Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

EMANET

A+A-

Üzerinden tank geçmiş tüm ülke çocuklarının en büyük hayali futbolcu olmaktır. Çünkü futbolun dışındaki her şey yıkıcıdır, futbol ise tüm bunların üstüne çizgi çekip iz bırakmaktır.

Futbolun kader üçgeninin kenar köşe sahipleri; kaleciler, forvetler ve teknik adamlar tutar.

Kaleci tuttuğu ya da daha çok tutamadığı ile ön plana çıkar. Dünya üzerinde geçersiz bir mesleğin, yalnızlar rıhtımının müdavimidir onlar. Liverpool tarihinin final gecelerinden birisinde yaşadığı hüsranın ardından "rehabilite" olabilmek adına Liverpool hayranlarıyla dolu, kendi aidiyet duygusunun tavanında dolaşan taraftarıyla, Şampiyonlar Ligi'nde sükse yapmış bir takıma "Beşiktaş'a" gelen Loris Karius, çokça düşünmek zorunda kalmıştır acaba "Guguk Kuşu" filminin meşhur futbol ve TV sahnesinin orta yerine mi düştüm? Diye...

Karius'un pişmanlığı kendi çilesini dile getirmedikçe orta yerde çürümeye devam eder.

Tıpkı attığı zaman kral, atamadığı zaman ise sarayın soytarısına döndürülen forvetler gibi.

Tıpkı, kenarın ve sahanın tüm taktik alan krallığının tek sahibi olan ama kendi kaderini üç, altı haftalık periyota sığdıran, üç kısma ayrılmış teknik adamlığın;

- Düşen takımı kurtaracak Teknik Adam

- Takımın temel çimentosunu atıp, unutulacak Teknik Adam

- Takımı şampiyon yapıp adını yazdıran Teknik Adam

Bu üç yolda çektiği sıkıntıları içine atıp, sadece günü ve kendini kurtarma telaşındaki teknik adamlar gibi.

Türk futbolunun sıkıntısı futbolun içindekilerin konuşmamasından dolayıdır.

Her uzatılan mikrofona abuk, subuk konuşan yönetici veya yönetici adaylarından, üç cümle dağarcığıyla oynayamadığı futbolu daha teri soğumadan anlatmaya çalışan futbol işçisinden, yorum yapmak yerine futbolun altını oyan TV'lerin şark kurnazlarından bahsetmiyorum.

Futbolun içindeki gerçekten yaşadığı tüm sıkıntıları dile getirmesi gerekirken, susanlardan bahsediyorum.

Konuşması gerekli insanların başında teknik adamlar gelir. Yönetim kurulu tarafından önüne konulan malzemeden bir şeyler yapması beklenen ama o malzemede var olan eksikleri dile getirmeyen sonrasında ise tatsız tuzsuz yemeğin sorumlusu ilan edilen teknik adamlar.

Sizler sustukça, sizler futbol emanetine sahip çıkmadıkça futbol denilen büyülü organizasyon sadece yönetim koltuğunda oturanları kral yapar, sizleri ise soytarı.

Futbol hayali kirlenmiş çocuklara derdinizi anlatamazsınız, o çocukların büyüyüp doldurduğu tribünlerden size yükselen nahoş sesleri duydukça boşuna sinirlenip, tartışılmaz kutsallık ile korumaya çalıştığınız teknik adamlığınızı alıp, yere çalarlar.

Siz emanete sahip çıkmadığınız için bunu hak ediyorsunuz ama futbol hak etmiyor.

Futbol emanetine sahip çıkmayan teknik adamlar kadar, kulüplerin genel kurul üyeleri de kendilerine emanet bırakılan arma değerlerine sahip çıkmadıkları için suçludurlar. Aynı suçun ortaklarıdırlar.

Ülke insanı emanete sahip çıkmayıp, bugün tüm hayallerini yeni bir Mustafa Kemal Atatürk'ün gelip kendilerini kurtarmasına nasıl bağlamışlarsa, Beşiktaşlılar da kendilerine en son Süleyman Seba tarafından bırakılan emanete sahip çıkmayıp, yeni bir Süleyman Seba'nın kendilerini kurtarması bekliyorlar, emaneti bir kenara bırakıp.

Herkese hayırlı işler, bol tıraşlar...

Bu yazı toplam 487 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar