1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Fırat'ın doğusuna girmek
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Fırat'ın doğusuna girmek

A+A-

Günlerdir "Fırat'ın Doğusu" masada. Türkiye'nin ABD ile üç noktada anlaşamadığını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu açıklamıştı. Çavuşoğlu 22 Temmuzda Ankara'daki toplantı sonrasında "ABD'nin getirdiği öneriler bizi tatmin eder düzeyde değil. Esas bu güvenli bölgenin derinliği, buraları kimin kontrol edeceği konusu ve buradaki PKK/YPG'lilerin tamamen çıkarılması konusu bizim için hassas olan konulardır. Bu üç konuda henüz bir mutabakat sağlamış değiliz." demişti. İlerleyen süreçte MSB Hulusi Akar Kuvvet Komutanları ile "Harekât Planlaması" toplantıları yaptı ve medyamızda yayınlandı. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan 11'inci Büyükelçiler Konferansı'nda "Suriye'deki terör bataklığını kurutmak öncelikli meselemiz. Kanser gibi büyüyen, müttefiklerimizin ağır silahları ile büyütülen bu yapı ortadan kalkmadıkça Türkiye kendini emniyette hissedemez. Çok yakında farklı bir aşamaya geçeceğiz." Aynı gün ABD savunma Bakanı Mark Esper konuştu; "Türkiye'nin tek taraflı adımı kabul edilemez. Yapacağımız şey, ABD, Türkiye ve SDG'nin (PKK-YPG Terör örgütünü ABD, SGD yani Suriye Demokratik Güçleri süslü lafı ile yutturmaya çlışıyor.) Suriye'nin kuzeyinde paylaştığı karşılıklı çıkarlarına zarar verecek tek taraflı sınır ötesi adımlarını engellemek."  Bununla birlikte Esper, ülkesinin SGD'ye desteğini çekmeyeceğini ifade etse de Türkiye'nin bir operasyonu durumunda örgüte koruma garantisi vermeyeceğini söyledi. Devamında bakıyoruz Ankara'da yapılan "güvenli bölge" pazarlığında varılan uzlaşma sonucunda MSB Akar "ABD ile Türkiye en kısa zamanda ortak harekât merkezi kuracak. Güvenli bölge barış koridoru olacak ve Suriyelilerin geri dönüşü sağlanacak" açıklamasını yapıyor. Devamında çıkan habere bakıyoruz ABD 300 TIR dolusu ağır silahı PKK/PYD güçlerine gönderiyor ve aynı ABD PKK/PYD güçlerinin sayısını 110 bin kişiye çıkartacağını açıklıyor. Buraya kadar olan açıklamaların içinde aklımızı iyice karıştıran o kadar çok nokta var ki! ABD'ye Suriye'ye gireceğimizi açık açık ifade ediyoruz sonra ABD ile ortak harekât merkezi kuruyoruz. Ortak harekât merkezleri ortak düşmana karşı yapılacak müttefik kuvvetler için kurulan harekât merkezleridir. Şimdi ABD bunca yıldır besleyip büyüttüğü, binlerce TIR dolusu silah verdiği, daha dün 300 TIR ağır silah gönderdiği PKK/PYD'yi düşman mı ilan etti de kurulan ortak harekât merkezinde bizimle birlikte kendi yavrusunu vuracak? Bu işi hiç anlamadık. Diğer yandan bir gün evvel ABD Savunma Bakanı, Türkiye'nin kendi başına yapacağı harekâta izin vermeyiz yani Türkiye'nin PKK/PYD'yi tepelemesine müsaade etmeyiz diyor. Sonra ertesi gün "Ortak Harekât Merkezi" kuruyoruz. Anlayan varsa beri gelsin.  Aynı ABD Savunma Bakanı konuşmasının sonunda Türkiye bu operasyonu yaparsa PKK/PYD'yi koruyacağımızın garantisini veremeyiz diyor. ABD'li Bakan'ın da ne dediğini anlayan varsa beri gelsin. Şimdi anladıklarımıza geçelim ve durumun şifrelerini çözmeye çalışalım. Bakalım gerçekte ne diyormuş ABD'liler?  Bir defa ABD bu bölgede bir Kürt devleti kurmak istiyor ve artık bunu tüm dünya biliyor. Bu Kürt devletinin Irak, Suriye, Türkiye ve İran'dan alınacak parçalar ile oluşturulmak istendiği de tüm dünyaca biliniyor. Bu sözde Kürt devletinin ABD için iki amaç ve anlamı var o da İsrail'in güvenli bir müttefike sahip olarak güvenliğini sağlaması diğeri de bu bölgedeki yer altı zenginliklerinin ve enerji kaynaklarının üstüne çökmek ve bölgede tek hegemon olmak. Başka da hiçbir sebebi yok. Bu iş için ABD kimin harcandığına, kaç ülkenin parçalandığına, şimdi kullandığı Kürtlerin ölüp ölmediğine, kimin kalıp kimin gittiğine hiç bakmaz. ABD'nin amacına ulaşması için bunların hiçbir önemi yoktur. Fırat'ın doğusundaki bu PKK/PYD meselesi ülkeleri bölme ve topraklarını alma meselesidir. Bize göre Fırat'ın doğusuna yapılacak harekât Türkiye'nin bekası için olmazsa olmazdır. Türkiye mutlaka ve mutlaka PKK/YPG terör örgütünü imha etmek zorundadır. Aksi halde parçalanması ve toprak kaybı kaçınılmaz olur. Biz bazı yazarlar gibi ne tür bir askeri harekâtın yapılabileceğini yani işin askeri yönünü yazmaya gerek görmüyoruz. Bunu kurmay subay arkadaşlarımıza bırakalım. Onlar en uygun harekât planlarını yaparlar. Lakin burada stratejik düzeyde çok kritik iki durumun ortaya çıktığını görüyoruz.

Birinci kritik durum; ABD Savunma Bakanı Esper'in de dediği gibi Türkiye bir imha harekâtına başlar ve ağır silahlarla donatılmış 80-100 bin PKK/PYD'li ile çatışırken karşısına onları koruma altına almış ABD askerileri de çıkar. Bu durumda Türkiye'nin ABD ile sıcak çatışmaya girmesi sözkonusu olabilir. Bunun sonuçları ne olur, çok uzun bir yazı yazmamız gerekir.

İkinci kritik durum ise yine ABD Savunma Bakanı Esper'in sözlerinde gizli. Yani ABD'nin Türkiye'ye kurduğu tuzak. Türkiye, PKK/PYD gücüne karşı bir imha harekâtına girer. Bu harekâtta ister istemez ciddi kayıplar da verebilir. Çünkü karşıdaki terör gücü 80-100 bin kişilik ve ellerinde ağır silahlar var. Türkiye buna rağmen 40-50 km. (hatta terör örgütü güneye doğru çekilirse belki de 100 km.) içeri girmek zorunda kalır. Çünkü başladığı imha işini bitirmek zorundadır. O zaman da Türkiye'ye yol veren ABD, tüm dünyaya Saddam'ın Kuveyt'e girmesi örneğinde olduğu gibi Türkiye'nin Suriye'de işgalciliğini ilan eder. BM'i ve AB'yi de arkasına alarak tıpkı Irak'a olduğu gibi Türkiye'ye de demokrasi getiriyorum yaygarası ile zaten o sırada ordusu da iyice hırpalanmış olan Türkiye'ye girmeye kalkabilir. Allah muhafaza işte asıl filmin koptuğu yer de burası olur. Güvenli bölgenin sonuç alıcı bir çözüm olmadığı bu işi bilen herkesçe bilinir. Çünkü PKK/PYD'nin 30 km. kuzeyde kuracağı terör koridorunu 30 km. güneye iteklememiz pek bir anlam ifade etmez. Önemli olan bu koridorun daha da açık ifade ile bu garnizon sözde Kürt devletinin kurulmasına engel olmaktır. Aksi halde Türkiye'nin parçalanması ya da buna karşı koymak için yıllarca sürebilecek topyekûn bir savaşa girmemiz kaçınılmaz olur. Son bir çare de Türkiye'deki 5,5 milyon Suriyeliyi memleketlerine yani bu koridor bölgesine geri gönderebilir, orada yerleşmelerini sağlayabilirsek oyunu bozarız ve kanaatimizce bu sözde Kürt devletinin kurulmasını 40-50 yıl öteleyebiliriz. Dikkat edilirse PKK/PYD ve onların destekçileri Suriyelileri oraya göndermemizi hiç istemiyorlar. Biz anlatmaya çalıştık, karar irade sahiplerinin.

 

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar