1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Coronavirüs meselesi
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Coronavirüs meselesi

A+A-

Geçtiğimiz Pazartesi günü Coronavirüs ile ilgili bir panele katıldık. "Coronavirus 2019-Söylentiler ve Gerçekler" isimli panelin konuşmacıları Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Candan Çiçek ve Prof. Dr. Ramazan İnci idiler. İki değerli tıp hocamızın anlattıklarındaki en önemli noktalardan birisi Coronavirüs'ün öyle bir eşyadan veya bir mektuptan vs.'den geçmesinin mümkün olamayacağı idi. Şöyle ki; virüs, taşıyıcı bireyden dış dünyaya çıktığında öyle bir eşyanın ya da bir giysinin veya bir mektup zarfının üzerinde asla yaşayamıyor. Dakikalık, saniyelik bir sürede ölüyor. Virüsün yaşayabileceği nemli bir ortam filan olursa daha uzun süre yaşayabiliyor. Virüs esas olarak kişiden kişiye bulaşıyor. Örneğin virüsü taşıyan bir kişi sizin karşınızda hapşırdığında siz o anda o kişiye çok yakın bir mesafede iseniz solunum yolu ile bu virüsün vücudunuza girmesi söz konusu oluyor. Panelde bazı hekimlerin yanlış korunma yollarını söylediklerini de konuştuk. Örneğin bir hekim bir TV yayınında burnunuzun iç kısmının etrafını iki saatte bir tentürdiyot ile dezenfekte edin demişti. Biz de dedik ki böyle bir şey yapınca akşama kalmaz burun mukozasının cayır cayır yandığını görürüz. Yani doku harap olur. Prof. Dr. Ramazan İnci virüsten korunmanın en etkin yollarından birinin kalabalık ortamlarda fazla bulunmamak ve sık sık ellerimizi yıkamak olduğunu söyledi. Gerçekten eller insan vücudunda en çok mikrobun bulunduğu alanlar.

 İşin tıbbi tarafını dinledikten sonra bu virüsün laboratuvarda bilinçli olarak üretilip biyolojik silah olarak kullanılması konusu hakkında ne düşündüklerini sorduk. Her iki bilim insanı da "hayır, böyle değildir" demedikleri gibi olabilirliği üzerinde bir yaklaşım gösterdiler. Bu yaklaşım üzerine de "Zaten bir virüs biyolojik silah olarak üretilmişse aşısı da mutlaka önceden üretilir. Zira üretenlerin kendilerini korumaları gerekir. Kendilerini de ancak virüsün aşısı ile koruyabilirler" dediler. Biz de Coronavirus'un bir biyolojik silah olarak üretildiğini ve bilinçli olarak Çin'e atıldığını düşünüyoruz. Çünkü bu konuda çok makul ve mantıklı gerekçeler mevcut. Bu gün dünyada müthiş bir güç savaşı olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçek. SSCB'nin dağılması sonucu Soğuk Savaş'ın bitmesi ve Berlin Duvarı'nın yıkılması ile dünya tek kutuplu hale geldi. Artık dünyanın tek patronu ve kabadayısı ABD oldu. Elindeki muazzam silah gücü ile ABD dünyaya racon kesmeye başladı. Yirminci yüzyılın sonuna yaklaşırken, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın tek süper gücü olarak ortaya çıktı: Başka hiçbir ulus, bu güçle kıyaslanabilir askerî ve ekonomik güce veya dünyanın her tarafına uzanabilen kollara sahip değildi. Yine de Amerika'nın yüzleşmek zorunda olduğu hayati önemdeki soru cevaplanmadı: Dünyadaki istisnai konumunu sürdürmek için Amerika'nın küresel stratejisi ne olmalıdır? Bu sorunun cevabı günümüze kadar gelen süreçte yaşananlar oldu. Lakin bu sorunun cevabı 1971'de Zbigniew Brzezinski'nin "Büyük Satranç Tahtası/Amerika'nın Küresel Üstünlüğü ve Bunun Jeostratejik Gereklilikleri" kitabında açıkça yazılmıştı ve bu kitap ABD'nin yol haritası oldu.

Geçen son 10 yıl içinde ise ABD'nin tahtı sallanmaya başladı. Zira artık hızla gelişen, ekonomide büyük sıçramalar yapan, dünya siyaset sahnesine ağırlığını koyan kısacası bölgesel güç olmaktan çıkıp küresel güç olan bir Çin vardı. Rusya henüz tam bir küresel güç değildi. Ama Çin artık küresel bir güç olmuştu ve bu durum ABD'nin tek patronluk saltanatı için büyük bir tehdit oluşturuyordu. Önceki bir yazımızda da yazmıştık; Çin kendi para birimi yuan-renminbiyi 2016'da IMF'nin para birimi sepeti SDR'ye dâhil etti. Pekin yönetimi 2018'de ise, Şanghay'da devreye soktuğu yuan cinsi petrol futures kontratları ile yuanı emtia ticaretinde bir uluslararası para (yani Küresel Rezerv Para) haline getirmenin yolunu açtı. İşte tüm bu gelişmeler sonucu ABD'nin uykuları kaçıyor ve Dolar imparatorluğunun Yuan imparatorluğuna yenilmesinin kendi sonları olacağını düşünüyordu. Sonuçta Çin, Kuşak Yol Projesi ve dünyada teknolojik anlamda attığı adımlarla bölgesel güç olmanın dışına çıkarak küresel bir aktör halini aldı. Bu durum Avrupa ve ABD'de de ciddi manada rahatsızlık yarattı. Çin'in bir biçimde durdurulması gerekiyordu. Corona virüsü bir biyolojik silah olarak kullanıldı ve bir aya yakın kısa bir sürede Çin ekonomisi 1,5 trilyon dolar zarara uğratılarak adeta çökertildi. Ayrıca dünya kamuoyunda yaratılan algı nedeniyle Çin'in hasarının uzunca bir süre devam edeceği de bir gerçek.

 Daha önce dünyada SARS, H1N1 ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi birçok hastalığın biyolojik savaş kapsamında laboratuvarlarda üretildiği ortaya çıktı. Yeni nesil savaşlar dediğimiz süreçte ülkeler kendilerine tehdit olarak gördükleri ülkelerle doğrudan ateşli silahlarla savaşmak yerine bu tür biyolojik silahlarla da savaşabiliyorlar. ABD gibi başat ülkelerde biyolojik silah laboratuvarları hiç boş durmuyorlar. Hatta muhtelif ülkelerin insanlarından kan örnekleri alarak gen haritalarını çıkartıp o ülkenin insanlarına karşı virüs üretmeye çalıştıkları konusunda iddialar da yabana atılır gibi değil. Tabii Çin'deki nüfus sayısının, kötü yaşam koşullarının virüsün yayılmasında etken olduğunu da unutmamak gerekir. Zira insanların ayda 30 dolara çalıştığını (yani günde 1 dolara), nehirlerdeki izbe teknelerin içinde kaldıklarını, yaşam koşulları nedeniyle intiharların çok yüksek olduğunu da biliyoruz. Asıl tehlikeli olan nokta ise Çin yönetiminin ABD tarafından vurulduğuna kesin kanaat getirmesi durumunda ABD'ye bir misilleme yaptığında bu işin sonunun nereye varacağıdır. Hani denir ya Allah bu dünyanın sonunu hayırlı etsin.

Bu yazı toplam 1246 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar