1. YAZARLAR

  2. Fatih Ergin

  3. Cumhuriyet'i kuran zafer: 30 Ağustos
Fatih Ergin

Fatih Ergin

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhuriyet'i kuran zafer: 30 Ağustos

A+A-

Kocatepe, 26 Ağustos 1922... Vakit, tan yerinin ağarmasından evvel. Henüz uyanmış ve Gazi'ye kahve yapmaya hazırlanan yaver Muzaffer, çadırının önünde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın sesini duydu; ''Allah'ım! Sen Türk milletini ve ordusunu muzaffer eyle!'' diye dua ederken. Topçu ateşinden evvel Gazi'nin bu duası ile başladı, Türk'ün tarihine muhteşem bir sayfa daha açacak olan Büyük Taarruz! Daha sonra yola koyuldu Gazi. Kocatepe'nin zirvesine doğru at koşturdu. Fevzi, İsmet ve Nurettin Paşalar ile Kocatepe buluştu. Ve saat 04.30'da Türk topçusunun ateşi başladı. Sonrası malum; Türk Ordusu'nun 30 Ağustos'ta düşmana öldürücü darbeyi vurduğu ana kadar süren Büyük Taarruz ve kaçan düşmanın İzmir'e kadar kovalanıp denize dökülmesi...

Sadece Türk tarihine değil, dünya tarihine de yön vermiş nice zaferlerle dolu olan Türk tarihine Türk'ün dirilişi olarak geçti 30 Ağustos. Hani bugün kimilerinin söylenilmesinden rahatsız olduğu İzmir Marşı'nda ''Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar'' diyor ya, işte o düşman 30 Ağustos'ta bozguna uğramıştı. Ve 30 Ağustos'ta Türk'ün dirilişi idi, İzmir'in dağlarında çiçekler açtıran. 1071'in 26 Ağustos'undan gelen köprünün bir diğer ucuydu 30 Ağustos. Malazgirt'in tekerrürü, Malazgirt'ten gelen ruhtu. 1071'de bu topraklara Türk olarak geldiğimizi, 1453'te Türk olarak kutlu fethi gerçekleştirdiğimizi ve daima Türk kalacağımızı, bu mübarek vatanı Türkçe yaşatacağımızı haykırıştı 30 Ağustos. Bugün tarihimizi bile zaferlerimiz üzerinden bölenlere, binlerce yıllık tarihimizin bir bütün olduğunun bilimsel cevabı da olacaktı...

     30 Ağustos, necip Türk milletinin kendisini öz yurdunda boğmak isteyen emperyalist Haçlı zihniyetine karşı, bağrından çıkan ordusunun yanında topyekûn verdiği mücadele sonucunda millî benliğini, şerefini kurtardığı ve o mücadeleyi zafere dönüştürdüğü gündür. Yine birilerinin, ısrarla adını söylemekten kaçındığı milletin, yani çilekeş ve gariban Anadolu insanının üstün fedakârlığının, Mehmetçiğin ve Türk subayının vatanı için ölümü yok saymasının ve Anadolu'ya geçip hasta denilen devi uyandıran Mustafa Kemal Paşa ile onun bu mücadelede yanında olan asker ve sivillerden oluşan milliyetçi, vatansever kadronun eseridir. Bu eser, 1919 Mayıs'ının 19'unda düvel-i muazzama karşısında sıfır imkânla başlayıp muazzam bir destana varmanın öyküsüdür. Bu eser, sindirilmek istenen milletine bir şahikanın üstünden ''Ya İstiklal Ya ölüm!'' parolasını haykıran Mustafa Kemal Paşa'nın, en zor zamanlarından birinde Türk milletine gönderilmiş bir Başbuğ olduğunun kanıtıdır.

Bu zafer, taarruzun ilk anından son anına kadar öyle bir büyüktür ki, tek başına başka milletlerin tarihine bedeldir. On binlerce askerimizin dibine yaklaşması, Yunan Ordusu'na zerre kadar hissettirilmemiş ve Türk Ordusu bir vuruşta koca Yunan Ordusu'nu üçe ayırmıştır. Türk Ordusu on gün içinde iki yüz elli bin kişilik bir orduyu yok edip 400 km yol almış ve 9 Eylül'de İzmir'e girmiştir. Ama en muazzam yanı, fakirliğin zenginlikten çok daha görkemli durduğu bir mücadelenin emperyalizme karşı zafer kazanmasıdır!

30 Ağustos Zaferi ile mağlup ettiklerimiz sadece düvel-i muazzama değildir. Şahsi ve siyasi ikballerini onlara endekslemiş olan içimizdeki müflis zihniyetlerde bu bozgundan payını almıştır. O zihniyet bugün; devleti ve rejimi dönüştürme hevesiyle ve Türklüğü zül, cumhuriyeti reklam arası gören bir şekilde karşımızdadır. Ancak bilmelidirler ki; istedikleri kadar kurtuluş ve kuruluş destanını unutturmaya, istedikleri kadar kurtuluş ve kuruluş destanının içini boşaltmaya çalışsınlar, başaramayacaklar! İnşa etmeye çalıştıkları yeni rejimin temeline istedikleri kadar alternatif destanlar yerleştirmeye uğraşsınlar, istedikleri kadar uydurma bir tarih monte etmeye gayret etsinler, millî devleti, laik cumhuriyeti yok edemeyecekler! Çünkü hayattayken hiç yenemedikleri Atatürk'ü, öldükten sonra yenmeleri mümkün değil. Ve unutulmasın; Türk istiklali, her önüne gelen Türk hasmı tarafından kandırılanlarca kurtarılmadı! Türk Cumhuriyeti monte tarih üzerine değil, asker üniforması giydirilen ve ne istediyse verilen hainlerin halka saldırması sonucunda da değil, halkın ordusu ile birlikte yazdığı kurtuluş destanının üzerine inşa edildi. 30 Ağustos'ta Türk istiklalini kurtaranlar, sonrasında Türk Cumhuriyeti'ni kuranlar, milletinin düşmanları ile siyasi çıkarları uğruna ortaklık yapıp, onlara önce vatanı işgal ettirip, sonra ortaklık bozulunca o düşmanı anca düşman ilan edenler değildi. Düşmanı geldikleri gibi gönderenlerdi, bize bu vatanı ve Cumhuriyet'i bırakanlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin temelindeki en sağlam taşlardan biri olan 30 Ağustos, milleti 36 etnik parçaya bölenlerin elinde şekillense idi, bugün bir zafer olarak kutlanabilir miydi? Varlığını Türk varlığına adayanların armağanıdır 30 Ağustos! Selam olsun onlara...

Bu yazı toplam 857 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar