1. YAZARLAR

  2. Harun A. Altuntaş

  3. Bir Ağrı Dağı Efsanesi -1-
Harun A. Altuntaş

Harun A. Altuntaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Ağrı Dağı Efsanesi -1-

A+A-

Kur'an'ın Ankebut suresinin 14. ayetinde; "Andolsun ki Nuh'u kavmine gönderdik de, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Onlar zalim kimseler iken nihayet tufan onları yakaladı. Fakat Nuh'u ve gemi halkını kurtardık. Ve bu hadiseyi âlemler için bir ibret kıldık" denmektedir.

Hud suresinin 40-44. ayetlerinde de, "Nihayet azabımız gelip kazan kaynadığında Nuh'a dedik ki; Her birinden ikişer çift ve üzerine azap sözümüz geçenler müstesna ehlini ve iman edenleri gemiye bindir. Ve zaten onunla beraber iman edenler pek azdı.

Nuh dedi ki; Gemiye binin, onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın ismiyledir. Şüphesiz ki Rabbim Gafurdur ve Rahimdir.

Ve gemi onları dağlar gibi dalgaların arasında götürdü. Ve nihayet şöyle denildi: Ey yer suyunu yut, ve ey gök suyunu tut. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi'nin üzerine oturdu. Ve zalimler topluluğu helak olsun denildi."

Yine Tevrat'ın birinci kitabı Tekvin'de Nuh'un Gemisi, tanrının büyük bir sel tufanından Hz. Nuh'a ailesi ve dünyadaki hayvanlardan birer çifti taşıyabilecek şekilde inşa etmesi emredilen gemi olarak geçiyor. Tekvin'e göre tanrı, Nuh Peygambere geminin nasıl yapılacağına dair bilgiler verdi. Nuh'un Gemisi 150 gün boyunca süren Büyük Tufan boyunca suda kaldı. Suların çekilmesi ile beraber de Nuh'un Gemisi tekrar karaya oturdu.

İşte kutsal kitaplardaki bu ayetler, yeryüzünde yaşanmış büyük bir tufanı  bizlere haber veriyor. Öyle bir tufan ki, yer yüzünün bir bölümünü kaplamış ve bir uygarlığı ortadan kaldırmıştı. Sadece kutsal kitaplar değil, başta tarihçiler ve arkeologlar olmak üzere bilim adamları da binlerce yıl öncesinde yeryüzünde bir tufanın koptuğunda hem fikir.

Bir uygarlığın birdenbire ortadan kalkması durumunda ki bu bir doğal felaket, ani bir göç veya bir savaş sonucu olabilir bu uygarlığa ait izler çok daha iyi korunmaktadır. Çünkü bu gibi felaketlerde, insanların içinde yaşadıkları evler ve günlük hayatta kullandıkları eşyalar, kısa bir zaman içinde toprağın altına gömülmekte ve böylece uzunca bir süre insan eli değmeden saklanmaktadır. Ve nihayet gün ışığına çıkartılmalarıyla da geçmişteki yaşam hakkında önemli ipuçları sunmaktadırlar.

Nuh tufanıyla ilgili birçok delilin günümüzde ortaya çıkarılması da bu sayede olmuştur. MÖ 3000 yılları civarında gerçekleştiği düşünülen tufan, tüm uygarlığı bir anda yok etmiş ve bunun yerine tamamen yeni bir uygarlık kurulmasını sağlamıştır. Böylece tufanın açık delilleri, binlerce yıl boyunca korunmuştur.

Mezopotamya Ovası'nı etkisi altına alan tufanı araştırmak için yapılmış birçok kazı vardır. Bölgede yapılan kazılarda başlıca dört şehirde, büyük bir tufan sonucu gerçekleşmiş olabilecek sel felaketinin izlerine rastlanmıştır. Bu şehirler Mezopotamya Ovası'nın önemli şehirleri Ur, Uruk, Kiş ve Şuruppak'tır. Bu şehirlerde yapılan kazılar, bunların tümünün MÖ 3000'li yıllar civarında bir sele maruz kaldıklarını göstermektedir.

Leonard Woolley bu tufanı araştırmış çok önemli bir bilim adamıdır. British Museum ve Pennsylvania Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen bir kazı çalışmasına da başkanlık etmiştir. Sir Woolley, kazılarını Bağdat ile Basra Körfezi arasındaki çölün ortalarında gerçekleştirdi. Reader's Digest dergisinde Woolley'in kazıları şöyle anlatılmaktadır:

Kazı yapılan bölgede, derine inildikçe çok önemli bir buluntu ortaya çıkarılmıştı. Bu, Ur şehrinin krallar mezarlığıydı. Araştırmacılar Sümer krallarının ve soyluların gömülmüş olduğu bu mezarlıkta birçok efsanevi sanat eserlerine rastladılar. Miğferler, kılıçlar, müzik aletleri, altından ve kıymetli taşlardan yapılmış sanat yapıtları.

İşçiler, çamur olmuş tuğlaların içinden bir metre kadar derine daldılar ve çanak çömlekleri çıkarmaya başladılar. "Ve sonra birdenbire herşey durdu." Woolley böyle yazıyordu: "Artık ne çanak, ne çömlek, ne kül vardı, yalnız suyun getirdiği temiz çamur..." (Devam edecek.) 

Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar