1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Ceren Özdemir cinayeti
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Ceren Özdemir cinayeti

A+A-

Libya ile yapılan ve ülkemiz için son derece önemli başarılı anlaşmayı, NATO zirvesinin değerlendirilmesi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Londra konuşması gibi iki önemli konuyu yazacaktık ama öyle kan donduran bir hadise oldu ki yazmadan geçemedik. Birkaç gün evvel Ordu'daki akıl dışı bir cinayet haberi ile sarsıldı Türkiye. Ordu Üniversitesi 3'üncü sınıf öğrencisi genç bir kızımız Ceren Özdemir iğrenç bir mahlûkun bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Bu iğrenç cani hayatında hiç görmediği bir genç kızı sadece canavarca hislerini tatmin için acımasızca katletti. Caninin siciline baktığımızda olmayan suç yok. İğrenç mahlûk polise verdiği ifadesinde cinayeti de itiraf ederek şunları söylüyor; "Zıpkın almayı düşündüm. Ceren'i gözüme kestirdim, biraz takip ettim. Karşıma yaşlı adam çıktı, büfeye attım kendimi. Takip etmeye devam ettim, fırsat bulduğumda öldürdüm... Yakalandığım sırada polisleri de öldürecektim. Ben benim olmayan her şeye sahip olmak istiyorum, kafama koyduğumu yapmak istiyorum... Ordu'da yetiştirme yurdunda kaldığım dönemde bir görevli bana işkence etti. Cezaevinden kaçarak bana işkence yapan görevliyi öldürmek için aradım. Fakat onu bulamadım. Uyuşturucu almıştım. Onun tesiriyle daha önceden tanımadığım Ceren'i yolda görerek peşine takıldım. Uzun süre takip ettim ve bıçakladım. Silah bulsaydım çok daha kişi öldürecektim... Yaptıklarımdan pişman değilim."

Öte yandan yine bu cani ifadesinde daha önce de birilerini öldürmek için planlar yaptığını, özellikle güçsüz olan kadınları seçtiğini, bazı kadınları takip ettiğini, ancak bu kişilerin kalabalığa karışmasından dolayı cinayeti gerçekleştiremediğini de itiraf etmiş. İğrenç mahlûk'un medyada çıkan GBT'sine göre olmayan suç yok, 2005'te yine Ordu'da bir çocuğu öldürmeye teşebbüs', 'hırsızlık', 'yaralama', 'uyuşturucu kullanmak' ve 'uyuşturucu ticareti' gibi suçlar bulunuyor. İğrenç mahlûk cinayete tam teşebbüsten yargılanıyor, hüküm giyiyor, salıverilmesine 7 yıl kala "Açık Cezaevine" nakil hakkını kullanıyor. Katil buradan firar ediyor, yakalanıyor "Ordu Kapalı Cezaevine" konuyor. Davranışlarındaki "iyi hâl!" nedeniyle tekrar "Açık Cezaevine" koyuluyor. Oradan tekrar firar ediyor ve iki gün sonra da pırıl pırıl bir genç kızımızı katlediyor. İfadesine göre bir kişiyi katletme nedeni de silah alamamak gibi bir imkânsızlıktan kaynaklanıyor. Yani bir silah filan ele geçirse onlarca insanı katledecek olduğunu kendisi söylüyor. Ya arkadaş akıl alır gibi bir şey değil bunlar! Bir defa bizim ceza hukukumuzdaki bu hapis cezasının bu tür adamları "ıslah" etmeyeceği ayan beyan ortada. Hani topluma kazandırmakmış filan hikâye. Al işte topluma kazandırmaya kalktığın cani gencecik masum bir kızı katletti. İmkân bulabilseydi kim bilir daha kaç masumu katledecekti. Nitekim iki polisimize de öldürmek üzere saldırmış ama sadece yaralayabilmiş. Şimdi soruyorum; "Böyle bir aşağılık mahlûkun topluma, insanlığa ne faydası var? Hiç yok. Ama topluma faydalı insanlara ne kadar zararı var? Pek çok." Bu aşağılık yaratık sadece zarar veren bir haşerat. Ama Ceren Özdemir yaşasaydı belki de Türkiye için sanatta çok büyük başarılara imza atacak, belki de Türkiye'mizin adını dünyaya onurla ifade ettirecekti. O zaman bu adam neden yaşama hakkını kullanmaya devam ediyor? Şimdi bir kısım entel-danteller ve insan hakları tıraşçıları "Efendim herkesin yaşama hakkı vardır" filan gibi süslü laflar edecekler ama o lafların gaz sesi (!) kadar değeri yoktur bizce. Pırıl pırıl kızımızın yaşama hakkı yok muydu, onun yaşama hakkı ne olacak o zaman? Bize göre yasaların yeniden bu tür mahlûklardan toplumu arındıracak biçimde düzenlenmesi şarttır.

 Evet, hukuk mürekkebi yalamış biri olarak bunu ifade ediyoruz. İtiraz edenlere sorulacak tek soru şu dur; "Ceren sizin kızınız olsaydı ne yapardınız, yine itiraz eder miydiniz?" Böyle bir mahlûkun yarın İstanbul'da, Ankara'da veya ülkenin herhangi bir kentinde sizin kızınıza, karınıza, kız kardeşinize ya da annenize böyle bir saldırıyı yapmayacağını garanti ediyor musunuz? Cevap, hayır! O halde susun ve yerinize oturun. Bu tür mahlûklar için aynı ABD'deki gibi gaz odası ya da elektrikli sandalye şarttır. Gelelim meselenin hukuki icraatı boyutuna. Bu cani söz konusu suçları işlemiş biri. Öldürmek için can attığını kendi de ikrar ediyor. Ey ceza infaz kurumları yetkilileri, nasıl olur da bir defa firar etmiş bir adamı kapalı cezaevine koyduktan sonra ikinci kez açık cezaevine gönderirsiniz? "İyi hâl" içinde olduğunu nasıl ve hangi kriterlere göre anladınız? Yoksa yer yok diye başınızdan mı attınız? Siz Psikiyatri Profesörü müsünüz, Sosyoloji Profesörü Sosyolog musunuz? Aşağılık cani cinayete teşebbüsten 13 yıl firar etmiş, hırsızlık yaparken yakalanmış zaten. Belli ki bu cani fırsatını bulduğunda yine kaçacak, yine cinayet işleyecek. Siz cezaevi yetkilileri bunu anlamayacak kadar saf mısınız, bilgisiz misiniz? Eğer öyle ise sizi hemen görevden almak lazım. Yoksa başka canilerin de kaçmasına sebep olursunuz. Bize göre ağır suçlardan mahkûm olmuş kişilerin çok kısa bir süre kapalı cezaevinde kaldıktan sonra açık cezaevine geçmeleri doğru bir işlem değildir. Bu olayda daha önce cinayetten mahkûm olan, ayrıca çok sayıda hırsızlık, uyuşturucu suçuna karışan suçlunun, açık cezaevine gönderilmesi nasıl mümkün olur? Açık cezaevlerinde izin sistemi var. Bu sistem kontrolsüz uygulandığı için böyle canilerin bir anda toplum arasına karışması çok büyük tehlike değil midir? Psikopat mahkûmlara açık cezaevi imkânı sağlanması adalete olan güveni de kuvvetle zedelemektedir. Toplumsal düzen için bu durum büyük bir risk değilse, risk nedir o zaman demezler mi adama?

Kapalı cezaevinden açık cezaevine geçiş şartları 5275 sayılı cezaevi güvenlik tedbirleri infazı hakkında kanun ve bu kanun uyarınca çıkarılan yönetmelikle değiştirildi. Bizce bu değişikliğin de derhal iptali gerekir. Değişikliğe göre bir hükümlünün cezalarının toplamı 10 yıldan az ise cezalarının sadece bir ayını kapalıda geçiriyorlar. Sadece 1 ay ile adamın ne olduğunu anlamaya kalktığımızda işte böyle sonuçlar kaçınılmazdır. Mahkûmlar iyi hâlli olmak ve koşullu salıverilmesi için de cezasının 7 yıl ve daha az kalması kaydıyla da açık cezaevine ayrılıyorlar. Cezalarının toplamı 10 yıl ve daha yukarı olan hükümlüler ise toplam cezanın onda birini kapalı cezaevinde geçiriyorlar. Adli ve idari bir olaya karışmadıkları takdirde toplam cezası 7 yılın altında ise açık cezaevine ayrılıyorlar. Söz konusu yönetmeliğin tekrar ele alınması ülkenin huzuru için elzemdir. Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül'ün onca emek vererek hukuk sistemini daha iyi hale getirmeye çalışmasını takdirle karşılıyoruz. Eminiz ki bunca olaydan sonra söz konusu yönetmeliğe de el atacak, en azından böyle psikopat caniler için ayrı hükümler koyulacaktır. Siyasi iradenin bunca iyi niyetli gayreti ve çalışması böyle hadiselerle zedelenmemelidir. Ceren kızımızın katli toplum vicdanını yaralamıştır. 

Bu yazı toplam 824 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar