1. HABERLER

  2. FETÖ'nün askeri yargı yapılanmasına iddianame
FETÖ'nün askeri yargı yapılanmasına iddianame

FETÖ'nün askeri yargı yapılanmasına iddianame

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün darbe girişimi sırasında ortaya çıkan sözde "Sıkıyönetim Mahkemelerinde Görevlendirme Listesi"ndeki 31 askeri yargı mensubu hakkında iddianame hazırlandı.

A+A-

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında ortaya çıkan sözde "Sıkıyönetim Mahkemelerinde Görevlendirme Listesi"nde adı geçen 31 askeri yargı mensubu hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçlarından iddianame hazırlandı.

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Selda Binboğa Kurtuluş'un hazırladığı iddianame, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

İddianamede, "Özellikle 2010'dan itibaren, önemli görevlerdeki çok sayıda askeri hakimin Ergenekon, Balyoz gibi soruşturmalara dahil edilerek, bulundukları makamların boşatılmasının amaçlandığı" belirtilerek, "Tasfiye edilen tüm Genelkurmay ve Kuvvet Adli Müşavirliklerine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı hariç olmak üzere, halen meslekten ihraç edilen ve tutuklu olanların adli müşavir olarak atanması dikkat çekicidir" ifadelerine yer verildi.

İddianamenin kabulü halinde şüpheliler "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanı sıra, "silahlı terör örgütüne üye olmak", "terör örgütü faaliyeti kapsamında zincirleme resmi belgede sahtecilik" ve "zincirleme nitelikli dolandırıcılık" suçlarından 45 yıl 7'şer aya kadar hapis istemiyle yargılanacak.

İddianamede, FETÖ mensubu darbecilerce hazırlanan "Sıkıyönetim Gizli Mesaj Formları" ve "Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi" kapsamında yer alan şüpheliler ile darbe girişiminde bulunan askeri kanat arasındaki fikir ve eylem birliğinin ortaya çıkartılması, ayrıca FETÖ'nün, örgüt mensuplarını askeri yargıya yerleştirmek amacıyla 2009'daki askeri yargı hakim alımları ve mesleğe kabullerinde usulsüzlük yapıldığına dair iddiaların araştırılması amacıyla soruşturma yürütüldüğü belirtildi.

Milli Savunma Bakanlığının "müşteki" olarak yer aldığı iddianamede, Abdullah Ünal, Berkan Doğan Üneş, Beytullah Abakam, Cemal Yurtseven, Emi̇n Veli̇ İnan, Emrah Gül, Fati̇h Bağlan, Feyyaz Erkam Saraç, Gani̇ Çeti̇ntaş, Gülteki̇n Özdemi̇r, İsmai̇l Mıngır, İsmai̇l Savcı, Muhammed Teki̇nşen, Muhammet Vuran, Numan Bi̇ber, Orhan Çeli̇k, Ramazan Aktaş, Ramazan Avcı, Regai̇p Cıba, Rıdvan Akay, Selma Uyar, Selma Yılmaz Çi̇tli̇, Serdar Çami̇çi̇, Sezer Çi̇tli̇, Süleyman Ülker, Tuncay Zengi̇n, Turgay Tonga, Uğur Gülteki̇n, Uğur Tural, Yakup Öz ve Yunus Emre Taşova "şüpheli" olarak gösterildi.

"Komutanların çevresi örümcek ağır gibi sarılmıştır"

İddianamede, FETÖ/PDY üyelerinin kamuoyuna yansıyan beyanlarında, örgütün en çok önem verdiği meslek grubunun askeri hakimler olduğu, bu kapsamda askeri hakimliğin, örgütün "mahrem hizmetler sınıfının en üst mertebesi" kabul edildiğine dikkat çekildi. Askeri hakim olması için belirlenen hukuk fakültesi öğrencilerinin, başka hiçbir kamu görevi taleplerinin kabul edilmediği belirtilen iddianamede, HSYK tarafından yapılan çalışmalarda, birçok askeri hakimin adli ve idari hakimlik sınav ve mülakatlarını kazanmasına rağmen, askerlik hizmetinin zorluklarını ve zorunlu hizmet süresinin 15 yıl olmasını kenara bırakarak askeri hakimliği tercih ettiklerinin belirlendiği aktarıldı.

"FETÖ/PDY'nin askeri yargıya verdiği önemin sebebinin, yaşanan süreçlerde açıkça ortaya çıktığı" ifade edilen iddianamede, komutanların hukuka verdiği önem ve adli müşavirlerine duyduğu güvenin birçok yerde kötüye kullanıldığı, komutanların kararlarının örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirilmesine çalışıldığı bildirildi.

İddianamede şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Özellikle 2010'dan itibaren Ergenekon, Balyoz gibi soruşturmalara çok sayıda önemli görevlerdeki askeri hakimler dahil edilerek bu makamların boşatılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Genelkurmay Adli Müşaviri Hakim Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu, kamuoyunda Ergenekon davası olarak bilinen dava kapsamında tutuklanmış, yerine Askeri Yargıtay üyeliğinden feragat ederek şube müdürü olarak atanmayı kabul eden 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilen tutuklu Muharrem Köse Genelkurmay Adli Müşaviri olmuştur. Aynı şekilde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşaviri Hakim Kıdemli Albay Onur Uluocak, Hava Kuvvetleri Adli Müşaviri Hakim Kıdemli Albay Bülent Gülçal, kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında tutuklanmış, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliğine 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilen tutuklu Hakim Yarbay Bedrettin Özgür, mesleki tecrübesinin azlığına, daha önce askeri yargının hiçbir idari makamında görev yapmamış olmasına rağmen atanmıştır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşaviri Hakim Kıdemli Albay Akif Vurucu baskılar sonucu emekli olmuş, yerine 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilen, tutuklu bulunan Hakim Yarbay Mehmet Emin Yapar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşaviri olarak atanmıştır.

Bu süreçte tasfiye edilen tüm Genelkurmay ve Kuvvet Adli Müşavirliklerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı hariç olmak üzere halen meslekten ihraç edilen ve tutuklu olanların adli müşavir olarak atanması dikkat çekicidir. Bu kapsamda, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının tüm kararlarında etkili olan, hukuki mütalaalarda bulunan, TSK personelinin meslekten çıkarılması, atama, terfi, yurt dışı görevlendirme, soruşturma emirlerinin verilmesi, savcılık ve mahkeme kararlarına itiraz ve mahkemenin hükmüne karşı temyizi ve benzeri birçok önemli hususta komutanların çevresi bir örümcek ağı gibi sarılmıştır."

Alt kadrolardaki değişiklikler

İddianamede, aynı süreçte adli müşavirlerin alt kadrolarında da uygun tasfiyeler yaşandığı belirtildi. Görevlendirilen adli müşavirlerin darbe girişimi öncesinde FETÖ/PDY mensuplarına ilişkin başsavcılıklarca yapılan soruşturmaları akamete uğratmak için iş birliğinden sürekli kaçındıkları, adli birimlere zorluklar çıkardıkları kaydedilen iddianamede, "kumpas davaları" olarak bilinen davalarda gerçeklerin ortaya çıkması ve faillerin tespitinin engellenmeye çalışıldığı anlatıldı.

Bu sürecin askeri savcılık ve askeri mahkemelerde de yaşandığı ifade edilen iddianamede, şu değerlendirmeler yer aldı:

"2010'dan itibaren devam eden süreçte Genelkurmay Askeri Savcısı Hakim Kıdemli Albay Yavuz Şentürk, hakkındaki yazı, sosyal medya haberleri ve karalama kampanyaları sonucunda emekli olmuş, yerine 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilen ve tutuklu bulunan Hayrettin Kaldırımcı askeri savcı olmuş, yardımcı askeri savcılar Hakim Kıdemli Albay Zekeriya Duran kaset şantajı ile emekli olmuş, Hakim Yarbay İsmail Volkan Şahin kamuoyunda İzmir casusluk davası olarak bilinen dosya kapsamında ağırlaştırılmış müebbetle yargılanarak Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesine tayin edilmiştir. Yine yardımcı askeri savcılardan Tamer Isır İzmir casusluk davasına bulaştırılarak daha önce hiçbir askeri hakimin görevlendirilmediği Kara Havacılık Disiplin Subaylığına tenzili rütbe niteliğinde atanmıştır. Genelkurmay Yardımcı Askeri Savcılığından Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyesi olan Yaşar Yüce, 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilmiş ve bahse konu darbe soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Bu süreçten sonra Genelkurmay Askeri Savcılığına atanan yardımcı askeri savcılar Ali Müjdat Eski, Uğur Aydın, İsmail Mıngır, İlyas Damarseçkin, Mehmet Sadık Özgüven 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilmiş ve bahse konu darbe soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Kurtuluş Kaya halen firaridir. Yine bu kapsamda Genelkurmay Askeri Mahkemesinde görev yapan Mahkeme Kıdemli Hakimi Ali Riza Bildik, İzmir casusluk davası kapsamında ağırlaştırılmış müebbetle yargılanarak emekli olmuş, yerine atanan Hakim Kıdemli Albay Mehmet Yüzbaşıoğlu İzmir casusluk davasına ve diğer davalara bulaştırılarak Mamak 4'üncü Kolordu Komutanlığına Disiplin Subayı olarak tenzili rütbe niteliğinde atanmıştır. Genelkurmay Askeri Mahkemesi Hakimliğinden Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyesi olan Cemil Çelik, 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilmiş ve bahse konu darbe soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Bu süreçten sonra Genelkurmay Askeri Mahkemesi Kıdemli Hakimliğine atanan Erhan Ermişoğlu ve diğer askeri hakimler, Seyfi Bulduk, Serdar Çamiçi, Akif Us 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında TSK'dan ihraç edilmiş ve bahse konu darbe soruşturması kapsamında tutuklanmıştır."

"Darbeye zemin hazırlandı"

Kuvvet Komutanlıkları askeri savcılıklarında ve mahkemelerinde de durumun aynı şekilde olduğu, en yakın askeri mahkeme sıfatıyla itiraz mercisi görevini yürüten askeri mahkemelerde de FETÖ/PDY etkin kılınarak, örgütsel halkanın oluşturulduğu ifade edilen iddianamede, şöyle denildi:

"TSK'ya kumpas olduğu tüm devlet ricali ve kamuoyu tarafından kabul edilen Atabeyler, Sauna, Ergenekon, Balyoz, İstanbul Casusluk, Amirallere Suikast, Poyrazköy, Kozmik Oda, İzmir Casusluk vb. davalarla tasfiye edilemeyen, terfisi ve akademik yükselmesi engellenemeyen TSK'nın FETÖ/PDY üyesi olmayan, devletine ve milletine bağlı personel bu kez adli müşavirliklerin yönlendirmesi ile verilen hukuk dışı, akla ve mantığa sığmayan soruşturma emirleri ve akabindeki soruşturma ve kovuşturmalar ile yurt dışı görev haklarını, akademik yükselme, terfi, atama vs gibi haklarını kaybetmiş, yerlerine FETÖ/PDY mensubu kişiler getirilerek darbeye zemin hazırlanmıştır. Bu kapsamda 15 Temmuz menfur darbe girişimi sırasında yurt dışında bulunan askeri ataşe, ateşe yardımcısı ve diğer görevlilerin çok büyük bir kısmı TSK'dan ihraç edilmiş, önemli kısmı görevleri sonlandırılıp Türkiye'ye çağrılmalarına rağmen dönmemiş ve iltica taleplerinde bulunmuşlardır. Bunların yurt dışına görevlendirilmelerinde Genelkurmay Adli Müşavirinin görüşü alınması nedeniyle doğrudan bir etki bulunmakla birlikte, diğer adayların hukuka aykırı soruşturma ve kovuşturmalarla engellenmesi nedeniyle askeri yargının dolaylı ve büyük bir etkisi bulunduğu açıktır.

Özellikle terfiye yönelik değerlendirmelerin yapıldığı Ağustos ayı Yüksek Askeri Şura toplantıları öncesinde başlayan hukuka aykırı soruşturmalar, geçmiş dönemde başlayan ancak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken soruşturmaları sürüncemede bırakmaya yönelik davranışlar, gereksiz şekilde hukuka aykırı olarak uzatılan kovuşturmalarla TSK'nın gelecek komuta kademeleri şekillendirilmeye çalışılmıştır."

FETÖ/PDY mensuplarının, yaptıkları tüm hukuksuzluklara rağmen, haklarında soruşturma emri verilmeyerek ya da takipsizlik veya beraat kararlarıyla korundukları ifade edilen iddianamede, "Bu kapsamda, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığınca 15 Temmuz menfur darbe girişimine fiilen iştirak eden, hatta Sayın Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunan FETÖ/PDY mensubu generaller ve diğer personel hakkında kovuşturmaya yer olmadığı yönünde kararlar verilmiştir." ifadeleri yer aldı.

GATA'nın önemi

Özellikle GATA, Harp Akademisi, Harp Okulu ve TSK'ya ait diğer eğitim kurumlarında görevli, FETÖ/PDY mensubu olmayan personelin akademik yükselme, görevlendirme ve diğer işlemleri yapılan soruşturmalar marifetiyle engellenerek, bu kurumlarda görev alacak ve geleceğin komuta kademesini yetiştirecek personelin FETÖ/PDY mensuplarından oluşmasının sağlandığına yer verilen iddianamede, GATA ve diğer askeri hastanelerin örgüt açısından çok önemli olduğu, örgütün yaklaşık 25 yıldır hastanelerin yönetim ve akademik kadrosunu ele geçirmeye çalıştığı kaydedildi.

İddianamede şunlar kaydedildi:

"Özellikle askeri öğrenci alımlarındaki sağlık muayenelerinin FETÖ/PDY mensubu hekimlerce yapılarak bu örgüte mensup kişilerin askeri okullara girmesi, uçuş muayenelerinde örgüt mensuplarının pilot yapılması, örgüt üyesi olmayanların muayenelerden elenmesi, komuta kademesinde görev alacak FETÖ/PDY mensubu olmayanların çeşitli sahte raporlarla 'TSK'da görev yapamaz' şeklinde raporlar verilerek tasfiyesi, tıbbi malzeme alımlarının FETÖ/PDY bağlantılı firmalara verilerek örgüte muazzam bir maddi kaynak sağlanması, buralarda görevli FETÖ/PDY mensupları marifetiyle örgütün kendisine hasım belirlediği kişilerin kişisel veri niteliğindeki bilgilerinin çalınarak müzahir medya veya sosyal medyaya servis edilerek itibar suikastına uğratılması, FETÖ/PDY mensubu hekimler marifetiyle TSK'nın en ücra köşesindeki birlikler hakkında aleyhe bilgi ve belge toplanması gibi sebeplerle FETÖ/PDY, GATA'ya büyük önem vermiştir. GATA'nın, TSK Sağlık Komutanlığına bağlı olması, bu sebeple yargı yetkisinin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde bulunması sebebiyle Genelkurmay Adli Müşavirliği, Genelkurmay Askeri Savcılığı ve Genelkurmay Askeri Mahkemesi bağlamında bu anlamda birçok usulsüz soruşturma ve kovuşturmalarla akademik yönden deneyimli, ülkesine ve devletine bağlı, tıp meslek bilimi ve etiği açısından uluslararası üne sahip bilim adamı tasfiye edilmiş, yerine FETÖ/PDY mensubu mesleki ve akademik yönden yetersiz birçok hekim FETÖ/PDY amaçlarına uygun hizmet etmek için terfi ettirilmiştir."

İddianamede, Genelkurmay Askeri Savcılığında 2008-2016 yıllarında GATA'da görevli hekim ve öğretim üyelerine yönelik yaklaşık 180 soruşturmanın yürütüldüğü ve bu soruşturmalarda FETÖ/PDY mensubu olmayan hekim ve öğretim üyelerinin hedef alındığı, soruşturmalara birçok personelin dahil edildiği bildirildi. Ayrıca GATA'da yer alan FETÖ/PDY mensubu olmayan öğretim üyelerini, hekim ve diğer personeli karalamaya yönelik sosyal medya hesapları ve internet sitelerine ilişkin soruşturmaların sonuçlandırılmadığı kaydedilen iddianamede, bu yolla hedef alınan FETÖ/PDY mensubu olmayan personelin tasfiyesinin sağlandığı vurgulandı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.