1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. En kötüsü aç gözlü insanlar!
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

En kötüsü aç gözlü insanlar!

A+A-

Bu yazıyı pazar günü kaleme alıyorum. Siz okuduğunuzda günlerden pazartesi olacak. Yani hafta başı. Bu yüzden önce "iyi haftalar" demek istiyorum. Hafta başı olduğu için pek ciddi konularla başınızı ağırtmak istemediğim için pek ciddi konulara girmek istemedim. Bugün sizlere daha yumuşak bir hikaye anlatmak istedim. Gelelim hikayemize:

Kurt günlerdir kendisini kovalayan avcılardan kurtulmak için koşmaktan bitkin ve aç bir vaziyette koşturmaktadır. Ancak artık koşamayacağı bir hale gelmiştir. Tam da bu sırada bir köylüye rastlar. Nefes nefese dile gelip yalvarıp, yakarmaya başlar: "Ey insanoğlu, ne olur beni bu dertten kurtar! Beni yakalarlarsa öldürecekler! Takadım kalmadı artık. Sana yalvarırım..." Köylü bu kadar yalvarmaya kayıtsız kalamaz. Kurda elindeki boş çuvalı göstererek, "Çabuk bu çuvalın içine gir" der. Kurt bu öneriyi ikiletmez hemen çuvalın içine girer. Bunun üzerine köylü de çuvalı sırtlayıp yürümeye başlar. Kısa bir süre sonra da kurdu çalılıkların arasında arayan avcılarla karşılaşır. Kurt da nefesini tutmuş, olacakları beklemektedir. Köylü, hiçbir şey olmamış gibi avcılara selam verip, oradan uzaklaşır.

Emin bir yere vardığında kurdu çuvaldan çıkarır. Biraz önce tirtir titreyen kurt azıcık soluklanır. Nabzı yerine geldiğinde, karnının kazındığını, açlıktan midesine kramplar girdiğini farkeder.

Bunun üzerine köylüye seslenir: "Sağ olasın, insanoğlu bana büyük iyilik yaptın. Hayatımı kurtardın. Ancak günlerdin yemek yiyemedim. Avlanacak halim de kalmadı. Yiyecek birşey bulamazsam açlıktan öleceğim!... Başka çarem kalmadığı için seni yemek zorundayım!..."

Bunları duyan köylü isyan eder: "Böyle birşey olur mu? Ben senin hayatını kurtardım. sen böyle mi teşekkür edeceksin?" der. Ancak kurt kararlıdır: "Ne yapayım? Yaşamak için senin iyiliğini unutmak zorundayım." Böyle bir süre tartışıp dururlar, sonra da karşılarına çıkacak 3 canlıya doğrunun ne olduğunu sormaya karar verirler.

Karşılarına önce yaşlı topal bir kısrak çıkar. Kendisine durum anlatıldığında da kısrak hüzünlü bir sesle; "Kurt haklı. Yaşamak zorunda. İyilik hoştur da, yaşam konusunda hiç bir işe yaramaz. Ben yıllarca sahibime hizmet ettim, ona bir sürü taylar doğurdum, yaz - kış demedim arabasını çektim. O ne yaptı dersiniz? ama bakın işte yaşlandığımda beni kapıya koydu. Çok kızdım ama şimdi düşünüyorum da artık ona hiçbir faydam yok" dedi. Bu cevap kurdu sevindirdi tabi. Derken oradan geçmekte olan bir bekçi köpeğine rastladılar ve ona da aynı soruyu sormaya karar verdiler. Köpek düşünmeden cevap verdi: "Bence de kurt haklı. Ben de yıllarca sahibime hizmet ettim, koyunlarını güttüm, evini korudum. Buna karşılık o ne yaptı; bana sadece kemik verdi ve bol bol da tekmeledi."

Kurt artık ağzı sulana sulana köylüye yaklaşır. Tam da o sırada karşılarına bir tilki çıkar.

Köylü ümitle tilkiye hikayelerini anlattır. Adeta yalvaran bir yüzle kısrak ve köpeğin söylediklerinden farklı bir yorum bekler. Tilki ise zaten hep nefret ettiği kurda bir oyun oynamanın fırsatını yakaladığı için belli etmeden sevinir. Bir süre düşünür gibi yapar ve alacağı intikamın keyfini çıkarır. Ardından da; "Her şeyi anladım da! Kurt kardeş, sen bu küçücük torbaya sığmazsın ki. Gözümle görmeden asla inanmam!" Tilkinin bu sözleri karşısında kurt, düşünmeden torbaya girer. Bunun üzerine tilki torbanın ağzını sıkıca bağlar ve köylüye torbayı uzatır.

Köylü kurtulduğu için sevinç içerisindedir. Minnettarlığını hissettirmek için tilkiye sarılır. Fakat o anda tilkinin kürkünün yumuşaklığını ve parlaklığını fark eder. Pazarda bu kürkün ne kadar çok para edeceğini düşünür ve yerden aldığı bir taşla tilkiyi öldürür. İçinden de 'Kusura bakma tilki kardeş, karnımı doyurabilmek için senin kürkünden gelecek paraya ihtiyacım var' der. Biz de sizlere; Allah kurtlardan, tilkilerden ve de aç gözlü insanlar bizi korusun diyelim...

Bu yazı toplam 1212 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar