1. YAZARLAR

  2. Kemal Kamburoğlu

  3. Böyle Beşiktaş görmedik!
Kemal Kamburoğlu

Kemal Kamburoğlu

HAYATIN NABZI
Yazarın Tüm Yazıları >

Böyle Beşiktaş görmedik!

A+A-

Bu bir manşet. Manşeti veren de İnönü'deki Erzurum maçı sırasında Beşiktaş'ın böööyük hocası Abdullah Avcı efendi. Yoğun Türkiye ve dünya gündemi nedeniyle spor yazısı yazmaya fazla imkan bulamıyoruz ama bu yazıyı yazmaya kendimizi mecbur hissettik. Daha önce de yazmıştık. Biz doğduğumuz gün siyah ve beyaz renkleri görmüşüz. Doğduğumuz ev Beşiktaş Köyiçi'ndeki "Kartal Heykeli"ne iki yüz metre mesafede. Rahmetli büyükbabam Nuri Paşa, rahmetli babam Selahattin Bey, rahmetli amcalarım yani tüm sülale doğuştan Beşiktaşlı. Hepsi Beşiktaş'ta doğmuşlar ve hepsi de kongre üyesiydiler. Biz de kongre üyesiyiz tabii. Rahmetli babam Beşiktaş'ın çok ünlü simalarından biriydi. Rahmetli olduğunda Karakartal dergisi uzunca bir hayat hikâyesini yayınladı. Çocukluğumuz tarihi Şeref Stadı'nda plastik topu kovalamakla, rahmetli Vedat, Kaya, Sabri ağabeyleri, Zekeriya, Sanlı, Kaya, Küçük Ahmet, Yusuf, Güven, Necmi ağabeyleri hayranlıkla izlemekle geçti. Nur içinde yatsınlar büyük Başkanımız Hakkı Yeten'in, Voleci Şeref Görkey'in ellerini öpmek onuruna eriştik. Diğer büyük Başkanımız rahmetli Süleyman Seba, efsane Beşiktaşlılardan eski yönetici Yılmaz Ekergil (kendileri hayatta ve uzun ömürler dileriz.) daha kundaktayken bizi kucaklarına almışlar. Rahmetli olanların mekânları cennet olsun. Hal böyle olunca Beşiktaş bizim için bir aile değeri oluyor ve bugünkü çökmüş hali içimizi çok acıtıyor, bizi bir şeyler yazmak mecburiyetinde bırakıyor.

Koca Beşiktaş oynadığı son sekiz maçta yedi mağlubiyet aldı. Tek galibiyetini de ancak 9 kişi kalmış Gençlerbirliği'ne karşı alabildi. Belki de sezona Ocak ayında veda etti. Tam bir kâbus tablosu! Erzurum maçı sırasında böyyük hoca Avcı, yardımcısına "Ben böyle bir takım görmedim hocam." diyor. Muhterem sanki Avrupa'dan Beşiktaş'ı izlemeye gelmiş bir rakip takımın hocası. E, demezler mi adama hoca bu takım kimin eseri? Açık ve net yazacağım; Fikret Orman (hiçbir zaman saygı duymayacağım) denilen kişi ve etrafındaki malum ekibi ile bay Abdullah Avcı'nın eseri. Başka da kimsenin değil. Eğer koskoca Beşiktaş bir TFF 1'inci lig (eski 2'nci lig) ekibine bir defa yeniliyorsa yol kazası deriz. Ama eğer ikinci kez de yenilerek kupadan eleniyorsa rezalet deriz. Hepimiz biliyoruz; Fikret Orman isimli kişi bu kulübü mahvetmiştir. Zaten tüm camia bunu bildiği için "mali genel kurulda ibra edilmemiştir." İbra edilmemiş demek "aklanamamış" belki de yargıya gidecek demektir. Orman döneminde son iki yılda yapılan transferler öyle yüksek meblağlar ve kulüp için o kadar ihanet dolu şartlar ile yapılmış ki, şimdiki yönetim kurtulmak istediği halde bunlardan kurtulamıyor. Tabii nasıl yapıldı bu transferler onu bilmiyoruz(!) Örneğin Diaby gibi bir adam bilmem ne milyon EU ile Eylül 2019'da kiralanıyor. Orman'ın yaptığı transferler ile başta Lens gibi hiçbir işe yaramayan bir yığın adama Beşiktaş'ın milyonlarca EU'sunun verildiği beyan ediliyor. Öte yandan Trabzonspor'a bakıyorsunuz 750 bin EU'ya Sörloth diye bir santrafor kiralıyor, adam 23 yaşında ligin tozunu atıyor, her maçta birkaç gol garanti. Nwakaeme, Ekuban gibi çok iyi adamları 1 milyon EU altında rakamlarla alıyor, Ndiaye'yi 176 bin EU'ya kiralayabiliyorlar. Onlar nasıl görüyor da Beşiktaş neden bunlar gibi adamları görememiş, hiç para etmeyen adamlara milyon EU'ları ödemiş Bay Orman. Cevabı tüm camia biliyor ya neyse.

Beşiktaş Başkanı Sayın Ahmet Nur Çebi ve ekibi son derece iyi niyetli ve Beşiktaş sevdası çok yüksek insanlar. Lakin dedik ya elleri kolları bağlı. Limit nedeniyle transfer de yapamıyorlar. Nasıl çıkılır bu işin içinden bilemiyoruz. Bütün bu transferler içinde en hatalı olanı da Abdullah Avcı'nın Beşiktaş'ın teknik sorumluluğuna getirilmesiydi. Biz daha Avcı Beşiktaş'a gelmeden sadece adı bile geçerken "Bu hoca bize olmaz. Beşiktaş ile Avcı'nın dokuları uyuşmaz. Arada kan uyuşmazlığı, felsefe uyuşmazlığı var. Getirmeyin. Takıma yazık edersiniz. Asırlık Beşiktaş üç günlük bir Başakşehir değildir. Asırlık Beşiktaş'ta tutmaz" diye defalarca yazdık çizdik. Açın bakın arşivler ortada. Bugün geldiğimiz noktada bizim haklılığımız ve öngörümüz ortadadır. Tribünler "Avcı git artık." diye bağırıyorlar. Tabii Avcı biraz bir şeylere sahipse aslında ikinci Erzurum faciasının sabahında "Ben gidiyorum." demeliydi. Demedi. Kimbilir belki siz bu yazıyı okurken deyiverir. Hoş sanmayız ya neyse. Açık söyleyelim; Avcı hoca ise, biz de ABD Başkanı Trump'uz. Bir defa Avcı'nın kendine güveni yok. Erzurum maçı esnasında kulübedeki yüzünü inceleyin, bantlar ortada. Kendine güveni kalmamış birisi takımına nasıl güven aşılayabilir ki? Sözünü nasıl dinletebilir ki? Bize hep şöyle öğretmişlerdi, bir komutan zafer kazanmak istiyorsa önce kendine sonra da birliğine güvenmeli. O zaman birlik de ona güvenir. Birlik, komutanın aynasıdır. Avcı'nın aynası da ikinci Erzurum maçındaki Beşiktaş takımıdır. Oyuna gerektiği zamanda müdahale edemeyen biri hoca olamaz. Sıvas maçına bakın Rıza Hoca 2-1 galip, on kişi oynadığı halde çıkardığı santrforun yerine yine bir santrfor alıyor. Defans oyuncusu alıp skoru korumaya oynamıyor. Maçın sonunda da Rıza Hoca, Avcı'yı eze eze yenmiştir.

Beşiktaş'ın çok ivedi bazı futbolcularla ve Abdullah Avcı ile yollarını derhal ayırması lazımdır. Zaten Avcı sezon sonuna kadar kalırsa önümüzdeki sezon ikinci ligde belki bir yer bulur kendisine. Beşiktaş'ın Rıza gibi, Sergen gibi, Ali gibi, Şifo Mehmet gibi, Samet gibi birçok öz evladı varken başka hoca düşünmek büyük yanlıştır. Bunlardan hangisi gelirse gelsin bize göre her biri en az on tane Avcı eder. Takımda öyle futbolcular var ki Beşiktaş formasını asla hak etmiyorlar. Hâlbuki altta, hatta kulübede bekleyen çok iyi gençler var. Beşiktaş yarından tezi yok bunları değerlendirecek bir hoca ile işe başlamalıdır. Yine yarından tezi yok Beşiktaş, safralarından kurtulmalıdır. Yine yarından tezi yok; Beşiktaş'ın bu duruma düşmesine neden olan ve Beşiktaş'ın kaynaklarını kurutanlardan yargıda hesap sorulmalıdır. Tarih göstermiştir ki; radikal kararlar büyük çıkışların başlangıcıdır. 

Bu yazı toplam 908 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar