tam bir doğa harikasıdır. Gölün hemen yanıbaşında yükselen çam ağaçları, cana can katan tam bir oksijen deposudur.

Bu yaylanın piknik alanına hakim bir noktasında da yaklaşı 630 yaşındaki bir çam ağacı dikkat çeker. 30 metre yüksekliğindeki bu ulu çam ağacının dalları şaşılacak bir şekilde yukarıya doğru değil, aşağıya doğru sarkar. Hayret edilecek bu görünüşü ile sanki gövdesindekileri sarmalar vaziyettedir. Yüzlerce çam ağacının yer aldığı ormanda sadece o çamın dalları aşağıya sarkık durumdadır. Bu yüzlerce asırlık ağacın bir de ilginç hikayesi vardır. Gelin onu da birlikte okuyalım:

Zamanında bu dağda iki Yörük obası bulunmaktaymış. Ancak bu iki Yörük obası, birbiriyle kardeş kardeş geçineceğine, bir olaydan dolayı birbirleriyle kan davasına tutuşmuşlar. 

İki düşman Yörük obasının beylerinden birinin çok güzel bir kızı varmış. Diğer Oba Beyi'nin de yakışıklı mı yakışıklı, baba yiğit bir oğlu varmış. Gel zaman - git zaman Oba Beyi'nin oğlu, diğer Oba Beyi'nin güzel kızını görünce ona aşık olmuş. Oba Beyi'nin kızı da bu aşka karşılık verince iş ciddiye varmış.

Bütün herşeye rağmen, Oba Beyi'nin oğlu; zor da olsa ailesini ikna etmiş. Bunda anasına; "Bana bu kızı istemezseniz canıma kıyarım!..." demesinin büyük rolü olumuş.Sonunda Oba Beyi de buna çaresiz razı olmuş. İstemeye istemeye dünürcüler, diğer obaya gidip, kızı istemişler. Ancak kovulmaktan beter olarak obayı terk etmişler.

Her iki tarafın aileleri bu işe, için için sevinmişler. Ancak gençlerin birbirlerine karşı duyduğu hisler daha da pekişmiş. Daha fazla dayanacak güçleri kalmamış. Bir gün Oba Beyi'nin oğlu, Oba Beyi'nin kızını, atının terkisine attığı gibi kaçırmış.

Gençler; dolu dizgin giderken, düşmanlıkta birbiriyle yarışan iki obanın adamları birleşerek peşlerine düşmüşler. Artık gençlerle diğerleri arasında ölümüne bir yarış başlamış. Sonunda takattan düşen gençler, soluklanma ihtiyacı duymuşlar. Bir anda ulu çam ağacının aşağıya doğru sarkan dalları gözlerine ilişir.

Burası onlar için adeta doğal bir saklanma alanıymış. Hemen attan inip, terkisine de bir kamçı vurarak yanlarından uzaklaşmasını sağlamışlar. Sırtındaki iki kişiden kurtulan küheylan hızla patika yoldan uzaklaşmış. Gençler, artık ulu ağacın koruması altına girmişler. O ana kadar korkudan çarpan kalpleri, artık mutluluktan çarpmaktadır. Çünkü onları takip edenler; atın peşine takılıp hızla geçip gitmişler. Artık gençlerin önündeki bütün engeller kalkmış, dileklerine kavuşmuşlar.

O günden sonra da bu ulu çam ağacına  "Dilek Ağacı" denmiş. Bu "Dilek Ağacı", tıpkı İstanbul'daki Telli Baba gibi, gençlerin arzuları için adakta bulundukları bir yer olmuştur. Evlenmek isteyen, üniversite sınavında başarı göstermek isteyenler bu ağacın altına gelip, dilek tutup, adakta bulunuyorlar.

Bu asırlık çam ağacı, geçtiğimiz 2007 senesinde sit alanı olarak tescil edilmiş. Buraya ziyarete gelenler, ulu gövdesine yaslanarak adeta vücutlarındaki negatif elektriğin alındığını,çok rahatladıklarını söylüyorlar. Biz de okuyucularımızın, dileklerinin kabul edilmesi arzusuyla hoşçakalın... "Hoşta kalın..." diyoruz.

Bu yazı toplam 178 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar