1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Bu da bizden biri olsun
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu da bizden biri olsun

A+A-

Size Olimpiyat Oyunları'nda destanlar yazan Macar Karoly Takacs ve Amerikalı Wilma Rudolph'un ne zorluklar karşısında yılmadan aldıkları altın madalyaları anlatmıştım.a

Hani şu sağ elini kaybettikten sonra sol eliyle Dünya'nın bir numaralı keskin nişancısı Teğmen Karoly Takacs'la, üç defa felç geçirdikten sonra olimpiyatlarda madalya bırakmayan ABD'li kadın atlet Wilma Rudolph'un başarılarını...

Pistlerin gördüğü en mükemmel atletlerden birisi de ABD'li Jim Thorpe'tu. Thorpe, 1912 Stockholm Olimpiyatları'nda pentatlon ve dekatlonda Altın Madalya kazanmıştı. Thorpe'un bu başarısı büyük sürpriz olarak değerlendirilse de, dünyanın gördüğü en mükemmel atlet İsveç'te büyük bir başarı elde etmişti. Hatta İsveç Kralı V. Gustav kendisine madalyasını takarken  "Beyefendi, siz dünyanın en büyük atletisiniz" demişti. Bu mutlu olayın üzerinden 1 yıl geçmişti ki, spor camiasını şoke eden bir olay yaşandı. Thorpe diskalifiye edilecek ve madalyası elinden alınacaktı. Diskalifiye edilmesine neden olarak da 1909 ile 1910 yıllarında yarı profesyonel beyzbol oynamış olması gösteriliyordu. Bu durum zamanın amatör sporcu statüsüne aykırı davranıştı. Ancak spor camiası bir şok daha yaşayacaktı. Jim Thorpe'dan alınan madalyalar, sonraki sporculara verilecekti. Ancak beklenmedik bir şey oldu, bu sporcular altın madalyaları kabul etmediler. Çünkü, Thorpe'nin sporculuğuna büyük saygı duyuyorlardı. 1950 yılına gelindiğinde Thorpe, yüzyılın ilk yarısının en iyi atleti seçildi. 1982 yılında statüyü değiştiren Uluslararası Olimpiyat Komitesi, madalyaları aynı yıl manevi olarak kendisine iade etti. Fakat, 1953 yılında hayata gözlerini yummuş olan efsane sporcu bunu göremedi.

Johnny Weissmuller'i hemen hemen duymayanınız yoktur. 1924 Paris Olimpiyat Oyunları'nın yıldızlarından birisiydi. Weissmuller, 100 ve 400 metre serbestte kazandığı altın madalyadan başka, 4x200 metre yarışlarında birinci olan takımda yer almış ve 3 birincilik elde etmişti. Oyunlarda 3. olan Amerikan su topu takımında da oynayan efsane yüzücü, Paris'te boynuna 3 altın ve 1 bronz madalya takarak, "Havuzların Kralı" unvanını almıştı. Weissmüller, dört yıl sonraki Amsterdam Olimpiyat Oyunları'nda da 2 altın madalya daha kazandı ve olimpiyat tarihine geçti. Başarılı kulaca Hollywood kayıtsız kalmadı ve "Havuzların Kralı", tam 12 tane Tarzan filminde başrol oynayarak "Ormanlar Kralı" da oldu.

10 Şubat 1950 yılında California'da doğan ABD'li rekortmen yüzücü Mark Spitz, 1972 Berlin Olimpiyat Oyunları'na  damgasını vuracaktı. Bir Olimpiyat Oyunu'nda 7 Altın Madalya kazanan ilk ve tek sporcu olan Spitz, bu başarısıyla Olimpiyat oyunları tarihine geçti.

Efsane yüzücü, 200 metre kelebekte kazandığı madalyanın ardından, aynı gün 4x100 metre serbest bayrak takımı ile de birincilik kürsüsüne çıktı ve bir altın madalya daha kazandı. Sonraki gün 200 metre serbest finalinde 1.52.78'lik bir derece yapan ABD'li yüzücü, rakiplerini yine geride bıraktı. 100 metre kelebek yarışının da favorisi Spitz'di ve otoriteler yanılmadı. 100 metre kelebekte 54.27;  100 metre serbestte  de 51.22'lik dereceler yapan rekortmen kulaç, iki Altın Madalya daha kazandı. 4x100 metre karışık ve 4x200 metre serbest yarışlarında da takımını birinciliğe taşıyan efsane yüzücü bir olimpiyat oyununda tam 7 altın madalya kazanmış oldu. Ülkesine döndükten sonra bir süre aktif spor yaşamına nokta koyan Spitz, bir süre dişçilik yaptı ama bundan vazgeçerek oyunculuğu denedi. 1970 yılında Suzy Weiner'le evlenen Spitz, sürpriz bir karar alarak 1992 Olimpiyatları'na katılacaktı. 100 metre serbestte yarışmak isteyen Spitz, bu kararı aldığında 40'lı yaşlarını sürüyordu. Bu yüzden genç rakiplerine karşı hiç şans verilmiyordu. Nitekim bu sefer şansı yaver gitmedi.

ABD''li efsane yüzücü kariyeri boyunca 28 dünya rekorunun ve 35 ulusal rekorun sahibiydi. 1992'de başarı kazanmasa da Olimpiyatlar'da toplamda 9, tek bir  olimpiyatta da 7 altın madalyanın sahibiydi. Spitz'in bu rekoru hâlâ kırılamamıştı.

23 Ocak 1967'de Bulgaristan'ın Kırcaali kasabasında dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, 10 yaşında başladığı halter sporunda, inanılmaz başarılar kazanarak adını olimpiyat tarihine yazdıracaktı. Daha 15 yaşında Brezilya'da düzenlenen dünya gençler halter şampiyonasında iki altın madalya kazanmış, bir yıl sonra da kırdığı rekorla, halter tarihinde en genç dünya rekortmeni unvanını kazanmıştı.

1983-1986 arasında gençlerde 13, büyüklerde 50 olmak üzere tam altmışüç rekor kıran "Cep Herkülü", 1984, 1985 ve 1986 yıllarında üç yıl üst üste dünyada yılın haltercisi seçildi. 1986 yılında Sydney'de yapılan Dünya Halter Şampiyonası'nda Türkiye Büyükelçiliği'ne sığınarak iltica etti. Bu olayın 2 yıl sonrası Türkiye adına katıldığı Seul Olimpiyat Oyunları'nda, 60 kiloda 9 dünya 6 da olimpiyat rekoru kırarak, Türkiye'ye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya getiren sporcu olarak tarihe geçecekti. 1992 Barcelona Olimpiyatları'nda da Altın Madalya'ya kolay uzanan Naim, 4 yıl sonra Atlanta Olimpiyatları'nda 4 dünya rekoru kırdı; 3. kez olimpiyatlarda Altın Madalya'ya uzandı ama sakat sakat katıldığı 2000'deki Sydney Olimpiyat Oyunları'nda o da istediğini yapamayacaktı. 18 Kasım 2017'de de hayata gözlerini yumdu.

Türk milleti bu evladını unutmayacaktı. Yönetmenliğini Özer Feyzioğlu'nun yaptığı, senaryosunu Barış Pirhasan'ın yazdığı, biyografik ve dram türündeki 'Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu' filmi ile yaşatılacaktı.

Bu yazı toplam 487 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar