1. YAZARLAR

  2. Mehlika Figen Yazar

  3. Bilgi mi, bilgelik mi?
Mehlika Figen Yazar

Mehlika Figen Yazar

Sonsuz Bilinç
Yazarın Tüm Yazıları >

Bilgi mi, bilgelik mi?

A+A-

İnsanoğlu'nun zihin kapasitesi boş bir kap gibidir. Doğduğumuz günden itibaren sürekli öğrenme, araştırma, keşfetme merakı bizleri diğer canlılardan ayıran en temel özelliktir. Okullu günlerimizden tutun da diğer bütün yaşam alanlarımıza kadar deneyimlediğimiz her şey, okuduğumuz her bir yazı, kendimize kattığımız her bir eğitim, diploma, beynimizin daha farklı loblarının da çalışmasına olanak sağlar. Ne kadar bilirsek o kadar düşünürüz. Yani düşüncelerimiz bilgilerimizle sınırlı olur. O nedenle toplumda da bilgili insan değer ve saygı görür. Anlayacağınız bilgi bizler için çok değerli bir kaynaktır. Her gün öğrenmeye açık olmalı ve yenilikleri kendimize katmaya gönüllü olmalıyız. İşte o zaman hayatımız boyunca kendimizi geliştirir ve aydınlanmaya doğru yol alırız.

Peki bilgili insanın nasıl bir hayatı olur? Tabii ki bilgisi ile toplumda bir saygınlığı olur. İnsanlar ona bilgili olduğu için daha hürmette bulunur. Belki parasal durumunu da bu etkiler, örneğin akademisyenler gibi. Bakış açıları bildikleriyle sınırlı bir hayat felsefesinde yaşarlar. Daha sol beyin ve mantıksal alandan hayata bakar. İnsanlara karşı toplumun kabul gördüğü ve bu konularda edindiği bilgiler doğrultusunda bir davranış biçimi sergiler. Elbette bu anlattıklarım bir genelleme. Tüm bunlar kişilere göre farklılıklar oluşturabilir.

Şimdi buraya kadar anlattıklarım her insanın istediği bir hedef bilgili, kültürlü ve toplumda bu yönde kabul görülmeyi istemek. Çocuklarımız için de eğitim görmüş, bir meslek sahibi olmuş bilgili bir insan olması için uğraş veririz. Halbuki bir de bu kavramın ötesinde bilgelik dediğimiz bir alan var. Genelde hiç birimiz çocuklarımızı bilge yapmaya çalışmayız.

"Bilgelik nedir" diye sorduğunuzda hayata olan bakış açımız diye cevap verebilirim. Peki nasıl bir bakış açısı bu? Az önce bahsettiğimiz tüm bilgileri kendimizde içselleştirerek bilinç kabımızı genişleterek yapabileceğimiz bir durumdur bu. Bilgelikte tüm insanlığa karşı hoşgörü, sevgi ve tekamül vardır. Kendimizi fark etmiş ve sistemin nasıl işlediğini artık öğrenmişizdir. Hayatımızı da bu şekilde yaşamak için adım atarken bir yandan da ben, sen değil birlik bilinci'ni kendimize kabul ettirmişizdir. Tabii bilge olabilmek için de öncelikle bu alanlar hakkında bilgili olmak gerektiğinin altını çizmek istiyorum her şekilde.

Kendimizi, evreni, bu kainatın işleyiş biçimini, bilimi, biyolojiyi, kimyayı, fiziği, psikolojiyi, sosyolojiyi, her ne kadar bilirsek o doğrultuda sistemin farkındalığına daha fazla varırız. Ancak şu da bir gerçek; bazı bilgiler bizleri o bilgilerin içine sıkıştırabilir. Yani bir konu ya da bir durum hakkında tanımlarımız oluşmuştur. Aldığımız eğitimler doğrultusunda. O tanım bizim bakış açımızı oluşturacak ve bir şekilde bir tanım hapishanesinin içine kendimizi koymamıza neden olabilecektir. Halbuki bilge'likte tanımlamalardan da özgürleşme durumu söz konusudur. Tasavvufta her şey ya da hiçlik makamı dediğimiz anlamda her şey olmak için duvarlarımızı temizlemeli, hiç olabilmek için de kimlik'lerimizden özgürleşmeye gönüllü olmalıyız.

Bilgili insan aydınlanmış, bilge insan ise uyanmış olur. Ünlü Şaman öğretmeni Dr. Alberto Villoldo, şamanların bilgi ve bilgelik hakkındaki tanımını şöyle yapar "Bilgi, suyun H2O olduğunu bilmektir. Bilgelik ise yağmur yağdırabilmektir."

Yani bildiklerimizle yalnızca biliyor oluyoruz. Bilgelikte ise içselleştirmek ve hayata daha büyük resimden bakabilmek söz konusudur.

Bilge olan bir insan hem fiziksel hayatını hem de maneviyatını hissederek yaşayan insandır. Hayata beş duyu organıyla değil, tüm içsel ve sezgisel yeteneklerini de kullanarak bakar. İnsanların içindeki ruhu ve hisleri görür. Bu hayatın sihrinin kendisinde olduğunu artık idrak etmiştir. İçinde yaşadığı sorunları sorun olarak değil, kendisini geliştirecek ve değiştirecek bir hediye olarak görür. Mevcut olaylar ve durumlar karşısında akışta olur ve ilahi sistemin planına güvenir. Bilge insan özbenliği ile sürekli iletişim halinde olup hayata daha büyük resimden bakar. Bununla birlikte hiç kimseyi yargılamaz ve bilir ki yargı sadece insanlara yıkım verir. İçindeki koşulsuz sevginin onu ışıkla doldurduğunun farkındadır. İç görüleri açıldıkça hayat felsefesi daha da ilahi sevgiyle dolar.

Bu doğrultuda bilge insanın davranışları da farklı olur. Etrafına yaydığı enerjinin ışığını çevresindeki herkes fark eder. Her ne kadar insanlar ne olduğu ile ilgili bir tanımı olmasa da kendilerini huzurlu ve iyi hisseder. Bilgi bir başkasına anlatılabilir aktarılabilir ancak bilgelik sadece kişinin yaşayabileceği bir olgudur. Hiç kimseye aktarılamaz. Bilgili insan ağaçları tek tek görür, bilge insan ormanın bütününü görür. Bilgi içselleştirilip deneyimlenmedikçe ve davranışlara geçirilmedikçe bilgece davranılmış olunmaz. İşin sırrı içimizdeki enerjiyi görmek ve o enerjinin kendisi olabilmeyi idrak etmektir. Yeri geldiğinde bilge insan yağmur olur, su olur, dağ olur deniz olur. Her şey olur ve yeri geldiğinde tüm kimliklerinden ögürleşir ve hiç olur. Egosunu nasıl yola getireceğini bilir çünkü.

Tarih boyunca Aborjinler, Kızılderililer, Şamanlar bilgelik yolunda ilerlemiş ve yaşadıkları çağların çok daha ötesine geçmişlerdir. Alemlerin ve boyutların ötesine geçebilmeyi başarmışlar ve bu bilgelik bilgilerini nesilden nesile aktarmışlardır. Herkes bilge olabilir aslında. Tek yapmak gereken şey bu hayatı seçmek'tir. Bilinçaltımızdaki hipnozlardan temizlenmek de bilgeliğe açılan bir kapıdır. Çünkü her bir bilinçaltı temizliği bizim farkındalığımızı ve uyanışımızı sağlar.

Bu yazı toplam 881 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar