1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Enver Paşa'nın şehadeti bir Kurban Bayramı olur -3-
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Enver Paşa'nın şehadeti bir Kurban Bayramı olur -3-

A+A-

Yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

14 Ekim 1918'de Talat Paşa kabinesi, ateşkes anlaşmalarını kolaylaştırmak için istifa ettiğinde Enver Paşa'nın Harbiye Nazırlığı görevi de sona erer. İngilizler'in İttihat ve Terakki üyeleri hakkında yakalatma emri çıkarmasından sonra, Enver Paşa partili arkadaşlarıyla birlikte bir Alman torpidosuyla yurttan ayrılır.

Enver Paşa, önce Odessa'ya, oradan da Berlin'e gider. 1918-19 kışlarını kimliğini gizleyerek Berlin'de geçiren Enver Paşa, İttihat ve Terakki'yi yeniden örgütleme çalışmalarına girer. İstanbul'da ise Divan-ı Harp, Enver Paşa'nın rütbelerini geri alır ve gıyabında ölüm cezasına çarptırır, 1 Ocak 1919'da hükümetçe de askerlikten ihraç edilir.

Enver Paşa; amcası Halil Paşa (Kut) ve kardeşi Nuri Bey (Killigil)'in denetimindeki Kafkasya'daki ordu birliklerine ulaşmak ister. Ancak kayalara bindiren taka batınca bunu yapamaz, birliklerin etkisiz hale getirildiğini duyunca da Berlin'e tekrar döner. Almanya'da yeniden teşkilatlanmaya çalışan İttihat ve Terakki'nin faaliyetinde rol oynar. Bolşevik liderlerinden gazeteci Karl Radek'i tutuklu bulunduğu hücresinde ziyaret eder. Radek'in daveti ile Moskova'ya gider, ancak Litvanya'da tutuklanır, 2 ay hapis kalır ve Berlin'e döner. Alman ismiyle düzenlenmiş sahte belgelerle yola çıkar ve uçak zorunlu iniş yapınca tekrar yakalanır ve Riga Hapishanesi'ne götürülür, tekrar serbest bırakılır. Ağustos 1920'de Berlin'i üçüncü defa terk eden Enver Paşa, Moskova'ya nihayet ulaşır. Burada iyi karşılanır, Çiçerin, Türkistan'dan gelen temsilciler ve İttihatçı arkadaşlarıyla görüşür.

Enver Paşa, 1-8 Eylül 1920 tarihinde Bakü'de gerçekleşen Birinci Doğu Halkları Kurultayı'na Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ı temsilen katılır, antiemperyalist konuşma bile yapar. Ancak, Rusların güvenilmediğini açıkça görür. Sovyetlerin Türkiye ve başka Müslüman ülkelerdeki milliyetçi hareketleri gerçekten desteklemediği izlenimini anlar Ekim 1920'de Berlin'e döner. 15 Mart 1921'de Berlin'de Talat Paşa'nın, 21 Temmuz 1922'de Tiflis'te Cemal Paşa'nın öldürülmesinden sonra İttihat ve Terakki'nin önderi durumuna gelir.

1921'de tekrar Moskova'ya giden Enver Paşa, Ankara Hükümeti'nin Moskova'ya gönderdiği Bekir Sami Bey başkanlığındaki Türk delegeleriyle görüşür. 16 Temmuz 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya uzun bir mektup yazarak kendisinin faaliyetleri hakkındaki şikayetlere ve Anadolu hareketine el koyma iddialarına karşı çıkar. Anadolu'daki Millî Mücadele hareketine katılmak istediyse de kabul edilmez. 30 Temmuz 1921'de Ankara'ya Yunan saldırısı başlayınca bir kurtarıcı gibi Anadolu'ya girmeyi umut eden Enver Paşa'nın bu umudu, Eylül ayında kazanılan Sakarya Meydan Muharebesi ile boşa çıkacaktır. Esasında Enver Paşa, Anadolu Hareketi'ne karşı hiçbir olumsuzluk içine girmez. Hatta Anadolu Hareketi'ne silah yardımı yapılması için arkadaşı ve I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda Kurmay Başkanı Hans von Seeckt'a yazı yazar.

1921 yılının Ekim ayında Orta Asya Müslümanlarını, sömürgeci İngilizlere karşı birleştirme ve bir İslam Birliği kurma niyetiyle Bakü'yü terk eden Enver Paşa, Teşkilât-ı Mahsusa eski liderlerinden Kuşçubaşı Hacı Sami ve diğer İttihatçılar ile birlikte Buhara'ya gider. İslam Devleti'ni kurmak için büyük uğraşlarda bulunur ve Ruslara karşı savaşanları örgütleyip Basmacı İsyanı'nın başlamasına destek verir. Fakat sonucu değiştirmesi mümkün olmaz.

Enver Paşa'yı orada "Padişah", "Ulu Turan İhtilal Orduları Kumandanı", "Merkezler Merkezi Reisi" ilan ederler. Zaman zaman oradaki aşiretlerin elinde bir esir durumuna düşer, belinden silahları alınır. Yapılan aşağılamalar karşısında sinirleri dayanamaz, sık sık gözyaşı döker. Bir yandan da İngiliz ajanı olduğunu ileri süren Bolşeviklerle mücadele eder.

Enver Paşa, 1922 Şubat'ında komutasında topladığı Basmacı birlikleri ile Duşanbe'yi ele geçirir. Oradaki Sovyet garnizonunu tutsak alır. Ardından Horasan üzerine yürüyerek Kızıl Ordu birliklerinin Buhara ve Horasan'dan çekilmelerini ister. 28 Haziran 1922'deki Kafiran Savaşı'nı kaybettikten sonra dağlara çekilmek zorunda kalır. 4 Ağustos 1922'de karargahta düzenlenen Kurban Bayramı töreninde maiyetindeki askerlerle bayramlaşırken ani bir Rus baskınına uğrar, 30 askeri ile Çegan Tepesi mevkisinde giriştiği çarpışmada ön safta vuruşurken şehit olur. Cenazesi Âb-ı Deryâ köyünde toprağa verilir.(BİTTİ.)

Bu yazı toplam 853 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar