1. YAZARLAR

  2. Hüsameddin Acar

  3. Dumlupınar'ın 68 yıllık feryadı: Vatan sağ olsun
Hüsameddin Acar

Hüsameddin Acar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Dumlupınar'ın 68 yıllık feryadı: Vatan sağ olsun

A+A-

5 Nisan 1953… Bu tarih, Türk denizcilik tarihinin en trajik kazalarından birinin yıl dönümüdür.

Tam 68 yıl önce bugün…

Oldukça yorucu bir NATO tatbikatından dönen Dumlupınar adlı denizaltımız, Çanakkale Boğazı yakınında Nara Burnu'nda, İsveç bandıralı Nabolant isimli bir gemiyle çarpışarak battı. Suyun altında metrelerce derinlikte metanetlerini koruyan kahraman Türk denizcilerinin milletine mesajıdır "Vatan sağolsun!" sözleri.

Denizaltında 7 subay, 35 astsubay, 39 deniz erimiz olmak üzere toplam 81 kişi bulunuyordu. Gecenin 02'siydi. Sisli ve yağmurlu bir havada görüş mesafesi de oldukça kısıtlıydı. Dumlupınar, makine dairesi ve burun kısmından ağır şekilde yaralanmıştı. Bu yaralar, çok geçmeden Dumlupınar'ı denizin derinliklerine doğru çekti.

Çarpma anında köprü üstünde 8 asker bulunuyordu. Hepsi denize savruldu. Aralarından ikisi pervaneye takılarak, biri ise boğularak şehit düştü. Dumlupınar denizaltısı komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin İnkaya ve Astsubay Hüseyin Akış kurtulmayı başarmıştı.

87 METRE DERİNLİKTEN SES VERDİLER

Denizaltının içinde 81 mürettebat vardı. Bunlardan 22'si kıç torpido bölümüne toplanmıştı. Dumlupınar batmadan hemen önce yüzeye bir şamandıra fırlatmışlardı. Şamandıraya bağlı telefon kablosunu kullanarak yardım için gelen silah arkadaşları ile iletişim sağladılar.

Kurtarma ekibinin komutanı, "Sizi kurtaracağız" diyerek denizcileri rahatlatmak istedi. 87 metre derinlikteki 22 asker, bunun o kadar kolay olmayacağının farkındaydı. Belki de bu yüzden Astsubay Selami Özben'in tarihe kazınan sözleri duyuldu:

"Sağ olun… Vatan sağ olsun!"

Ancak çalışmalar, olumsuz hava koşulları yüzünden sekteye uğradı. Öyle ki akşam saatlerinde ancak denizaltının 87 metre derinlikte, 35 derece meyille yan yatmış olduğu tespit edilebildi.

Çalışmalar esnasında şamandıranın telefon kablosu koptu ve denizaltıyla bütün bağlantı kesildi. Kurtarma ekiplerinin denizcilerle yaptığı son konuşmalar şöyle kayıtlara geçmişti;

- Alo... Dumlu?

- Evet... Dumlu!

- Efendim hava biraz fenalaştı.

- Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin.

- Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. Karanlıktayız.

- İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak.

- Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı.

Yarım saat sonra tekrar denizaltıyla bağlantı kurulmaya çalışıldı. Ancak cevap olarak sadece inilti, ilahi ve Allah sesleri geliyordu.

Facianın son tanığı başçavuş Hüseyin Akış'tı

Faciadan sağ kurtulan beş kişiden biri olan emekli Seyir Kıdemli Başçavuş Hüseyin Akış, 2018 yılında 98 yaşında vefat etti. Ölmeden kısa bir süre önce verdiği röportajda şöyle diyordu:

"Birden kaportadan su girmeye başladı. Su, iki askeri alıp denize götürdü. Sol elimle çıkış merdiveninin demirini tuttum. Kolum kopacak gibiydi, bu sefer iki elimle tuttum. Ne zaman ki geminin içerisi tamamen su doldu, bana sanki birisi 'hadi yürü git' dedi. Su tamamen içeriye dolmuştu. Suyun içinden çıkmak için uğraşıyordum. Yine 'haydi yürü' der gibi dışarıya çıkma hissi geldi. Bir ara kafamı geminin kaportasına vurdum. Gemiden çıktıktan sonra 90 santime kadar deniz dalgası vardı. Ağırlık yapmasın diye ayakkabılarımı çıkardım. Ayağımı köpek balığı ısıracak diye korkudan ağlamaya başladım. 'İmdat imdat' diye bağırdım bizimle çarpışan gemiye. Sandal indirdiler. Bir kişi denizden beni alamadı, bir kişi daha geldi. Beni aldılar gemilerine çıkardılar. Onların gemisinin baş tarafı da çarpışma nedeniyle açılmıştı. Gemiye çıktığımda suya baktım. Denizaltının pervaneleri tamamen suyun üzerindeydi. Aradan 5 dakika geçti, suda kayboldu gitti."

İşte böyle. Her birinin ayrı ayrı hikâyeleri vardı. Ancak Hüseyin Akış kadar şanslı değillerdi. Egenin soğuk sularında hayatları son buldu. Allah her birine gani gani rahmet eylesin. Mekânları Cennet olsun inşallah…

"Vatan sağ olsun!"

Elbette…

Ancak, özgürce yaşadığımız bu vatanı bizlere armağan eden şehitlerimiz, gazilerimiz ve Cumhuriyetimizin kurucuları hiçbir zaman unutulmasın.

Bu yazı toplam 1001 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.