1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Gazi'ye saygı
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Gazi'ye saygı

A+A-

 Geçtiğimiz günlerde bir haber ilişti gözümüze. Apartmanda tadilat yapan bir baba ve oğlu tadilat malzemelerini apartmanın asansörü ile taşımaktadırlar. Herhalde karo taşı, kum, çimento, alçı ya da mobilya ağaç malzemesi ya da yer döşeme malzemesi filan. Bu malzemeler yükte ağır malzemelerdir. Genellikle apartman yöneticileri bu tür malzemelerin ve ağır eşyaların asansörle taşınmasına rıza göstermezler. Zira asansöre fazla yük yüklenmesi genelde asansörlerin bozulmasına neden olur. İşte böyle bir yük taşıma işinde aynı apartmanda oturan bir kişi bu baba-oğula söz konusu ağır malzemeleri asansörle taşımamalarını zira daha önce de bu tür malzemeler taşındığında asansörün bozulduğunu ve tamirinin çok uzun sürede yapılabildiğini söyler. Çünkü asansör yük asansörü değil personel asansörüdür. Apartman sakininin bu uyarıyı yapması çok doğaldır. Her şeyden önce asansör bozulduğunda tamir için gerekli ödemede o da kendine düşen parayı ödemek durumunda kalacaktır. Ama bundan çok daha önemlisi uyarıyı yapan bu kişi "her iki ayağı da protez olan engelli bir vatandaştır." Asıl en önemlisi ise uyarıyı yapan bu kişi her iki ayağını da mayın patlaması sonucunda kaybetmiş "kahraman bir gazimizdir." Dolayısıyla asansörün bozulması halinde kahraman gazimizin oturduğu dairesine çıkması büyük bir eziyet halini alacaktır. Zavallı ve insanlık yoksunu bu baba ve oğlu sadece bu uyarıyı yaptı diye "engelli olan bu kahraman gazimizi" şiddetle darp ederler. Oysa ki; o kahraman gazimiz gencecik bir insan olarak 37 yıldır bu vatanın başına bela olan lanet PKK terör örgütü ile mücadele ederken Hakkâri'nin Dağlıca bölgesinde mayına basması sonucu kaybetmiştir ayaklarını, plajda denize atlarken değil. Uzun zaman GATA'da tedavi görmüş ve sonunda her iki ayağına da protez takılmıştır. Kim bilir belki de terör örgütünün yandaşı bile olabilecek bu baba ile oğlunun komşuları olmasından dolayı bunu bilmemeleri mümkün değildir. O kahraman gazimiz bu vatan için, bu ülkenin toprakları bölünmesin, bu millet terör belası ile yaşamasın, başka canlar kaybedilmesin diye iki ayağını feda etmiştir bu ülkeye.

 O ahlak yoksunu baba ve oğlu bırakın iki ayaklarını feda etmeyi şeylerindeki bir kılı bile verirler miydi bu vatan için acaba? Ha tabii bir de o kahraman gazimiz engelli olmasaydı acaba o baba ve oğlu öylesi saldıracak cesareti kendilerinde bulabilirler miydi, o da ayrı konu. Herhalde sonucunu tahmin edecekleri için cesaret edemezlerdi. Darp sonrası kahraman gazimizin savcılığa şikâyette bulunması üzerine gelen polis ekipleri "iki insan müsveddesini" gözaltına alırlar ve savcılık "kasten yaralama suçundan tutuklanmaları" talebi ile mahkemeye sevk eder. Yargıç, oğul'a "ev hapsi" babaya ise "adli kontrol şartı" vererek salıverilmesine karar verir. Burada yargıcın tutumunu da anlamak mümkün değildir. Karara savcılık itiraz eder tekrar "tutuklanmalarını" talep eder. Bundan sonrası yargı süreci. Burada asıl üstünde durulması gereken konu şudur; bizim çocukluğumuzda, gençlik yıllarımızda "gaziler" toplumda herkesin hürmet gösterdiği, bir topluma girdiklerinde herkesin ayağa kalktığı, yer verdiği, belediye otobüslerinde ön sıraların tahsisli koltuk olarak ayrıldığı kişilerdi. Özellikle son 30-35 yılda giderek bu saygınlık bazı mihraklarca bilinçli bir biçimde aşındırıldı ve neredeyse yok edilme aşamasına getirildi. Bu çok önemli bir kayıptır. Büyük devletler onur, şeref, kahramanlık gibi kavramlara çok önem verdikleri ve bunları gerçek hayatta yaşattıkları için büyük devlet olurlar.

ABD'de, Fransa'da, İngiltere'de, Japonya'da ve savaş yaşamış birçok ülkede "gazilik" çok büyük bir şeref makamıdır. Tüm toplum gazilerine büyük saygı gösterir. Çünkü öylesi manevi değerlerin varlığı toplumun "harsı" yani çimentosudur. Bilirler ki çimento dağılınca toplum da dağılır.

Yaşanan bir olaydan bahsedelim; Vietnam savaşında kollarını kaybetmiş bir Amerikan Ordusu gazisi ABD'de bir havaalanından bir başka şehre uçacaktır. Ancak geç kalmıştır. Uçak perondan ayrılır ve pist başına doğru ilerler. O sırada kuleden pilota bir anons gelir ve pilot olduğu yerde uçağı durdurur. Biraz sonra özel bir araçla "Vietnam Gazisi" uçağa getirilir, ön merdiven açılır ve gazi uçağa alınır. Gazi uçağın içine adım attığında tüm yolcular ayağa kalkarlar ve o gazi yerine oturana kadar onu ayakta alkışlarlar. ABD'yi günahımız kadar sevmeyiz ama tespit edelim ki işte o nedenle büyük devlet olunuyor. (Türkiye'mizden başka sevebileceğimiz devlet de yoktur.) ABD'de Çinli, Yerli, Afrikalı, Meksikalı, İspanyol, İtalyan, Japon 72,5 milletten insan yaşar ama "sen nerelisin" diye sorsan tek bir cevap alırsın, "Ben Amerikalıyım" der. Etnik kökenini ya söyler ya da söylemez. Peki, bizde bir "gazi" uçağa geç kalsa ne olur? Biz anlatmayalım, siz zaten ne olacağını bildiniz. İşte ülkeleri ülke, milletleri millet yapan bu değerleri ve onlara sahip çıkma ölçüleridir. Bizim milletin ciddi bir kısmı ne yazık ki bu değerleri kaybetmiş durumda. Utanma, ar, hayâ, ayıp duyguları önemli sayıda bireyde ne yazık ki sıfırlanmış vaziyette. Üstelik bu "çimento" değerlerimiz günden güne giderek daha fazla aşınıyor, aşındırılıyor. Geçmiş yıllarda devlet görevimiz sırasında gencecik yaşta bu ülke için hiç tereddütsüz canını ya da vücudunun bir parçasını feda eden pek çok yiğitlerin varlığına tanık olduk. Biz ne yaparsak yapalım onların hakkını asla ödeyemeyiz. (Hiç kimse "onlar bu iş için maaş alıyorlar" rezilliğine girmesin. Bunu söyleyecek ya da düşünecek olan kişinin kendisi 5-6 bin lira için ölür mü acaba? Üstelik hiç maaş almadan, vatan borcunu öderken bu ülke için şehit ya da gazi olan binlerce aslan parçası er ve erbaşımız da oldu.) Bu aziz vatana, bu aziz millete olan sevgileri nedeniyle böylesi fedakârlıkla hayatlarını ortaya koymuş "Kahraman Gazilerimize" yukarıda anlatıldığı gibi ahlak yoksunu baba ve oğlunun davrandığı biçimde davranmak bizim gözümüzde düpedüz "vatana ihanetten" başka bir şey değildir. Zira böylesi tutum ve davranışları görmek, sırası geldiğinde bu vatan için canlarını ortaya koyacak insanların duygularını da olumsuz etkiler. İşte o nedenle vatana ihanettir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çankaya köşkünün merdivenlerinde Falih Rıfkı Atay'a boşuna dememiş "Yahu Falih, bu büyük milletin kahramanı da çok bol, haini de."

Bu yazı toplam 1187 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar