1. YAZARLAR

  2. İzzet Doğan

  3. Eylül'ü yaşayabilmek, duyabilmek anlatabilmek
İzzet Doğan

İzzet Doğan

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Eylül'ü yaşayabilmek, duyabilmek anlatabilmek

A+A-

Koruluk bir alanda yürüyorum. Gece çamların, çınar, gürgen ağaçlarının arasından süzülüyor ay ışığı. Çocukluğumuzda yaz gecelerinin sıcaklığına sarılır yıldızların altında uyurduk. İlk o günlerde tanıştık samanyoluyla, kutup yıldızıyla, Küçükayı, Büyükayı'yla, dolunayla.

Sabah serinliğinde uyanırdık ve üstümüze doğardı güneş.

Önceden pek de uğramadığımız yaz bahçelerine bu yıl geri döndük. Korona virüsü o kadar acı, o kadar tutsaklık, o kadar sıkıntı yaşattı ama bize yaz bahçelerinde oturmayı, bir yudum sıcak çay içerken güneşin batışını izlemenin ve çocukların çığlıklarını yaşamanın keyfini yaşattı. Şarkıları küçük radyolardan değil telefonlarımızdan dinliyorduk.  Mutluluğu, dinlenmeyi uzaklarda değil evlerimizin bahçelerinde, yakınlarda aramaya başladık. Bazı aileler daha çok birlikte olup yaşamı daha çok birlikte paylaştılar.

Bahçe deyince A.H. Tanpınar'da ise "Ne güzel geçti bütün yaz, / Geceler küçük bahçede.../ Sen zambaklar kadar beyaz / Ve ürkek bir düşüncede, / Sanki mehtaplı gecede, / Hülyan, eşiği aşılmaz / Bir saray olmuştu bize;/ Hapsolmuş gibiydim bense, / Bir çözülmez bilmecede. / Ne güzel geçti bütün yaz, /Geceler küçük bahçede." Dizelerini anmamak olmaz.

Yürüyorum. Otlar saman sarısı ve kokusu tütüyor. Çam ağaçlarının yaprakları yerlere yapışmış. Ama çınar ağaçlarının yaprakları toprağın üstünde kurumuş kabarık hüzün dolu aşk mektupları gibi.

Yürüyorum. Bir taraftan savaş sözcükleriyle ısınan denizler, depremler, tenimizle birlikte yanan ormanlar, yakıp giden canlar alan seller, salgın hastalık, temcit pilavı gibi önümüze sürülen ve artık kabak tadı veren idamın geri gelmesi tartışmaları ve en iğrenci çocuklara taciz-tecavüzde bulunanlar, önlenemeyen kadın cinayetleri.

Sonra düşünüyorum Eylül'ü; kadınlarda bir telaş. Sonbahar yağmurları başlamadan domatesleri salça, üzümleri şıra, biberleri isot yapacaklar. Bağlar bozulacak. Kızgın güneş altında patlıcanlar, domatesler, biberler kurutulacak. Buğdayları kazanlarda kaynatacaklar.

 Karadeniz'de fındıklar toplanmış, hamsilerin göçleri başlamıştır. Trakya'da sanki yer gök sarıdır, ayçiçekleri dolu ağır başaklarıyla gülümser size. Egede incir, üzüm mevsimine veda etme zamanı gelmişken, narlar sıra ben de demektedir. Akdeniz'de portakal-limon ağaçları sabırsızdır.

Kimsesiz bir deniz kıyısındayım Eylül'de. Sırtüstü uzanmışım sulara, bulutları izliyorum o mavi sonsuzlukta. Göç mevsimi başlamıştır kuşların. Leylekler dönüp dolaşıyor başımın üstünde. Sanki Piraye için yazılmış o dizeleri fısıldıyorlar bir mevsim yaşadıkları o kente: "İşte geldik gidiyoruz/ Şen olasın Halep şehri."

 

Eylül renkler mevsimidir, şiirler, şarkılar, resimler, rüzgarlar, yağmurlar, ışıklar, ayrılıklar, aşklar mevsimidir. Biraz hüzündür, biraz ayrılık, biraz anılar, biraz sevinç, biraz umut, biraz mutluluktur.

Ne desem? Ne söylesem Eylül için işte özetim: Mevsimlerden, renklerden, çiçeklerden, şiirlerden, şarkılardan bir demettir sonuçta.

Bir de bakalım Eylül için söylenenlere:

Eylül seninle bir yaşam ömür boyu mutluluğun ifadesidir.  

Bir ayrılıktı, bir savruluştu sevgiliden, hayattan. Eylüldü ayrılığın adı.   Eylül hazan mevsimi, eylül dalından düşen yaprağın toprağa düştüğü an.   Dedim ya, Eylül'dü. Savruluşu bundandı kimsesizliğimin.  

Eylül ayında anlatılan aşk masalları insanlara neşe, sevinç, mutluluk ve gelecek sunar.   Bir gün aklına gelecek olursam/ Bana şiir ısmarla. Eylül'ü konuşalım. -Cemal Süreya       

Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini/ Yaprakların serinliğini yüreğime dolduruyorum. Ataol Behramoğlu

 

 

 

Eylülde gelirim demişti/ gözlerim hep yolda/ aklım dalından düşen yaprakta. / Eylül toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu gidişle. Turgut Uyar 

Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi, Eylül diyorsun, tam da orada başlıyor ayrılık. Ahmet Telli  

Bugün olmazsa yarın/ Yarın olmazsa önümüzdeki ay/ Malum Eylül'lerin hep kayda değer anıları var. -Buket Konur-  

Her gönül insanı yemiştir/ Ömründe birkaç kez/ Eylül'ün tokadını. Servet Saygınoğlu

Eylül'dür ya; yaprak her tuttuğu daldan önce kurur, sonra düşer. İnsandır ya; o da her güvendiği daldan önce kırılır, sonra düşer…   Her mevsimin kendine özgü rengi vardır. Nisan yeşille, eylül sarıyla, aralık beyazla özdeştir. Melek Altun  

Mevsim ağlıyor bugün, özlüyor o aydınlık günlerini, ayrılıyor yapraklar ağaçlardan bir hasret rüzgârıyla. Bana eylülü yaşatma ey sevgili.   En güzel hikâyeyi kendisine anlatacak bir Eylül kalmış gibi, en ağır hikâyeyi dinlemek Eylül'ün sırtına kalmış gibi. Nazan Bekiroğlu  

Sen nisansın daha/ Ben sarı eylül/ Sen goncasını açan/ Ben kuruyan gül. Feraye Sünev Çokgürses 

 Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül'müş gibi.-Nazan Bekiroğlu-  

Elinde değildir akşam serinliğinde üşürsün/ Eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur. Attila İlhan

 Hüzünlerin düğünüdür eylül, asildir, gururludur/ Acılarını kendine saklar, onurludur. Canan Tan  

Bırakırsın acı anıları, hepsini katarsın eylül rüzgarlarının önüne/ Dipdiri, güçlü, en taze, en yeni duygularla dolu çıkarsın ana yola. Oktay Akbal

Ayrılıkların, aşktan büyük yaşandığı, koca bir ömürdür eylül/ Yağmurdur, hüzündür, kimse bilmesin isterim, Eylül, Piraye'dir. Nazım Hikmet

Bugün Eylül'ün hazanı, sararan hayatlar arasından sıyrılıp geldi. Sen bana hüzün ben sana mutluluk nerde kaldı sonbaharda gelecek mutluluk. Şemsiyesiz kalan kelimeler sırılsıklam. Nereden geldi böyle sevdalı bir eylül yağmuru da dağıttı mürekkebini kelimelerimin. Hikmet Anıl Öztekin

Dalından kopan yaprakların/ sararan yanlarına yazdım adını, sahte bir gülüşten ibarettin oysa/ Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu/ Eylül'dü.  Cemal Süreya

Bazen mesafeler kısadır ama kavuşmak da imkânsızdır… İmkânsız aşkların, Eylül gibi içimizden döküldüğü anlarda yine bir sığınak ararız. Acaba her sığınak güvenli midir? Safiye Çetinkaya

 Sonbaharın en kalın düdükleri, uğuldar eylül serinliğinde, sokaklar törenle demir alır, camların buğulanıp üşüdükleri, o rüya belirsizliğinde. Atilla İlhan 

 Bir güz yazısı yazmaya kalkışan her yazarın yolu dönüp dolaşıp Eylül'ün bahçesinden geçer de en güzel cümlesi hangisidir bu romanın, bir türlü kestirilemez: "Her şey çürüyor, her şey." Bu mu ifade eder en güzel Eylül'ü? Nazan Bekiroğlu

 

Ve şimdi ben sözün bittiği yerdeyim. Çünkü Eylül'deyim. Ve Eylül'de açmışım gözlerimi dünyaya.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1407 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar