1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Felç geçirdi 3 altın kazandı
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Felç geçirdi 3 altın kazandı

A+A-

Size Macar Millî Kahramanı Karoly Takacs'ın Olimpiyat macerasını, nasıl her türlü zorluklara rağmen iki Olimpiyat'ta da Altın Madalya aldığını anlatmıştım.

Atıcı Karoly Takacs, Olimpiyat Oyunları'nda şampiyon olan atletlerin arasında gerek şartlardan doğan, gerekse fiziksel engeller nedeniyle zorluklar yaşayan tek sporcu değildi. Rakiplerine göre bir adım geriden yarışa başlayan bir çok sporcu vardı. Bunlardan biri de ABD'li sprinter Wilma Rudolph'du.

Wilma Rudolph, ilk çocukluk yıllarında geçirdiği felç nedeniyle yatağa mahkûm oldu. 22 kardeşin 20'ncisi olan Wilma, yedi yaşına geldiğinde annesi ve kardeşlerinin yardımıyla yürüme çalışmaları yapmaya başladı. Çabalarının karşılığını alan azimli atlet, ilerleyen yıllarda arkadaşları gibi yürüyebiliyor ve hatta koşabiliyordu. Wilma, 16 yaşına geldiğinde Amerika Takımı adına 1956 Melbourne Olimpiyat Oyunları'nda yarışarak bronz madalya kazandı. Bu bronz madalyayı almakla, bir anlamda yürüyemediği yılların öcünü alıyordu. Başarılı sporcu, 20 yaşına geldiğinde, rahatsızlığından eser kalmamıştı. 1960 Roma Olimpiyat Oyunları'nda 100, 200 ve 4x400 metre bayrak yarışlarında toplam 3 Altın Madalya kazanan Wilma Rudolph, ABD'nin bir olimpiyatta 3 altın madalya kazanan ilk bayan atleti olurken, tribünlerdeki on binler kendisini ayakta alkışlıyordu.

1908'deki Londra Olimpiyat Oyunları'nda sonucu merakla beklenen dallarından birisi olan maraton koşusunun bitiminde ilginç olaylar yaşanacaktı. Bugünkü mesafesi olan 42 bin 195 metre olarak koşulan maraton yarışının bu mesafeye çekilmesinin nedeni Prenses Mary'nin, startı ve finişi Kraliyet Ailesi'ne tahsis edilmiş olan, Windsor Şatosu'ndaki yatak odasının penceresinden görebilmek istemesiydi. Yarışın startı verildi ve İtalyan atlet Dorando Petri, stadyuma ilk giren atlet oldu.

Acak aşırı sıcakta bu mesafeyi koşmak hiç kolay bir iş olmamıştı. Stada girdiğinde çok yorgun olan ve yanlış tarafa yönelen Petri, hakemlerin uyarısı ile doğru tarafa yöneldi. Ama öyle halsizdi ki piste yığıldı kaldı. Deyim yerindeyse bitiş çizgisine düşe kalka geldi. Biraz da hakemlerin yardımıyla çizgiyi geçebildi. İtalyan bayrağı hemen  göndere çekildi. Ancak Dorando Petri'nin ardından ikinci olan ABD'li Johnny Hayes, bu duruma itiraz etti. İtirazı haklı bulununca Altın Madalya'nın sahibi oldu. Petri ise elinden alınan Altın Madalya için üzgündü. İşin garibi; bütün bu ilginç olayları  Prenses Mary, yatak odasının penceresinden bir film şeridi gibi izlemişti. İşte o gün, bu gündür maraton da 42 bin 195 metre koşulmaya başlandı.

Jesse Owens, köle bir dedenin torunu, çiftçi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 1936 Berlin Olimpiyatları başlamadan önce belki de hiç kimse onun olimpiyat tarihine geçecek büyük başarılar elde etmesini beklemiyordu. Almanya'da 4 Altın Madalya kazanan Owens, uzun yıllar kırılması güç rekorların da sahibi oldu. Unutulmaz atlet, 8,13 metrelik uzun atlayışı ile son 25 yılın en iyi derecesini yaparak hem dünya rekorunun, hem de Altın Madalya'nın sahibi olmuştu. Owens, 100, 200, 4x100 metre bayrak yarışları ve uzun atlamada elde ettiği Altın Madalya'larla Berlin'e damgasını vurdu. Efsane atlet bu başarısıyla bir anlamda Hitler'in "üstün ırk"  teorisini Olimpiyat Stadı'na gömerken, tribünlerdeki binlerce sporseverin kahramanı Jesse Owens olmuştu.

Bütün zamanların en iyi tramplen atlama ustalarından birisi olarak kabul edilen ABD'li Greg Louganis, 1976'daki Montreal Olimpiyatları'nda daha 16 yaşındayken Gümüş Madalya kazanmıştı. 1980 yılında Moskova Olimpiyatları'nı boykot nedeniyle kaçıran başarılı sporcu, 1984 ve 1988'de ise tramplenin üstündeydi. 1984'deki Los Angeles Olimpiyatları'nda kule ve tramplen atlamada 2 Altın Madalya kazanan Greg Louganis, 4 yıl sonra Seul'e de yine aynı başarı için gelmişti. Ancak daha elemelerde başını sıçrama tahtasına çarpan Louganis'ın kafasına dikiş atılması gerekiyordu. Dikişler atıldı. Ardından da başarılı sporcunun müsabakalardan çekilmesi gündeme geldi. Hiç oralı olmayan ABD'li sporcu, ertesi gün havuza geri döndü. Ve o unutulmaz duble dublesini gerçekleştirdi. Moskova Olimpiyat Oyunları'nı ülkesi boykot etmeyip, katılsaydı, buradan da Altın Madalya ile dönmesi muhtemel olan efsane sporcu, 1990'larda HIV virüsü taşıdığını açıklayarak, sevenlerini bir hayli üzdü.

Bu yazı toplam 349 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar