1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Dr. Hüseyin Aşkın: Terör ve Algı Yönetimi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Dr. Hüseyin Aşkın: Terör ve Algı Yönetimi

A+A-

Türkiye terörden en çok zarar gören ülkelerin başında gelmektedir. Tam 50 yıldır terör belası ile uğraşıyor. Dünyada terörle mücadele eden pek çok devlet olmuştur, hâlâ da vardır. Ama dünyanın hiçbir ülkesi 50 yıl gibi bir sürede 154 terör örgütü ile mücadele etmemiştir, sadece Türkiye hariç. Son 36 yıldır da PKK denen uluslararası terör örgütü ile mücadele etmektedir. PKK'nın Türkiye'nin bileğini bükemediğini gören Emperyal güçleri üstüne FETÖ terör örgütünü eklemişleridir. Buna rağmen Türkiye yine dimdik ayaktadır ve sonsuza kadar da öyle kalacaktır. Bu direncinde, gücünü milletinden alan kahraman evlatlarının muazzam mücadelesinin kararlılığı vardır. Türk milleti terörle mücadelede binlerce kahraman evladını şehit verdi. Ama asla yılmadı, yeise kapılmadı. Çünkü terörün en büyük hedefi kitleleri yıldırmak, toplumsal yapıyı ve aidiyet duygusunu aşındırmak, halkı korku ve paniğe sevk etmek, milletin ülke yönetimlerine ve devlet mekanizmasına karşı güvensizliğini olağan kılmaktır. Bu koşullar ülkenin hem sosyal hem de ekonomik yapısını bozacağından toplumsal kaos kaçınılmaz hale gelir. Terörün de gerçek hedefi bu olup, terör ancak böylesi iklimlerde hayat bulur. Çünkü terörün merkez hedefindeki esas kitle sivil ve masum halktır. Türkiye terörle mücadelede çok sayıda masum vatandaşını da kaybetti. Yıllar süren bu mücadelede acı çekerek büyük bir bilgi birikimine ve deneyime sahip oldu.

Terörle mücadele eden askerimiz, polisimiz şimdi bu deneyimlerini ve bilgi birikimlerini gelecek kuşaklara bırakmak için kaleme alıyorlar. Bu yazımızda size böyle bir deneyimi aktarmak istedik. İzmir'in değerli ve başarılı Emniyet Müdürü, kıymetli dostum, sevgili kardeşim Dr. Hüseyin Aşkın yazdığı "TERÖR VE ALGI YÖNETİMİ" kitabını imzalayarak bize vermek nezaketini gösterdi. Bir solukta okuduk. Öncelikle şunun altını çizelim; çok uzun yıllar içinde sahada yaşanarak edinilen bilgilerin fevkalade akademik bir araştırma ile bütünleşerek kaynak eser haline gelmesinden ötürü verdiği emek için Dr. Hüseyin Aşkın'ı yürekten kutlarız. Aşkın kitabında terörü her açıdan irdelemiş. Ama en önemli noktalardan birini, "algı yönetiminin" terör örgütleri tarafından kendileri yönünde nasıl faydalanılır hale getirildiğini ortaya koymuş. Bu bağlamda medyanın üzerine düşen sorumlulukların da altını kalın çizgilerle çizmiş.

Gerçekten de terör örgütlerinin halkın üzerinde korku ve güven erozyonu yaratmayı temel aldıklarını düşündüğümüzde medyanın terör örgütleri ile ilgili haberleri çok titiz bir sorumluluk süzgecinden geçirdikten sonra kamuoyu ile paylaşmaları, örgütün hedeflediği propagandaya farkında olmadan dahi olsa imkân tanımamaları gerekir. Aşkın'ın da kitabında vurguladığı gibi terörle mücadele çok kapsamlı ve zor bir süreçtir. Teröristle mücadeleyi Silahlı Kuvvetlerimiz ve Kolluk Güçlerimiz 36 yıldır üstün bir başarı ve muazzam bir özveri ile sürdürmektedirler. Lakin terörle mücadele bir ülkenin millî gücünün tüm unsurları ile başarabileceği bir süreci içerir. Söz konusu millî gücün bileşenleri ise; siyasi güç, ekonomik güç, askerî güç, demografik güç, ekonomik güç, coğrafi güç (jeostratejik konum) ve kültürel güçten oluşur. Devlet, tüm güç bileşenlerini kullanarak terörle mücadele eder. Çünkü Wrightsman'ın "İhtiyaçlar Merdiveni" kuramındaki birinci basamak yemek, içmek, barınmak ise ikinci basamak da güvenlik ve güvende olduğunu hissetmektir. Günümüz koşullarında ve coğrafyasında terör masum insanları hedef alan bir unsur olduğundan birinci basamak ile ikinci basamak adeta eş ölçüye gelmiştir. Bireyler için İhtiyaçlar Merdiveni'nin birinci ve ikinci basamağının gerekleri sağlanamadığında bireylerin üçüncü ve dördüncü basamakları talep edebilmeleri olanaksızdır. Bu da ülkelerin gelişmesini engelleyici bir durum teşkil eder. 

Çok uzun yıllar süren devlet görevimiz sırasında sahada tespit ettiğimiz bir husus ise terörle mücadelenin, yaşamsal şartların gereği olarak da zorluk arz ettiğidir. 80'li yılların sonu 90'lı yılların başında Güneydoğu kırsalında dağınık ve savunmasız durumda bulunan mezraları bir araya toplayıp PKK baskınlarına karşı daha korumalı hale getirmek için çok ciddi bir çalışma yapıldı. Fakat görüldü ki mezralardaki köylü vatandaşlar mezrayı terk edip onlar için yeni hazırlanan yerleşim birimlerine gelmiyorlar. Soruldu kendilerine "Sizin güvenliğinizi daha iyi sağlamak, sizi teröristlerden daha iyi koruyabilmek için devlet böyle bir toplu yerleşim öneriyor. Neden geçmiyorsunuz?" Köylü vatandaşların cevabı çok basit ama çok şaşırtıcıydı "Bizim hayvanlar buralarda daha iyi otluyor, o nedenle biz buraları bırakamayız." Çünkü tek geçim kaynakları hayvanları idi ve her türlü riske rağmen kendilerinden önce hayvanlarını düşünmek durumunda kalıyorlardı. Dr. Hüseyin Aşkın'ın kitabında bahsettiği çok önemli bir konu da "terörün finansmanı"dır. Gerçekten terör örgütleri hele PKK gibi, FETÖ gibi uluslararası destek gören terör örgütleri için finansal kaynak olmazsa olmazdır. Bugün ağırlıklı olarak PYD-YPG'ye dönüşmüş görünen PKK terör örgütü 90'lı yıllarda ABD'den aldığı silah, mühimmat, lojistik destek ve maddi kaynağın yanında başta uyuşturucu ticareti olmak üzere her türlü illegal finans kaynağını da kullanmıştır. Bunların başında "Narkoterör" diye adlandırdığımız uyuşturucu ticareti ve bu ticaret sonunda elde edilen gelirin terör örgütü tarafından silah ve mühimmat alımlarına harcanmasıdır. Diğer bir deyişle PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği gelirler kahraman Mehmetçiğimize kurşun olarak geri dönmüştür. Tabii bu trafikten büyük gelirler elde eden CIA gibi yabancı istihbarat teşkilatlarının mensuplarının olduğunu da unutmamak gerekir.

 Ülkenin neresinde uyuşturucu ticareti varsa bundan elde edilen gelirin önemli kısmının PKK'ya gittiğinin altını çizmeliyiz. Şükürler olsun İzmir'de yıllardır büyük ölçüde temizlenmiş olan terörün ve uyuşturucu ticaretinin kökü de başarılı Emniyet Müdürü Dr. Hüseyin Aşkın ve tüm ekibinin özverili gayretleri sonucu kazınmıştır. Bu açıdan bakarsak Hüseyin Aşkın akademik bağlamda yazdıklarını pratikte sahada da uygulayarak istenilen sonuca ulaşmıştır. Kendisini bir kez daha tebrik ederiz. Ülkemizin hem akademik donanımlı hem de sahada uygulayıcı yöneticilere ihtiyacı her zamankinden daha fazladır. 

Bu yazı toplam 844 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar