1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Çanakkale gazisi Azman Çavuş
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çanakkale gazisi Azman Çavuş

A+A-

Bugün sizlere bir Çanakkale gazisi olan Azman Dede'den söz etmek istiyorum. Gazi Hacı Mehmet Azman Çavuş, 1891 yılında Balıkesir İli'nin İvrindi İlçesi'nin Mallıca Köyü'nde doğdu. Mehmet Azman Çavuş, köyünde ve çevresinde; tanınan, sevilen ve sayılan bir insandı. Kendi köyünde misafirleri ağırladığı özel konuk evi vardı. Misafirleri, yolcuları burada misafir eder yedirir ve içirirdi. Çevresindekilere maddi ve manevi yardım elini uzatırdı. Azman Dede inançlı bir insandı. Kendi köyünde 7-8 tane çeşme hayratı yaptırdı.

Azman Çavuş, Çanakkale kara savaşlarına bizzat katılmış bir Çanakkale Gazisi'ydi. Çanakkale'den söz açıldığında kaybettiği silah arkadaşlarını hatırlar, onlar için gözyaşı dökerdi. "Ah Çanakkale Ah" derdi. Gazi Azman Çavuş, Çanakkale Savaşıyla ilgili bir anısını gelin Celal Bayar Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin hazırladığı "Çanakkale" adlı kitapçıktan okuyalım:

"Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti. Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular.

Yüzbaşı sordu; 'Yavrum siz kimsiniz?', içlerinden biri; 'Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik!..' diye cevap verdi. Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. 'Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!..' diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.

Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı. Bir ara yüzbaşı 'Azman yandık!..' diye siperin köşesini işaret etti.

O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı 'Yandık' demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı:

 

Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı.

Al sancağı teslim etti Allah'a ısmarladı.

Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana.

Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana

 

Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha… Marş bitiyor, yeniden başlıyorlar. Bitiyor, bir daha söylüyorlar. Avaz avaz!.. Gözleri çakmak çakmak… Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış, dişler kenetlenmiş bekliyorlardı .

O an geldi. Birden yüzbaşı "Hücum!.." diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makineli yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor!.. İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!.."

Azman Dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim varsa ağlıyordu. Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi.

Eğildi; "Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı" dedi.

Azman Çavuş, kendisine bağlanmak istenen "Gazilik Maaşını" "Ben vatanım için savaştım, o parayı alamam, o para devletime kalsın" diyerek kabul etmedi.

1891 yılında Mallıca Köyü'nde doğmuş olan, Azman Çavuş, 1992 yılında doğduğu köyde Hak'kın rahmetine kavuştu. Şimdilerde köy mezarlığında kendisi için yapılan anıt mezarda rahat uyuyor.

Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Çanakkale gazisi Mehmet Azman Çavuş'un ismini, bir okula vererek yaşattı.

Biz de Çanakkale gazimiz Mehmet Azman Çavuş'u rahmet, minnet ve şükran duygularıyla anıyoruz.

Bu yazı toplam 516 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar