1. YAZARLAR

  2. Sıla Topbaş

  3. Büyük deprem öne çekildi mi?
Sıla Topbaş

Sıla Topbaş

MUNSAP
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük deprem öne çekildi mi?

A+A-

5,8'le sarsılınca olası İstanbul depremi tekrar konuşulmaya başlandı. Tam şudur budur derken bu sefer de 3,8'i yaşadık. Bu arada 5,8'in 314 artçısı olduğunu da öğrendik.

Bu arada geçtiğimiz günlerde CNN Türk'te Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına katılan Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür İstanbul depremi ile ilgili çok çarpıcı bir açıklama yaptı. Görür canlı yayında, 26 Eylül'de meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremin büyük depremi öne çektiğini iddia etti.

Görür'ün açıklamaları şöyle:

* İstanbul'daki yaklaşık 70-75 kilometrelik uzunluktaki fayın kırılması bekleniyor. Bu fayın enerji biriktirdiğini eğer kırılırsa minimum 7.2 büyüklüğündeki deprem oluşturabileceğini yıllardan beri söyledik. Maksimum değerleri Adalar'ın güneyindeki fay hattı veya Marmara'daki fayın tümünün kırılması halinde ise 7.6 büyüklüğünde bir deprem beklenebilir.

Bu tür depremler oradaki gerilimi, iç dinamikleri daha fazla etkileyecektir. Dolayısıyla kırılma noktasında daha da fazla tahrik edici bir etkileşim yaratacaktır.

* 5,8'lik deprem, 7 civarında bir deprem olma ihtimalini artırmıştır. Ve zaman dilimini de öne çekmiştir. Fayın kırılma olasılığı da artmıştır. Tüm Marmara Bölgesi bu depremden etkilenecek. Ancak daha fazla etkilenmesini beklediğimiz Kuzey kesim İstanbul ve batı alanları olacaktır. 99 depreminden beri her yeri geldiğinde Marmara'da büyük bir depremi beklediğimizi söyledik. Marmara'da büyük bir depremin olma olasılığı 99 depreminden sonra ortaya çıktı. Yani 99 depremleri olmamış olsaydı enerji birikimi fazla olmayacak ve dolayısıyla Marmara'da büyük bir deprem beklemeyecektik. Ancak 99 depremi bu fayların üzerine inanılmaz bir enerjiyi yükledi 55 saniyede 250 yılda yüklenmesi beklenen enerjiyi yükledi. O yüzden biz burada büyük bir deprem bekliyoruz.

Alınması gereken önlemler

Depremle ilgili açıklamaların ardından alınması gereken önlemler de gündeme geldi. Yangın tehlikesinin dikkate alınması gerektiğini belirten uzmanlar, deprem sarsıntısı sensörü ile doğal gaz vanası ve şebeke elektriğinin otomatik olarak kapatılması gerektiğini vurguluyor. Çok sayıda yangın ihtimali düşünüldüğünde itfaiyenin yetersiz kalacağı dikkate alınarak halkın yangını kendisinin söndürebileceği imkânların da oluşturulması gerektiği belirtiliyor.

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Öğr. Gör. Abdurrahman İnce, deprem sırasında alınması gereken önlemleri şöyle anlattı:

Soba ve ateşli aletler sabitlenmeli: Soba ve benzeri ateşli aletler daha nitelikli sabitlenmelidir. Sanayi tesislerinde kullanılan yanma prosesleri deprem sarsıntısı ile otomatik durdurulacak şekilde sistem geliştirilmelidir. Depremle birlikte başlayabilecek çok sayıda yangın için itfaiyenin yetersiz kalacağı dikkate alınarak halkın kendisinin söndürebileceği imkânlar oluşturulmalıdır.

Doğal gaz vanası ve şebeke elektriği otomatik kapanmalı: Deprem sarsıntısı sensörü ile doğalgaz vanasını otomatik kapatan sistemin tüm kullanıcıları kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması gerekir. Şebeke elektriği, yangınlara sebep olmaması için deprem sarsıntısı sensörü ile otomatik olarak kesilmelidir.

Psikolojik sorunlar

Deprem yalnızca can ve mal kaybına yol açmıyor, ona maruz kalan insanların ruhsal durumlarında da sarsıntılara yol açıyor. Depremin yarattığı psikolojik sorunlara dikkat çeken Işık Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gülden Güvenç, deprem sonrasında özellikle çocuklarda, içe kapanma, yalnız kalamama, ebeveyne sığınma, yabancı korkusu, kaygı ve üzüntü ve okula gitmekten kaçınma psikolojik belirtiler görüldüğünü belirtiyor.

Çocuklarda etki büyük: Uzman Gülden Güvenç deprem korkusunun çocuklarda daha büyük etkilere neden olduğunu aktarıyor. Çocuklarda aşırı karanlık korkusu, içe kapanma veya yalnız kalamama, ebeveyne sığınma, yabancı korkusu, kaygı ve üzüntü okula gitmekten kaçınma, yemek-uyku sorunları, utangaçlık/saldırganlık, yatak ıslatma/parmak emme, kâbuslar, baş ağrısı gibi belirtilerin görüldüğünü söyleyen uzman Güvenç, bu belirtilerin uzun sürmesi durumunda, uzman terapisi gerektiren travma sonrası stres bozukluğuna dönüşme riski olduğunu da vurguladı.

Güvenç, çözüm önerilerini ise şöyle sıralıyor:

* Riskin yüksek olduğu yerlerde kadın, çocuk, genç, engelli bireylerin ihtiyaçlarına göre farklı psikolojik destek programları geliştirilmelidir.

* İlk müdahale için deneyimli ve eğitimli uzmanlar deprem bölgesine gönderilmelidir.

* Merkezi bir koordinasyon birimi kurulmalıdır.

* Eylem planları ve kapasite güncellenmelidir.

* STK'lar ve gönüllüler güçlendirilmelidir.

* İl idarelerine afet yönetimi eğitimi verilmelidir.

* Üniversite müfredatına afet sonrası müdahale eğitimi ile ilgili seçmeli dersler konmalı, ilk ve orta öğretimde de eğitimler verilmelidir.

* Etkileşime dayanan bir izleme ve değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır.

Bu yazı toplam 292 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar