1. HABERLER

  2. "EYT'lilerin dertlerine deva olmak öyle anlatıldığı gibi zor değil"
"EYT'lilerin dertlerine deva olmak öyle anlatıldığı gibi zor değil"

"EYT'lilerin dertlerine deva olmak öyle anlatıldığı gibi zor değil"

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, emeklilikte yaşa takılanların dertlerine deva olmanın anlatıldığı gibi zor olmadığını söyleyerek, "Bir maliyeti var ama Türkiye'nin o maliyeti göğüsleyecek imkanları da var." dedi.

A+A-

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla engelli vatandaşların hayatlarına dikkati çekti.

Bir toplumun medeniyet ölçüsünün, o toplumun dezavantajlı bireylerinin karşılaştığı zorluklar olduğunu dile getiren Akşener, "Onlar ne kadar zorlanıyorsa, medeniyet o kadar yaralı demektir. Onların hayatı ne kadar kolaylaşıyorsa, o ülkede medeniyet yükseliyor demektir. Bu noktada adım atarken, kararlı olmak, cesur olmak gerekir." diye konuştu.

Akşener, eğitimden günlük yaşama kadar her alanda engelli vatandaşların hayatını kolaylaştırmanın bu yola taş döşemek olduğuna inandıklarını söyledi.

Grup toplantısına emeklilikte yaşa takılanların (EYT) katıldığını aktaran Akşener, EYT meselesinin, ailelerle birlikte milyonlarca vatandaşı mağdur ettiğini savundu.

EYT'lilere ilişkin kademeli bir çözüm planının mümkün olduğunu belirten Akşener, "Türkiye'nin, bu kadar büyük bir yarayı tedavi edecek imkanları var. Yeter ki niyet olsun. Yeter ki yüreğiniz milletimizle birlikte atsın. 'Bizden önceki bir uygulama.' diyerek işin içinden sıyrılamazsınız. Ülkeyi yönetiyorsanız, sizden önce ya da sizden sonra, bütün dertlere çare bulmak zorundasınız." dedi.

EYT'lilerin dertlerine deva olmanın anlatıldığı gibi zor olmadığını ifade eden Akşener, şunları kaydetti:

"Bir maliyeti var ama Türkiye'nin o maliyeti göğüsleyecek imkanları da var. Ben 'maliyet' diyorum, onlar size 'yük' diyor. Milleti, kendi hazinesine yük görmek de ne demek? Para milletin, hak milletin. Siz kim oluyorsunuz da benim milletimi, kendi hazinesine yük sayıyorsunuz? Nasıl geçen haftaki sözümü dinleyip fabrika bacalarına filtre takmayı erteleyen kararı veto ettiniz ve milletin yararına bir karar verdiniz, EYT'liler konusunda da ya sözümü dinleyip, gerekeni yapacaksınız ya da biz geleceğiz, biz yapacağız."

"10 kişi bir yere gideceksiniz, 2 bin 280 işçinin vergisini harcıyorsunuz"

Akşener, TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un katıldığı Cibuti'deki 42. Afrika Parlamenter Birliğinin Konferansı'nı anımsattı.

Şentop ve beraberindeki heyetin "seyahat masraflarını" eleştiren Akşener, "Devlet işidir, gidecekler tabii. Bu arada, Diyanet İşleri Başkanı ve ekibi de gidiyor. Neden? II. Abdülhamid Han'ın adının verildiği bir cami yaptırmışız. Onun açılışını yapacaklar. Ne güzel, Allah razı olsun ama nasıl gidiyorlar biliyor musunuz? Özel bir uçak kiralıyorlar. 22 bin dolar yakıt masrafı, 108 bin dolar da kiralama ücreti var, toplamda 744 bin liralık bir seyahat. Vicdansızlar, EYT'liye geldi mi, metelik yok ama vatandaşımın yokluktan intihar ettiği memlekette, şatafatlı özel uçaklarla Afrika seyahati yapıyorsunuz." diye konuştu.

Bir asgari ücretlinin ayda 326 lira vergi ödediğini, Şentop ve beraberindeki heyetin yaptığı seyahatin 2 bin 280 işçinin aylık vergisine denk geldiğini öne süren Akşener şöyle konuştu:

"Yazıktır, günahtır. 10 kişi bir yere gideceksiniz, 2 bin 280 işçinin vergisini harcıyorsunuz. Millete gelince de 'Para yok.' Hadi iktidar siyasetçilerinin kafası rahat. Peki Diyanet İşleri Başkanına ne demeli? 'İsraf günahtır' diye itiraz etmek aklına gelmiyor mu? Peygamber Efendimizin, 'Nehirde abdest alırken bile suyu ziyan etmeyin.' buyurduğunu bilmiyor mu? Devletin memurunu bile özel işinde kullanmayan Hz. Ömer'i de mi duymadı? Bir gün bu ülkede, 'Diyanet İşleri Başkanına, bunlar hatırlatılacak.' deseler inanmazdık değil mi? Maalesef, iktidarın zihniyeti neyse, bürokratının zihniyeti de o. Ne günlere kaldık, ne diyeyim, Allah ıslah etsin. Bu heyetin gezisinden öğrendik ki Cibuti'ye, bir de baraj hibe ediyormuşuz. Öyle gıda yardımından falan bahsetmiyorum, bildiğiniz baraj. El insaf kardeşim."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İstanbul’un durumu hiç iyi değil. Bu gidişle birkaç aya suyu kalmaz" yönünde açıklamaları olduğunu belirten Akşener, Erdoğan'ın daha önce de "İstanbul’un su sorununu çözdük. Sakarya’dan su getiriyoruz. 2040 yılına kadar İstanbul'un su sorunu yok." şeklinde açıklamalar yaptığını savundu. Akşener, "Melen Çayı üzerine bir baraj yapmaya kalktılar. 2 milyar liraya yakın para harcadılar. Zemin çalışmaları iyi yapılmadığı için, baraj bir türlü devreye girmiyor. 16 milyonluk kente, nefes aldıracak barajı yapamayan iktidar, Afrika'nın Cibuti’sine baraj yapmakla övünüyor. Muhterem sen önce İstanbullunun, milletin işini hallet, sonra gider Cibuti'de hava atarsın." diye konuştu.

"Ucube sistem uydurdular"

Akşener, TBMM Başkanı Şentop'un Cibuti seyahatini "Türkiye'yi, babasının çiftliği zanneden bir iktidarın gerçek yüzünü göstermesi ve ülkeyi 500 günde dara düşüren ucube bir sistemin, şımarıklığına, hesapsızlığına örnek olması" nedeniyle anlattığını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni de eleştiren Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öyle ucube bir sistem uydurdular ki, senin olan her şeyi kendilerinin zannediyorlar. Öyle ucube bir sistem uydurdular ki, hiç hesap vermeyeceklerini, milletin bu hesabı görmeyeceğini zannediyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye bir icat uydurduk. 'Memleketi iki dudağımızın arasına mahkum ederiz, Meclisi yok sayar, adaleti geciktirir, kimseye kulak vermez, kimseye hesap vermez, saraylarımızda, uçaklarımızda, lüks arabalarımızda günümüzü gün ederiz.' diye düşünüyorlar. Bu devran böyle gidecek sanıyorlar. Ama bu devran böyle gitmeyecek. Millet, Meclisinin, yani iradesinin saf dışı bırakılmasına rıza göstermeyecek. Yüzbinlerce dolara mal olan, şatafatlı gezilere daha fazla sessiz kalmayacak. Dişinden tırnağından artırdıklarıyla 'Devletimi iyi temsil etsinler.' diye her türlü imkanı veren bu aziz millet, devlet saygınlığını yerle bir eden, bu şımarıklığa artık geçit vermeyecek. Artık 'yeter' diyecek. 'Söz benimdir, söz milletindir' diyecek.

Bu nobranlığın, şımarıklığın, israfın, had bilmezliğin ve geçim sıkıntısının sebebi devleti çiftliğe çeviren bu ucube yönetim biçimidir, bu sempatikleştirilmiş tek adam rejimidir, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. AK Parti hükümetleri içinde, en büyük sıkıntı ve zorluklarla karşılaşılan dönem, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemidir. Bu sistemle 'Türkiye şaha kalkacak' dediler, milletimizin de ülkemizin de belini büktüler, sırtını yere vurdular. Türkiye'ye şampiyonluk vadettiler ama memleketi küme düşürttüler."

Akşener, Cumhurbaşkanlığı Sistemi nedeniyle demokrasi ve yargının ağır yara aldığını ve yatırımcılarda büyük güven sorununa neden olduğunu savundu.

Demokrasinin işlemediği, yargının, iktidarın memuruna dönüştürüldüğü bir ülkeye, kimsenin yatırım yapmayacağını iddia eden Akşener, "Yatırımcı güvenli liman ister. O güvenin adı, demokratik bir işleyiş, şaibesiz bir yargıdır. Ama Türkiye'de bu sistemle birlikte, her iki olmazsa olmaz değer, maalesef yerle bir edildi. Hiçbir yatırımcı, güvenli bulmadığı bir limana demir atmaz. Atmazsa ne olur? Yıllardır sıcak paraya mahkum ettikleri ekonomik sistem çöker. Nitekim çöktü." ifadelerini kullandı. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.