1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Doğu Türkistan Türk'ü ve Osman Batur
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Doğu Türkistan Türk'ü ve Osman Batur

A+A-

Çin'i son günlerde koronavirüsle anar olduk. Halbuki, bu viris olayından önce, Çin'in Doğu Türkistan Türkleri'ne yaptığı zulüm gündemdeydi. Doğu Türkistan veya Uyguristan denen bölge, yaklaşık 1 milyon 665 bin kilometrekarelik ve 24 milyon 870 bin kişinin yaşadığı bir vatan toprağıdır. Bu ata yadigarı topraklarda yaşayanların yüzde 90'nı Doğu Türkistan Türkleri'nden oluşur.

Türkistan'ın doğu kısımları, Çin Devleti'ni o zamanlar kontrol altında tutan Mançular tarafından 1876'da işgal edildi. 8 sene süren kanlı savaş sonrasında Mançu İmparatorluğu, 18 Kasım 1884 tarihinde Doğu Türkistan'ı resmi olarak ilhak etti ve adını "Yeni Bölge" anlamına gelen "Xinjiang" olarak değiştirdi. İşgalcilerin bütün zorlamalarına rağmen bu topraklarda Çinli nüfus ne hikmetse bir türlü tutunamadı.

"Her şerde bir hayır var" derler. Bu dünyayı kasıp kavuran koronavirüsü salgını yüzünden adına Çin Halk Cumhuriyeti denen devletin yöneticileri, adını Sinkiang veya Şincan diye dayattıkları Doğu Türkistan Türkleri'ne zulmü, bir süreliğine de olsa durdurmak zorunda kaldılar.

Doğu Türkistan Türkleri'nin bağımsızlık mücadelesi hiç bitmedi. Sürekli olarak işgalcilerin başta "Çin işkencesi" olmak üzere uyguladıkları zulme karşı hep başkaldırdılar.

"Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için mücadele" denildiğinde akla gelecek ilk isim Osman Batur'dur.

Osman Batur, 1899 yılında Altay'ın Köktogay bölgesinde Öngdirkara mevkiinde doğdu. Babası, Altay Kazakları'ndan orta halli bir çiftçi olan İslâm Bey'dir.

Asıl adı Osman İslamoğlu'dur. "Batur" ona daha sonra verdiği kahramanca mücadele sonrasında verilmiştir. Bilindiği gibi "Batur", "kahraman" ve "cesur" anlamına gelir. 1899 yılında Altay'ın Köktogay bölgesinde Öngdirkara mevkiinde doğduğunu söylemiştik. Babası İslâm Bey'in yanında göçebe Kazak hayatını yaşayarak büyüdü. 10 yaşından önce iyi bir binici ve usta bir avcı olan Osman Batur, savaş sanatının inceliklerini 12 yaşında hizmetine girdiği Kazak Türkleri'nden olan Böke Batur'dan kısa sürede öğrendi.

Böke Batur, kendisinden kat be kat fazla Çinli istilacılara yenildi. Böke Batur, Tibet üzerinden Türkiye'ye ulaşıp, mücadelesini devam ettirmek düşüncesindeydi. Bunu uygulamaya çalışırken

yakalanıp başı kesildi. Bunun üzerine Osman Batur, doğduğu yere dönmek zorunda kaldı. 40 yaşına kadar çiftçilikle uğraşarak izini kaybettirdi. 1940 yılına gelindiğinde Kızıl Çin yönetiminin baskıları iyice arttı. Bunun üzerine silahlı mücadeleyi yeniden başlatma kararı aldı. Osman Bey'in başı çekmesiyle 1940'lı yıllarda başlayan direniş çok geçmeden 50 bin kişiye ulaştı.

1941-1943 yılları arasında çete savaşı olarak süren mücadeleler sonucunda Altaylar tamamen Çinlilerden temizlendi. Altay Türkleri artık bağımsızlıklarını kazanmıştı. Ancak Altaylar temizlenmişti, ama kardeşleri hâlâ esaret altındaydı. Osman Batur, mücadeleye devam etme kararı aldı. 1944-1945 yılları arasında gerçekleşen mücadele sonucunda Tanrı Dağları'nın kuzeyindeki Doğu Türkistan'ın Kazak Türkleri'nin yaşadığı bölgeler de Çin işgalinden kurtarılmış oldu.

1950 yılına gelindiğinde Kızıl Çin sahip olduğu ordunun tamamına yakınını Osman Batur kuvvetlerini durdurabilmek için onun üzerine gönderdi. Sayısal ve teknik üstünlüğü kat be kat fazla olan Çinliler, yavaş yavaş kaybettikleri yerleri geri almaya başladı. Osman Batur'un ordusu kırıla kırıla artık 4 bin kişi kalmıştı. Osman Batur, son savunmasını Gez Kurt bölgesinde yapıyordu. Ancak kara kış da dayanılabilecek bir durumda değildi.

Bu nedenle zirvedeki korunaklı yerleri terk etmek zorunda kaldılar. Soğuk ve kar'ın daha az hakim olduğu dağın eteklerine inmek zorunda kaldılar. Bu Çin Ordusu için bulunmaz bir fırsattı. Sık sık baskın yaparak büyük kayıplar verdirdiler. Bir baskında babasının yanından hiç ayrılmayan Osman Batur'un kızı da esir düştü. Osman Batur, çevresinde kalan 250 kişiyle kızının da içinde bulunduğu esirleri götüren konvoya baskın düzenledi. Ancak nüfus oranı olarak dengesiz bu bu mücadelede 18 Şubat 1951 gecesinde sabaha karşı esir düştü.

Artık zincire vurulan Osman Batur, türlü eziyet ve hakaretlerle halk arasında dolaştırılarak teşhir edildi. Ancak bütün bu zulümlere boyun eymeyen Osman Batur, 29 Nisan 1951 tarihinde kurşuna dizilerek şehit edildi. Doğu Türkistan Türkleri'nin kutlu mücadesini bir daha yad ederken, Osman Batur'a da gani gani rahmet dilerim.

Bu yazı toplam 950 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar