1. YAZARLAR

  2. Gözde Acar Karabay

  3. Gidenler dönmüyor geri
Gözde Acar Karabay

Gözde Acar Karabay

HİKÂYE DİYARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gidenler dönmüyor geri

A+A-

Ölüm soğuk bir gerçek…

Üstelik çaresi olmayan bir gerçek...

Ayrılık vakti gelip çattığında son bir ümit avuçlarda kalıyor. Gidecek olanın yakınları, o umuda sıkıca tutunuyor. Bunun bir rüya gibi gelip geçici olduğuna inandırmak istiyor kendini. İnanıyor da, son nefese kadar konduramıyor kimse ölümü sevdiğine.

Ölüm buz gibi bir gerçek… Üstelik insanoğlunun çare bulamadığı bir gerçek…

Ölüm, yakın bağ kuramadıklarımızla rakamsal olarak, az üzüntülerle, olayın içeriğine dair bilgilerle yanımızdan kayar gider. Eğer ailemize, yakın çevremize ve sevdiklerimize gelmişse, işte o zaman ölüm can evimizden vuruyor.

Sevdiklerimize gelince ölümün acısı yaşa da bakmaz, hastalığa da. O kişiye verdiğiniz değerde saklıdır ölümün acısı. Ne kadar değer verirseniz, o kadar acıtır içinizi. O kadar çok 'keşke' dersiniz.

-              Ah keşke daha fazla mutlu anlar biriktirebilseydim.

-              Ah keşke doya doya sarılabilseydim.

Dinmeyecek bir acı…

Sadece ötelerde kavuşulacak bir ayrılık.

Bunu bildiğinden ayrılığın ilk günü sık sık uyursun, gözünü açıp kaparsın. Acaba açsam orada mı? Gelir mi? Acaba uzatır mı bana ellerini yine?

Ah dinletemezsin göz kapaklarına. Açıp, kapanır durmadan. Sen de elinde avucunda kalan son bir ümitle, yaşadıklarının gerçek olamayacağının peşine düşersin.

Düşersin de gelmez bir türlü giden…

Gidenlerin ardından sessizce bakakalırsın sonra. Gidenin dönmeyeceğini kara geceler, yorgun sabahlar fısıldar kulağına.

Bu sefer anılar koşar imdadına. Giden dönmüyor ama bir nefes uzağında gibi hissetmeye başlarsın. Anılar dün gibi gelir aklına. Uzatsan yakalayacaksın sanki unutamadığın anları.

Faniyiz… Ölüm yakamızı bırakmıyor! Hele yaş aldıkça sevdikleri bir bir kara toprağa uğurlamalar daha bir sık oluyor.

Geçen hafta teyzemin eşini ani bir şekilde kaybettik. Bu kayıp beraberinde başka anılarımı da tetikledi. Gidenlerin içinden beni en çok sarsan anne yarım olan anneannemin vefatı oldu. Acısıyla yüzleşmem hiç de kolay değildi. Bir yılda anca kabullenebildim. Bana bıraktığı küpesini, bir yılın sonunda kulağıma takabildim. Dizlerini özlerim, şen kahkahasını, yöresel yemeklerini.

Yaklaşık üç yıl oldu gidişi... Şimdilerde ise gülümseyerek anılarını hatırlıyorum, ders niteliğindeki sözlerini kızlarıma aktarıyorum.

Prof. Doğan Cüceloğlu'nun bu hafta ani ölümü de beni derinden yaraladı. Daha geçen hafta canlı bağlantısını izlemiştim, çok da faydalı olmuştu. Şimdi sevenlerine fikirlerini yaşatmak, kitaplarına sarılmak düşüyor. Güzel kalpli değerli hocamın hep dillendirdiği, "Hayata umutla, şevkle sarılın ve hep daha iyi insan olmak için gayret edin. Kendinizi geliştirin. Her gün on dakika gökyüzüne bakın, yaşamı düşünün. Bu dünyaya ait olduğunuzu hissedin" sözleri hep kulaklarımda.

Topluma faydalı değerli bilim insanlarının vefatı beni ayrı bir üzüyor. Daha söyleyecek sözlerinin, yazacak çok kitaplarının, gerçekleştirecek projelerinin boynu bükük kalıyor.

Her ölüm bir ders verir bize. Her ölüm bir şeyler fısıldar kulaklarımıza unutmayın!

Görebilen, duyabilene ne mutlu!

Daha bir başka bakar hayata, daha bir sıkı sarılır sevdiklerine. Daha bir yaşama sevinci, umudu içinde barındırır.

Gidenler ne yer, ne içer, ne yapar bilinmez… Sırlı bir yolculuk… Kalanların yüreğinde cennette buluşma duası…

Yunus Emre der ki;

"Ten fanidir can ölmez, çün gitti geri gelmez,

Ölür ise ten ölür; canlar ölesi değil…"

 

Kalın Sağlıcakla…

Bu yazı toplam 863 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar