1. YAZARLAR

  2. Mehmet Eyüp Yardımcı

  3. Bu bir futbol yazısı değildir
Mehmet Eyüp Yardımcı

Mehmet Eyüp Yardımcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bu bir futbol yazısı değildir

A+A-

İyi günler, kötü günler avuçlarımızdan akıp giden su misali, zamanın içine gizlenmiş ama her haliyle gün gibi ortada akıp giderken, insan hep aynı soruları soruyor işte; kendisine, en yakınına, en uzağına hatta cevap vermeyecek duvarlara...

Pek bi'keyifsiz zamanlarımızda sıkça soruyoruz ya işte;

Hayat nedir?

Amacımız nedir?

Hayattan keyif almak nedir?

Gerçekten keyif nedir?

Son zamanlarda sosyal medya üzerinde gördüğüm içindeki muhteşem sorusu olan bir yazıyı aynen sizlerle paylaşmak istiyorum;

"Sabahın altı buçuğunda bir çalar saatin sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, diş fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?"

Robert Waldinger; "İnsan bir gruba ait olduğu, bu grup tarafından kabul gördüğü zaman kendini güvende hisseder. İnsan ailesiyle, arkadaşlarıyla birlikteyken ya da bir grubun üyesi olduğu zaman, "biz olmak" ihtiyacını tatmin eder. Kendisi gibi olan insanlarla dayanışma içinde olmak, insana huzur verir. Birçok bilimsel araştırma, güçlü sosyal bağlara sahip topluluğa ait olan insanların; daha mutlu, daha huzurlu, daha sağlıklı ve daha uzun hayatlar sürdüklerini kanıtladı" der.

Futbol kulüpleri, "biz" markalarıdır. Futbol taraftarlığı insanlar arasındaki farkları silip hepsini aynı renklerin çatısı altında birleştirir. Stadyumda veya televizyon karşısında maç izleyen bütün taraftarlar, eşit insanlara dönüşürler. Taraftarlık insanlar arasındaki yaş, eğitim, gelir farklarını ortadan kaldırır.

Zaten mutsuz, keyifsiz insanların "Askıda Ekmek" gerçeğiyle ekonomik sınıflandırmanın en altına ismini yazdıran çoğunluğun, futbol denildiğinde akla gelen isimlerden Franco'nun "uyku tulumlarının" yerini alan beyaz cam karşısında eğitim, yaş ve gelir farklılığının ortadan kalkmadığını sahadaki "Askıya alınmış futbol" ile biz olmaktan uzak seyir sürecinin sonucu futbolun keyfiyetinden mahrum kalmasıyla, hayatta anlamını kaybediyor açıkçası.

Futbolun tarih sayfalarına baktığımızda, bugün iğrenerek izlediğimiz, duyduğumuz birçok şeyin olmadığını görüyorsunuz.

Kadife sesli Orhan Ayhan'ın, bilmem kaç terabayt futbol hafızasına sahip, çocukluğunda annesinin ona bülbül suyu içirmesine kadar pek konuşmayan ama sonrasında bir açılıp, pir açılan Halit Kıvanç ustanın, yaptıkları iş karşılığında aldıkları maaş sorgulanmaz, sorgulanmayı bi'kenara bırakalım aklın ucundan bile geçirilmezdi.

Rakip oyuncuların bile sahada kararına saygı duyduğu Baba Hakkı'lar, Beşiktaş Kulübü ile profesyonel olarak imza atacakken kendisine belirtilen ücreti dahi konuşmadan imza atan sonrasında o parayı bile almayan Süleyman Seba gibi abideler artık yok.

Asgari ücret ile geçinmeye çalışan futbolseverin hayallerini yeşil saha üzerinde çalan, bu hayal hırsızlarını menajerlerle anlaşarak, yüksek paralar karşılığında transfer eden yöneticiler eskiden yoktu.

Rıdvan Akar'ın "Süleyman Seba 'Beşiktaş'ın Dervişi'" kitabının "II. Bölüm Yöneticilik ve Memurluk Yılları" sayfa 88'de şu satırlara rastlarsınız;

"Hakkı Kaptan ve Seba'nın olduğu bir yönetim modeli kendi ilkelerini yansıtmaya başlamıştı. Gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli olan bu transfer politikasının ilkeleri şöyleydi:

1.            Satışını isteyen futbolcu ile anlaşma yoluna gitmek, astronomik ücret istemeleri hâlinde gideceklerin üzerinde durmamak.

2.            Kadroda bulunan fakat düzenli transfer ve maaş ödenmesine karşın, yeterince verim alınamayan futbolcuları tasfiye etmek.

3.            Ucuz, lâkin istikbal vaat eden genç futbolcuları bulmak ve transfer etmek.

4.            Genç Takım kadrosundaki istidatlı oyuncuları A Takım kadrosuna katmak"

Bugün Beşiktaş'ın umumi manzarasına bakınca gelen yönetimlerin bu ilkeleri ne kadar benimsediği, kongre üyelerinin ise bu ilkeleri benimsemeden Beşiktaş'ı borç batağına götüren yönetimlere karşı gösterdikleri ilginin sonuçlarını görüyorsunuz.

Sahadaki futbolu, sistemi konuşabilmek futbol adına yazılar yazabilmek için almamız gereken yol kilometresi bizi çok yoracaktır. Yorgunluğuna değecek yolculuğa biz hazırız, peki bugünkü mevcut zihniyetin sahipleri ve uzantıları hazır mı?

Bu yazı toplam 1544 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar