1. YAZARLAR

  2. Hüdavendigâr Onur

  3. Bir tarih öğretmeni: Kafesoğlu
Hüdavendigâr Onur

Hüdavendigâr Onur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir tarih öğretmeni: Kafesoğlu

A+A-

Tarihçi İbrahim Kafesoğlu, Müslüman Türklerin ilim ve fikir hareketlerine geniş ölçüde katıldıklarını belirterek şöyle der:

"İslam-Türk tarihinde din ve felsefe üstatlarının çoğu Türk menşelidir. İlk büyük İslâm filosofu olan ve dünya irfanının Aristoteles'ten sonra 'ikinci öğretmeni' sayılan Fârabi, Orta Asyalı bir Türk idi. Ünlü filosof ve tabib İbni Sîna, büyük matematikçi Harezmi, tarihin meşhur sufileri Mevlâna, Yunus Emre vb. Türk kültür çevresinde yetişen ve adları medeniyet tarihine altun harflerle yazılı simalardır."

Ömrü boyunca ilmi araştırmalara önem veren Kafesoğlu'na göre, sanat sahasında Türklerin oynadığı rol büsbütün azametlidir. İşlemecilik, kıymetli maden işçiliği, oymacılık ve süsleme sanatlarında müstesna eserler veren ve yeryüzünde orijinal mimariye sahip üç milletten biri

olan Türklerin bu sahadaki seviyesini anlamak için her biri kendi nev'inde birer şâhika vasfını taşıyan İstanbul'da Süleymaniye'yi, Konya'da Sultan Hanı'nı ve Hindistan'da  Taç Mahal'i hatırlamak kafidir.

Türklerin çok köklü bir kültürün sahibi ve temsilcisi olduklarını belirten Kafesoğlu, ilmi araştırmaların Türklerin Orta Asya bozkırlarında gelişen bir kültürün yaratıcısı olduklarını ortaya

çıkardığını ifade ediyor. Bu kültürün merkezinde at olduğunu anlatan Kafesoğlu, sözlerine şöyle devam ediyor:

"Türkler tarafından ehlileştirilip insanlığın hizmetine verilen at sayesinde eski Türkler sür'at mefhumunu kavramışlar, komşuları üzerinde tesis ettikleri hâkimiyetle dünyanın ilk fâtihleri olarak görünmüşler ve yine kurdukları devlet ile ilk hukuk koyucu millet olmak şerefini kazanmışlardır. Türklere yabancı kavimlere nazaran üstünlük sağlayan bir madde de demirdi. Demircilikleri ile meşhur atalarımız bu madenden imal ettikleri silahlarla kolayca fütühat yapabiliyorlardı."

Askerlik ve orduların teşkilinde de Türklerin öncü olduğunu ifade eden Kafesoğlu, "Çinliler, Romalılar, Bizanslılar ve başkalarının askeri birliklerini Türk örneğine göre teşkilatlandırdıklarını" belirtiyor.

Türklerin denizlerden uzak kara ikliminin çocukları olduğunu anlatan Kafesoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu itibarla siyasi hakimiyet ve kültürel tesirleri daha ziyade büyük kıt'a şartlarına dayanıyordu. Bazı tarihçiler tarafından 'Türk Asrı' diye anılan 16. yüzyılda bu durum en yüksek seviyesine ulaşmıştı."

Abdülkadir Donuk, Kafesoğlu'nu şöyle anlatıyor: "Mesleğinin ilk 15 yılını Selçuklu devri Türk tarihi meselelerine hasreden Kafesoğlu, ömrünün son 25 yılından fazlasını talebeliğinden beri büyük merak duyduğu İslamiyet öncesi Türk tarih ve kültür mevzuularına vermiştir. Ele aldığı konuları eldeki mevcut bütün kaynakların da yardımıyla bir terkib süzgecinden geçirerek değerlendirirdi."

Bu yazı toplam 619 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar