1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Düşişleri'nde "makara"
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Düşişleri'nde "makara"

A+A-

Rauf Orbay Balkan Harbi'nin meşhur Hamidiye süvarisiydi. Savaşın ardından Bahriye Nazırlığı da yaptı. Atatürk ile beraber Samsun'a çıkanlar arasındaydı. 1926'da İzmir suikastı davasında yargılandı ve on yıl sürgün cezası aldı.

Cezası bittikten sonra Türkiye'ye geldi. Ülkesine döndüğü dönem, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasına denk gelmişti. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Rauf Bey'e gitti ve dedi ki; "Rauf bey, zat-i âliniz askerlikte benden kıdemlisiniz. Siyasette de bendenizin selefisiniz. Başbakanlığa sizden sonra geldim. Ancak bugün devletimizin sizin hizmetinize ihtiyacı var. İngiltere ile ilişkilerimiz çok nazik bir durumda. Tarafsız kalmak istiyoruz ama İngiliz hükümeti savaşa girmemiz için ciddi bir baskı yapıyor. Bu harp bittikten sonra da İngiltere ile ilişkilerimizin devam etmesi lazım. Bu sıralarda Londra'da Türkiye'nin kuvvetli bir devlet adamı tarafından temsili çok zaruridir. Lütfedin, kabul edin Londra sefaretini..."

Rauf Bey, "Memnuniyetle sayın reis-i cumhur" dedi ve Londra'ya hareket etti. Dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill, karşısında Rauf Orbay gibi tarihî ve politik olarak güçlü bir simayı görünce, Türkiye'nin İngiltere ile ilişkilerine verdiği önemi anladı. Rauf Orbay, İngiltere'de kaldığı sürece Churchill'in vakit geçirmekten en çok zevk aldığı büyükelçi oldu. 

Cumhuriyet'i kuran kadro, Paris Büyükelçiliği'ne yine tarihî ve politik olarak güçlü bir sima olan, 1908 Devrimi'ni hazırlayan kadroda yer alan, TBMM Başkanlığı ve Başbakanlık da yapan Fethi Okyar'ı atamıştı. Türk Edebiyatının ve şiirinin en güçlü isimlerinden Yahya Kemal Beyatlı ise, aynı yıllarda Varşova, Madrid ve Pakistan'da büyükelçi olarak görev yaptı. Peki, o Eski Türkiye'nin 1930'larda Prag elçisi kimdi biliyor musunuz? Yakup Kadri Karaosmanoğlu!

20. yüzyıla hariciyede, Rauf Orbaylarla, Fethi Okyarlarla, Yahya Kemallerle, Yakup Kadrilerle girdik! 21. yüzyıla ise Egemen Bağış, Merve Kavakçı, Şaban Dişli ile devam ediyoruz. Zamanı geri alabilsek keşke!

Bugünkü iktidarın her fırsatta yerden yere vurduğu İsmet İnönü, gerçek anlamda bir beka mevzusu olan İkinci Dünya Savaşı'ndaki tarafsız kalabilmeyi başarmak için, cumhuriyet kurulduktan sonra Atatürk ile fikir ayrılığına düşmesine rağmen Rauf Orbay'ı Londra'ya büyükelçi atayabiliyor. Bir de İsmet Paşa'yı beğenmeyen iktidar sahiplerinin, monşerler diyerek tasfiye ettikleri tecrübeli dışişleri diplomatlarının yerine bulduklarına bakın! Dışişleri değil, Düşişleri Bakanlığı sanki! Resmen milletle "makara" yapmak bu!

Kim bilir, belki de Zafer Çağlayan da, saatleri ile meşhur İsviçre'ye aynı görevle gitmeyi düşlüyordur. Muammer Güler'in de bence bugünkü şartlarda Washington'a büyükelçi atanması elzemdir. Reza'nın önüne yatan Güler, ABD'de de yetkililerin önüne yatarak belki de PKK/PYD'ye destekleri engelleyebilir.

Bu yazı toplam 140 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar