Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Cinayet Saati

A+A-

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

...

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

maktulün onbeş yıllık arkadaşı

üçü kamarot öteki aşçıbaşı

dört bıçak çekip vurdular dört kişi

...

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

ben gördüm kulaklarım gördü

vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü

hiç biriniz orada yoktunuz

...

demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

on üç damla gözyaşını saydım

allahına kitabına sövüp saydım

şafak nabız gibi atıyordu

sarhoştum kasımpaşa'daydım

hiç biriniz orada yoktunuz

...

haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

polis kaatilleri arıyordu

deli cafer ismail tayfur ve şaşı

üzerime yüklediler bu işi

sarhoştum kasımpaşa'daydım

vapuru onlar vurdu ben vurmadım

cinayeti kör bir kayıkçı gördü

...

ben vursam kendimi vuracaktım

Attila İlhan

 

Akşamları saat sekiz olduğu andan itibaren İstanbul sokakları yavaş yavaş derin bir sessizliğe bürünüyor. Sessizliği bozan birkaç ayak sesi ise telaşlı adımlarla evlerine çekilince, İstanbul tüm yorgunluğu ve daimi sahibi kedileriyle dolu sokaklarının sessizliğinde derin bir uykunun koynuna bırakıyor.

Hayatımızın Korona günlerinde tekrar kısıtlamalara geri döndük ve keyifsiz zaman dilimini en sağlıklı şekilde atlatmaya çalışıyoruz.

Bu keyifsiz zamanlarda Beşiktaş son iki maçtır elde ettiği sonuç ve ortaya koyduğu futbol anlayışıyla moral kaynağı olmaya başladı. İki maç ardından oynanacak Kasımpaşa maçının anlamı ise ayrı bir değer kazandı.

Beşiktaş bu maçı ya kazanacak, ya kazanacak başka yolu yok.

Bu maç kazanıldığı anda Beşiktaş'ın birçok anlamda tırmanışa geçtiği netlik kazanacaktır ama olası bir ters sonuç ise açıkçası her şeye gölge düşürecektir.

Taraftarın olmadığı boş tribünlere futbol oynamak çok zor, futbolun keyif vermemesinin bir sebebi de bu, bunu özellikle büyük takımların maçlarında görüyoruz.

Her şey gazı kaçmış gazoz gibi.

Futbol artık öyle farklı yerlere doğru gidiyor ki, bu tadı kaçmış gazozun kimse farkında değil ya da ağız tadı değişti.

Futbol bacasız bir sanayi deyimini hak ediyor, hem de öyle bir sanayi ki, futbolun etinden, sütünden, tüyünden, kılından faydalanılıyor.

Eskiden sadece Spor Toto vardı, futbol karşılaşmasının üç ihtimali üzerine oynarsınız şimdi ise maç oynanırken bile tahminler üzerinden insanı açıkçası manevi ve maddi yönden mahveden çarkın dişlileri arasında parçalanıyorsunuz.

Futbolseverler açık ve net kumarın kucağına itiliyor hem de kumar oynatılması yasak ülkemde.

Ama doğru ya bu işin adı kumar değil, şans oyunu yersen yani...

Ekonomik zorluklar ve özellikle 1980 ihtilali ardından emek vermeden zengin olmak fikriyle oluşturulmuş insanlarla dolu bir toplumda kimsenin zaten bir şeye itiraz ettiği yok. Her hafta trilyon kazanabilmek hayali ne kadar da güzel!

Bu tehlikeli gidişatın farkına varabilmek için şöyle bir etrafınıza bakın bu işin bağımlısı olmuş nice insan maalesef nafakasını gözünü kırpmadan bu işe yatırıyor.

Yazıktır, günahtır. Bu toplum çürümeye mahkûm olmayı hak etmiyor.

Büyük bir ihtimalle bu yazdıklarımız havada uçup gidecek ama olsun yine de yazalım bir kenarda dursun.

Futbol ve keyif ise bir başka bahara belki.

Şöyle tekrar futbola bakacak olursak, Beşiktaş bu hafta Başakşehir, Fenerbahçe ardından çok zor bir maça çıkacak. Sergen Yalçın bu maça nasıl bir onbir ve zihinsel anlamla çıkacak hep birlikte göreceğiz. Son iki maçtır çok şeyler kazanan Beşiktaş dileriz ki bu süreci başarıyla atlatır çünkü futbol ve lig Beşiktaş olmadan olmuyor.

Bu yazı toplam 1793 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar