1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Demirciler Çarşısı Cinayeti
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Demirciler Çarşısı Cinayeti

A+A-

Son zamanlarda sosyal medya üzerinde, vefat haberleri ardından sıkça paylaşılan bir cümle var; “O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler.”

Büyük usta Yaşar Kemal, “Ölmez Otu, Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır” romanlarından oluşan “Dağın Öteki Yüzü” adlı roman üçlemesi gibi üç romandan oluşan bir seri olarak düşündüğü ama iki seri romandan ibaret kalan roman serisi; “Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akçasazın Ağaları), Yusufçuk Yusuf” serinin çıkmış iki kitabıdır ve serinin son kitabı olarak düşünülen Anavarza ise tamamlanmamıştır.”

İşte! Serinin çıkmış her iki kitabı “O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler.” Cümlesiyle başlar. Demirciler Çarşısı Cinayeti kitabında ise cümle; “Derviş Bey bir ağıt tutturmuştu. Yıllanmış, ağır, uzak bir ağıt. Uzun yıllar önce yaşadığı büyülü düşü yeniden yaşayabilmek için durmadan söylüyordu: “O iyi, o iyi insanlar...” diye devam eder.

Yaşar Kemal Usta, Çukurova’daki iki toprak ağasının amansız güç savaşını, ağalık sistemi ile nüfus mücadelesini, bu savaşlar sırasında tepelenen yoksul halk ve köylü ile çökmeye başlayan ağalık sistemini anlatır.

Futbolumuzun, kulüplerimizin hali ortada, umumi manzara çok da iç acıcı değil. Bu manzaraya bakıp, futbolsuz zamanlar sürer giderse ileride maddi manzara ne olur? Diye bir soru sorsak ortalama hemen hemen herkesten aynı cevabı alırız. Ülke insanımızın büyük çoğunluğunun ortak sevdası futbolumuzun hikâyesine baktığımızda, kulüplerin kuruluş amaçlarının aynı “futbol sevdası” fikrinde birleştiğini görürüz.

Sporcu kimlikleriyle ön plana çıkan kurucuların, sadece spor düşüncesiyle kurdukları kulüpleri nasıl ileriye taşıyabiliriz düşüncesini net görürsünüz. Avrupa kulüpleri ile karşılaşmalarda, ezeli rakiplerinin en iyi oyuncularını kendi takımlarında misafir olarak oynatırken, herhangi bir art niyete bezenmedikleri ders niteliğindedir.

Futbol zamanları bu yöneticilerin ellerinden, patron ve iş adamı kimlikli yöneticilerin hakimiyetine geçmesinin ardından “futbolun ağalık sistemi” başlar. Adına her ne kadar “Paralı Başkan” denilse de sistemin adı “Ağalık Sistemidir”. İşte bu sistem kendi içinde küçük küçük canavarlar, kan emiciler yetiştirmeye, bunların semirip güçlenip sadece kendilerine çalışmasıyla futbolumuzda kendi içinde “evrim” süreci yaşayarak, kulüplerin popülist kültür ile beslenerek “çökmesine” neden olmuştur. Bu çöküşe sadece maddi çöküş dememek lazım, bu çöküşün içinde manevi çöküşünde farkına varmak adına konunun iyice etüt edilmesi gereklidir.

Manevi çöküşün altını doldurmak adına bugünkü manzaradan örnek vermek gerekirse, yayımcı kuruluşun kulüplerimize ödeme yapmamasının para kaynağı açısından sıkıntısında, kulüplerini ve armalarını çok ama çok seven, taraftarların ve kulüp Genel Kurul Üyeleri’nin kulüplerine maddi destek anlamında abone oldukları yayımcı kuruluştan paralarını kurtarmak adına verdiklerini mücadeleyi görmek gerekir.

Kimsenin kulübünü düşündüğü yok aslında, herkes kendi cebinin derdinde...

Sporumuzun Balzac’ı apoletini taşıyan rahmetli büyük yazar, usta İslam Çupi’nin sadece futbol yazıları üzerine çıkan (kendinin yazdığı tek bir kitabı vardır o da; “Hey Gidi İstanbul” adlı kitabıdır) Futbolun Ölümü üzerinden şunu söyleyebiliriz. Usta yaşasaydı bugün “Futbol Öldü” başlığında unutulmaz bir yazı yazardı.

Futbolumuzun Ağalık Sistemi bizleri bugüne adım adım taşırken, futbolumuzun tüm yönetim birimleri bu ağaların adamlarıyla konumlandırılırken, Ağalık Sistemi beslendiği siyasete sırtını yaslayıp, siyaset rüzgârıyla yelkenini doldurup, rotasını şaşırmış ilerlerken, umurlarında olmayan ama sonsuz bir sevdayla yönettikleri kulüpler batarken, kendi şirketleri büyümüş, makam ve mevki sahibi olmuşlar, taraftarlara ise sadece ama sadece “Sağmal İnek” muamelesi görmüşlerdir.  Çünkü onların altında nasıl olsa geleceklerini devam ettirecekleri sistemin içinde var olan “Genel Kurul Üyeleri” yetmekteydi.

MHK başkanımız Sayın Zekeriya Alp, geçen günlerde “Yeniçağ Gazetesi’ne” verdiği özel demeçte; “Hakemlerin her kesimden büyük bir baskı altında maça çıktığını ve bunun da onları yanlış karar vermeye zorladığını” söylemiş. Evet doğrudur, hakemlerimizin Avrupa’daki maç yönetimleri ile ülkemizdeki yönetimleri arasında açık farklılık var, bunun sebebi ise büyük bir kesim olarak adlandırılan kulüplerin yönetimleridir. Bu yönetimlerdeki bulunan kişilerin ve futbolun yönetimindeki (TFF, MHK) bulunan kişilerin iş adamı kimliği altında birbirleriyle var olan iş ilişkileri temelde futbolumuzu ileriye götürmekteki en büyük engeldir, sağlıklı düşünmelerini engellemektedir.

Spor yönetimi kendi alanlarında yetişmiş, sporcu kimlikleriyle sağlıklı düşünen insanlara emanet edilmelidir. İş adamlarının elinde oyuncak olmaya devam ederse, bugünkü sıkıntılı durumlar sona erdiğinde yine ilk seyircili maç düzeni başladığı andan itibaren göreceksiniz ki tekrar eski bildik anlayışa döneceklerdir. Neden böyle yazdığımızı düşünecek olanlara örnek olması amacıyla biraz geçmişe bakmaları ve o geçmişte, içinde oldukları zor durumdan biraz kurtulup, nefes aldıkları andan itibaren hoyratça harcama yapan ve var olan borçlarının seviyesini bugünkü nefes alınmaz hale getiren kulüplerimizi incelemeleri rica olunur.

Futbol maçları ne zaman başlayacak düşüncesiyle sadece oyunu kurtarma mantıksızlığından, futbolu nasıl kurtarabiliriz düşüncesine geçersek, sağlıklı bir spor ortamı oluşturup yarınları kurtarabiliriz.

Bu nasıl olur?

Ancak “Ağalık Sisteminden” kurtulmayla...

 

Bu yazı toplam 1055 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar